Güney Kürdistan'da yaşanan ekonomik ve siyasi kriz, ağır toplumsal sorunları da beraberinde getiriyor. Yaşanan ekonomik ve siyasi krizin kadınlar üzerindeki psikolojik etkilerini değerlendiren Silêmanî Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Şîrîn Hisên, "Erkeğin çözümsüzlüğü evde ya da iş yerinde kadına karşı şiddet olarak dönüyor" dedi. 

Federal Kürdistan Bölgesi'nde yaşanan kaostan en çok kadınların etkilendiğini ifade eden Şirin, "Bölgemizdeki kadınların psikolojik olarak ne hükümete ne de erkeklere güveni kalmamış. Erkeklerin siyasi anlayışı tıkandığında, çözüm bulamadıklarında bunun kurbanı yine kadınar ve çocuklar oluyor. Erkek eve geldiğinde ya eşine ya da çocuğuna şiddet uygulayabiliyor" diye konuştu. 


Kadın kime, nasıl güvensin?

Kadınların güvensizliğinin temelinde yönetim organlarının erkeklerin insafında, keyfi olarak kullanılmasını gösteren Hisên, şöyle dedi: "Bu ülkeyi erkekler yönetiyor. Devlet kurumları erkeklerin denetiminde ve onlar da keyiflerince kullanıyorlar. İnsan psikolojisini etkileyen ve yemek uyku kadar ihtiyaç olan bir duygu da güven duygusudur. Burada büyüyen bir çocuk kendisine güvenmez. Evde, okulda sokakta kendisine güven duymaz. İnsanlarımızın hükümete güveni kalmamış. Bu sebeple öfkeliler. Hükümet bir anne ve baba gibi halkına bakmalı. Bu halkın, kadınların niye kızgın olduğunu bilmeliler. Halkın güveni niye kırılıyor? Kendi seçtiği parlamenter rahatlıkla görevinden alıkonuluyor. Kadınlar katlediliyor ama katiller yargılanmıyor, elini kolunu sallayarak aramızda dolaşabiliyor. Bu durumda kadınlar kime güvenecek?"


Çocuklar bile anormalliğin farkında

Hisên, bölgede yaşanan savaşlardan kaynaklı insanların kendilerini güvende hissetmediklerini ve geleceklerinden endişe duyduklarını ifade ederek, "Geleceğimiz var mı yok mu bilemiyoruz. Bunu sadece kadınlar için söylemiyorum. 6 yaşındaki bir çocuk bile yaşam koşullarının normal olmadığının farkında. Annelerimiz çocuklarını umutsuz bir ruhla büyütüyor. Hemen yanı başımızda bir savaş yaşanıyor ve çocuklarımız bu savaşın içerisinde. Kadınların çocukları savaşta ölüyor, kızları şiddete kurban gidiyor. Böyle bir durumda bir anne çocuğunu nasıl büyütebilir ki?" şeklinde konuştu. 


Kadın örgütleri parçalı olmamalı

Kadınların, yaşadıkları zorluklara rağmen ayakta durduklarını kaydeden Hisên, buna karşılık kadın örgütlerini kendi partilerinin dışına çıkamamakla, parçalı durmakla eleştirdi. 

Kadınların hemcinslerini sevip, güvenmeleri gerektiğinin altını çizen Hisên, "Kadınlar ille bir partiye bağlı olmak zorunda değiller. Kendi sorunlarını kendileri çözmeli, erkeklere bırakmamalılar. Yaptığı şeye inanmalı, kendisine güvenmeli. Kadınlar kendi aralarında sevgiyi geliştirmeliler. Kendi cinsini sevmeyen, diğer kadınlar için de bir şey yapamaz. Kendimizi bu noktada ikna etmeliyiz, kendimizi savunmalıyız" dedi.


Medya kadın katliamlarının önünü açıyor

Kadın psikolojisi üzerinde medyanın da rolüne değinen Şîrîn Hisên, medyanın dilinin kadın katliamlarını meşrulaştırdığını ifade etti. Varolan bütün kurumların olduğu gibi medyanın da erkeklere ait olduğunu söyleyen Hisên, "Toplumun psikolojisinden anlayan var m? Her bir haber ya da görüntü neye hizmet ediyor?" sorusunu sorarak, kadına yönelik şiddetin kökenine inmek yerine 'eşine ihanet ettiği için öldürüldü' şeklinde ele alarak, kadın katliamlarını sonuna kadar meşrulaştırdığına dikkat çekti. Hisên, medyanın pozitif ayrımcılıkla bu yaklaşımını aşmasını umduğunu sözlerine ekledi. 


ŞENGAR BIRADOST/NEWROZ DIJWAR/JINHA/SILÊMANÎ