Kürt iç diplomasisi güney Kürdistan merkezli tansiyonu yüksek bir haftayı geride bıraktı. 21 Eylül’de HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş öncülüğünde geniş bir heyet Hewler’den başlayarak Kerkük ve Süleymaniye’yi de kapsayan bir görüşme serisi gerçekleştirdi. Ardından 24-25 Eylül tarihlerinde KNK tarafından organize edilen, güney Kürdistan sorunlarına çözüm çalıştayı, dört parça Kürdistan’dan katılımlarla bir ilke imza attı. 

Oldukça hassas ve kırılgan bir dönemden geçen Ortadoğu ve Kürt siyaseti açısından, Kürtler arası gelişen bu diplomasi trafiği kuşkusuz önemliydi. Zira geri dönüşü olmayan bir dönemden de geçiyoruz. Ve ayrıca bölgenin siyasi ve idari coğrafyası birinci paylaşım savaşından sonra ilk defa bu denli bir sarsılmayı yaşıyor. 

Önemli soru şu, bu hassas dönemde Kürtler iç sorunlarını aşarak, ulusal birlik perspektifiyle bir çatı altında birleşebilecekler mi?

Hem HDP heyetinin ziyaretlerinde hem de KNK’nin organize ettiği çalıştayda spesifik olarak güney Kürdistan’da yaşanan sorunlara çözüm yolları aransa da, Kürt ulusal birliğinin sağlanmasının gerekliliği koruyor. Zira, Kürdistan coğrafik açıdan halen 20. yüzylın ortaya çıkardığı yapay sınırlarla parçalanmış olsa da bunun düşünsel ve duygusal açıdan Kürt toplumundaki karşılığının halen böyle olduğundan söz edilemez. Kaldı ki, 20.y.y.’lın bölge ve dünya sistemi, siyasi ve askeri güç dengeleri bakımından köklü alt-üst oluşu yaşarken, Kürtlerin aynı şekilde kalmasını, kendilerine reva görüleni sineye çekerek köşede durmalarını beklemek de olanaksızdır. 

Ancak mevcut olanı kabul etmemek de artık yetmiyor. Kürt siyasetinde de yeni bir zihniyet ve köklü yeniden yapılanma zorunluğu da kendini dayatıyor. Fakat, total düzeyde bakıldığında Kürt siyasetinin temel çıkmazının tam da burada olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Ulusal birlik; parçalar ve güçler arası karşılıklı sorumluluk ve görevler yüklenmeyi gerektiriyor. Güney Kürdistan siyaseti ve iktidarının elindeki önemli siyaset ve diplomasi imkanlarına rağmen maalesef halen bunu doğru ve etkili kullanmaktan son derece uzaktır. 

Son bir yıldır Ortadoğu’da siyasal ve askeri açıdan gidişatın yönünü belirleyen temel aktör Kürtler olmasına rağmen güney Kürdistan siyaseti ve yönetimi tam bir körlük durumuyla iç çelişki ve çatışmalarla Kürtlere kaybettiriyor. Petrol zenginliğine dayalı sistem ve siyaset iflas etmiş, parlamento işlevsiz durumda. Böyle olunca diğer parçalarda yürütülen mücadeleye de gerekli desteği sunamadı, sunamıyor. Tüm bunlar bir yana, kimi partiler bu dönemde Kürt karşıtı konseptin değirmenine adeta su taşıdı. Böyle olunca Kürtler askeri alanda güçlü çıkışlar yaratsa da, siyasette aynı düzeyde ağırlığını koyamadı. 

İşte HDP heyetininin temasları ve KNK çalıştayının Kürt siyasetinde bu yönlü bir değişim yaratıp yaratmayacağını özellikle güney Kürdistan siyasetini belirleyen siyasi güçlerin tutumuna bağlı gelişecektir. Çünkü, bu çalışmalarda hem güney Kürdistan’ın kendi özelinde yaşadığı sorunların tespitini doğru yapmak hem de dört parçada Kürtleri bekleyen temel görevleri doğru belirlemek kadar, bunun gereklerine göre bir siyaset ve mücadele birliği geliştirmek net bir şekilde ortaya çıkmıştır. 

Fakat tüm çabaların doğru ve etkili sonuç vermesi açısında diğer bir handikap halen orta yerde durmaktadır. Güney Kürdistan’da yaşanan krizli durumun masaya yatırıldığı KNK çalıştayında sorunlar tespit edilip, çözüm yolları aransa da halen ciddi anlamda bir ürkeklik, bir kendini saklama, suçu ve sorumluluğu başkalarına atma yaklaşımı da her halükarda kendini gösterdi. Oysa her geçen gün derinleşen bu krizden çıkış ancak cesaretli bir eleştiri-özeleştiriyle mümkündür. 

Çünkü güney Kürdistanlı siyasi parti temsilcileri zaman zaman sanki diğer Kürdistan parçaları olmadan da varlığını bu şekilde devam ettirebilirlermiş gibi bir yanılgı yaşıyorlar. Hatta güney Kürdistan’da sanki mevcut krizli sistemle de eldeki kazanımlar korunup, geliştirilebilirmiş gibi bir algı var. Oysa Kürtler birlik temelinde özgürlük imkanlarına sahip oldukları kadar kaçınılmaz olarak ciddi tehlikelerle de yüzyüzedirler. Bu gerçeklik çalıştayda net olarak ortaya çıktı. 

Amacım kuşkusuz ki karamsar bir tablo çizmek değildir. Bu çalıştay elbetteki tüm taraflarda önemli bir sorgulama da yaratacaktır. En başta da tarafların basın üzerinden birbirlerini suçlayan açıklamaları yerine, değişik sivil toplum örgütleri ve Kürdistan’ın diğer parçalarından temsilcilerin de hazır bulunduğu böylesi bir toplantıda bu görüşlerini paylaşmış olmaları son derece önemlidir. Ancak bu tür organizasyonları süreklileştirmek, sorunları hep birlikte masaya yatırarak çözüm yollarını aramak önemli kazanımlar sağlayacaktır.