Bir yanda devletin ve hükümetin „Medyası“ bir yanda halkların özgür basını…
„Medyaya“ boya, cila, zevk u sefa… Yetmez! Makam arabaları, devlet ricalinin seyahatlerinde özel tarife… Özgür basına, bombala, yak, öldür hala varlığı devam ediyorsa tutukla, hapset, kapat…
„Geçmişte gazeteciler öldürülüyordu, şimdi tutuklanıyor!“
„Geçmişte gazeteler bombalanıyordu, şimdi kapatılıyor!“
Özgür Gündem’in „Bir ay süreyle kapatılması“ için doğal ve olağan bir durummuş gibi bu iki cümle kullanılıyor!
„Tutuklamak, öldürmekten… Kapatmak, bombalamaktan iyiymiş!!!“
Bu durumu „Kanıksamış“ olmak içler acısı! Ama neylersin ki Türkiye’de insanlar devletin inkar, nefret, şiddet içeren uygulamalarına ve yasaklamalarına hayret etmiyor! Tam tersine kazara demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri gözeten bir gelişme olunca buna hayret ediyorlar. Haksız da sayılmazlar hani. Devlet haklar konusunda cimri, zulüm konusunda pek cömerttir! Hele AKP… AKP’nin terazisi hakları dirhem ile zulmü okka ile tartıyor. Eskiler teraziye „Mizan“ terazinin adaletine de „İzan“ derdi. Mizan bozuk olunca izana lüzum kalmıyor!
Devletin geleneksel bir politikası var. Türk/İslam dışındaki kimlik ve kültürler „Yasak!“ Yasağa karşı ses çıkarana katmerli cezalar vermek, öldürmek serbest. Bu rezaletin adı da „Milli birlik projesi!“ 
Madımak katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur! AKP yargısı bu dava için „Zaman aşımı kararı„ verdi!!! Başbakan „Bu karar Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun!“ dedi. Bu cümle „İyi ki bu katliamı yaptınız“ demekle eş anlamlıdır.
Roboskî katliamı için „Uydur kaydır ipe diz. As boynuna Keloğlan.“ Siyaseti yürüten AKP her gün yeni bir zırva üretmeye devam ediyor. Pek muhterem medya hazretleri de mal bulmuş AKP’li gibi üzerine atlayıp manşet yapıyor! Vay efendim „4+4+4’ten sonra, dershaneler kapanacak da okul olacakmış!“ Bozacı AKP, şıracı medya… Bozacı ile şıracı „Uydur kaydırlarına“ inanmamızı bekliyorlar.
20 yıllık bir geçmişi olan Özgür Gündem/Özgür basın 20 bin yıllık insanlık tarihini temsil ediyor. „Farklı olanı yok et!“ ilkesi ile hareket eden Türk/İslamcı Milli birlik Projesi ne Özgürlüğün Gündemine ne de gündemin özgürlüğüne tahammül edemiyor.
Uyduruk gerekçelerle tutuklanan gazeteciler için „Onlar terörist“ diyen Başbakanın yargısı Özgür Gündem için „Terör örgütü propagandası yapıyor!“ dedi.
Başbakan 2005’te „Kürt sorunu benim sorunumdur!“ dediğinde henüz „Çıraktı.“ Kimilerine göre „Kalfalıktan ustalığa“ geçerken Başbakana „bir haller“ oldu ve „Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır“ demeye başladı! Evet, ortada bir „terör“ olduğu doğrudur. Ama terör nedir? Sorun mu terörü doğurur? Terörün mü sorunu doğurur? El cevap; Maddi bir varlık, toplumsal, kültürel, etnik bir gerçek olan halkları ve inanç gruplarını inkar etmek ve bunların her türlü insani, demokratik faaliyetlerini yasaklamak insanların ve toplumların yaşam hakkına kast etmek terördür. Dolayısıyla „Sorun“ egemen ve iktidar olanın inkar, nefret ve şiddet uygulamasından doğar. Sonrası kaos olur, karmaşa olur ve içinden çıkılmaz hale gelir. İmha, nefret ve şiddeti sistematik bir politika olarak uygulayanlar insanlaşırsa ortada sorun kalmaz. Bu gün „Medya“ ile hükümet özgür basına karşı ittifak halindedir. Medya yasaklama, kapatma ve tutuklama zulmünün ortağıdır.
Ebu Müslim Horasani der ki „Zalime yaranmak için mazlumu incitmeyin. Zira mazlumun dostluğu zalimin düşmanlığından daha güçlüdür!“