Günay: Demokratikleşme ve barışın kalbi İmralı Adası’dır
İmralı’daki tecrit uygulamasıyla ülkede demokratikleşmenin sağlanamayacağını belirten HDP Milletvekili Ebru Günay, “Demokratikleşme ve barışın kalbi İmralı Adası’dır. Siz orayı karanlık tutarsanız, bu ülkenin tamamına vaat edilen demokrasi ve barışı getiremezsiniz” dedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in 8 Kasım 2018’de İmralı tecridine karşı başlattığı ve tüm cezaevlerine yayılan süresiz dönüşümsüz açlık grevi ile 30 Nisan itibariyle başlatılan ölüm orucu eylemleri sonucunda avukatlar 8 yıl sonra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüştü.
Avukat görüşme yasağı 27 Temmuz 2011 tarihinden itibaren başlarken, 2013-2015 yılları arasında devlet ile Öcalan arasında yürütülen diyalog sürecinde sayısız görüşmeler gerçekleşti, ancak bu süreçte avukatların İmralı’ya gidişlerine “OHAL” ve "5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun gereğince hükümlüler hakkında getirilen kısıtlamalar" gerekçe gösterilerek izin verilmedi.
17 Nisan'da itiraz edildi
20 Temmuz 2016 itibariyle Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında avukatlara 4 kez, 6’şar aylık yasaklama getirildi. Son olarak Bursa 1’inci İnfaz Hakimliği 13 Mart tarihinde aldığı 2019/1299 esas, 2019/1300 sayılı kararıyla “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun Gereğince Hükümlüler Hakkında Getirilen Kısıtlamalar” içeren 5275 sayılı Kanun’un 59’uncu maddesi kapsamında avukatların Öcalan ve diğer 3 isimle görüşmelerini 6 ay süreyle yasakladı.
Bu karar üzerine avukatlar, 20 Mart’ta Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme, 17 Nisan’da Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği mütalaa doğrultusunda 13 Mart tarihli karara yönelik itirazın kabulüne karar verdi.
4 görüşme gerçekleşti
Savcılığın mütalaasını dikkat alan mahkeme, 5275 sayılı madde dayanak gösterilerek “disiplin suçu” gerekçesiyle avukatların müvekkilleriyle görüştürülmemesi kararını kaldırdı.
Kararın kaldırılmasından sonra avukatlar, 2 ve 22 Mayıs ile 12 ve 18 Haziran’da dört ayrı görüşme gerçekleştirdi.
Tecrit sisteminin lağvedilmesi
Ancak 18 Haziran’dan sonra avukatların yaptığı görüşme başvuruları ya cevapsız bırakılıyor ya da OHAL kapsamında getirilen yasaklama kararları gerekçe gösterilerek reddediliyor. Öcalan’ın avukatlarından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin Milletvekili Ebru Günay, 8 yıl aradan sonra sağlanan görüşmelerin yeniden engellenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İmralı Adası’ndaki tecrit uygulamasının bir sistem olduğu vurgulayan Günay, tecrit sisteminin avukat ve aile görüşmelerinin sağlanmasıyla ortadan kalkmadığını söyledi. Avukat ve aile görüşlerinin sağlandığı dönemlerde de tecrit uygulamasının devrede olduğuna işaret eden Günay, “Tecrit tamamen ortadan kaldırıldı diyebilmenin tek bir yolu var; İmralı tecrit sisteminin lağvedilmesi ve Sayın Öcalan’ın ve beraberindeki bütün siyasi mahpusların özgürlüğüne giden yolla gerçekleşen bir süreçtir” dedi.
'Hükümet hukuki hakları bile yerine getirmiyor'
İmralı Adası’nda sağlanan 2 Mayıs görüşmesi ardından Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tarafından kısıtlamaların kaldırıldığına ve görüşmelerin sağlanabileceği yönündeki açıklamalarını hatırlatan Günay, “Açıklama yapıldı, ancak yine görüşme başvurularına cevap verilmiyor. Hükümet söz verdiği hususları dahi, kamuoyunda deklare ettiği hukuki hakları dahi yerine getirmediği bir pozisyonda duruyor. Aslında tecridi bu ülkenin demokratikleşmesi sorununu görmezden gelen ve yok sayan hükümet, tecrit meselesini sadece avukatlarla görüşmeye indirgiyor. Ama öyle bir durum değil. Yani tecridin kendisi aslında daha sistemsel bir sorun ve maalesef savaştan beslenen bir niteliği var. Türkiye’deki tecrit sistemini kendisi aslında savaştan besleniyor. Çünkü reel durumu bu son dört görüşmede çok açık gördük” diye konuştu.
Hükümetin savaş politikası
Tecrit uygulamasının savaşa hizmet etmesine karşı Öcalan ile yapılan dört görüşmede verilen mesajların ülkenin demokratikleşmesi ve barışın sağlanması temelinde olduğunu ifade eden Günay, “Sayın Öcalan ölümlerin önüne geçen, toplumsal barışı sağlamaya çalışan hamleler yapıyor. AKP hükümeti savaş politikalarından beslendiği için bunun önünü açmak istemiyor. Tecritte tutulmasının sebebi bu; çok aktif bir şekilde yürütülen bir savaş politikasıdır” diye belirtti.
Tecrit uygulamasının savaş politikalarının sürdürülmesi anlamına geldiğini hatırlatan Günay, “Pençe operasyonları, AKP’nin Rojava politikası, Rojava’ya yapılan yığınaklar, Kuzey Suriye’ye tehditler bunlardan sadece bir kaçı. Ancak İmralı Adası’nda Sayın Öcalan ile yapılan her görüşmede, barış politikalarını esas aldığını görüyoruz. Görüşmelerin sürdürülmesi durumunda bu coğrafyada topyekün barışçıl bir sürecin sağlanması anlamına geliyor” diye konuştu.
'Ellerinde hukuki bir gerekçe yok'
18 Haziran sonrasında yapılan görüşme başvurularının reddedilmesi gerekçelerinin OHAL kapsamında KHK’yle getirilen kısıtlamaların olduğuna dikkati çeken Günay, şöyle devam etti: “OHAL sürecindeki kısıtlamalar daha sonra kanunlaştı, yasalaştı. Dolayısıyla benzerlikler göstermesi çok normal. Aile görüşmeleri ilişkilerinde cevap tam da bu ama avukat görüşlerinde herhangi bir cevap yok. Çünkü avukat görüşlerine dair ellerinde bir hukuki gerekçe yok. Sonuçta bu ülkede Adalet Bakanlığı çıktı, ‘tecritte dair hiçbir hukuki engel kalmamıştır’ dedi. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ‘avukatlar gidebilir, hukuki bir engel yoktur’ dedi. Aslında hukuki engel olmama hali devam ediyor, ama şimdi cevap vermiyor.”
Yapılan görüşme başvurularının reddedilmesinin yasal gerekçelerinin bulunmadığını ifade eden Günay, şunları söyledi: “Bir ülkeyi yönetmek ciddiyet ister. Bu kadar yakıcı bir sorunun olduğu ülkede, gündeme dair çok ciddiyetle yaklaşmak gerekir. Görmezden gelince sorun çözülmüş olmayacak.”
Hükümetin halen bir kararlaşması yok
Öcalan’ın, görüşme trafiğinin sürdürülmesine dair “30-40 gün sonra netleşir” ifadelerini anımsatan Günay, şunları dile getirdi: “Öcalan aslında barış stratejisini ya da çözüm stratejisini günlük politikalarla, kısa süreli politikalarla heba edecek lider değildir. Çok esaslı etkenlerden biri, hükümetin tecrit konusundaki kararsızlığına işaret ediyor. Hükümetin hala bir kararlaşması yok. Bu konuda tavır sahibi değil. Avukatlara cevap vermemesindeki sebepte bu, bir tavır sahibi değil.”
'Hükümet tavrını açıklasın'
Hükümetin tecrit uygulamasındaki tavrını açıklaması gerektiğini belirten Günay, şunları ifade etti: “İmralı tecrit sistemini ortadan kaldıran, avukat ve ailelerinin düzenli görüşmesini sağlayan bir süreci başlatmalı. Bu tecrit Türkiye’nin demokratikleşmesine giden bir yoldur. Demokrasi bir bütündür, ülkenin bir tarafını karanlık tutup, geri kalanını demokratikleştiremezsiniz. Bu mümkün değil. O karanlık nokta er ya da geç bütün ülkeyi etkiler.”
'İmralı demokratikleşme merkezidir'
Tecrit uygulamasının sürdürülmesiyle ülkede demokratikleşmenin sağlanamayacağını dile getiren Günay, sözlerini şöyle tamamladı: “İmralı Adası bu ülkenin demokratikleşmesinin merkezidir. Demokratikleşme ve barışın kalbi İmralı Adası’dır. Siz orayı karanlık tutarsanız, bu ülkenin tamamına vaat edilen demokrasi ve barışı getiremezsiniz. Dolayısıyla bir an önce bu süreç son bulmalı, İmralı Adası’ndaki hukuki haklar kullandırılmalıdır. Bu kimseye kaybettirmeyecek. Evet, savaş politikalarına kaybettirecek ama bu ülkenin toplumsal barışına kazandıracaktır.”
MA / Özgür Paksoy