Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) politbüro üyeleri 30 Ocak günü yaptıkları toplantıda YNK ve Kürt siyaseti açısından tarihi bir karar verdi. YNK yönetimi, kurucuları ve Genel Sekreterleri Celal Talabani’nin, halk arasındaki deyimle Mam Celal’in yerine üç kişilik bir başkanlık konseyi seçti. Genel sekreterlik yetkilieriyle donatılmış olan bu konseyin seçilmesiyle, sağlığı hakkında uzun süredir devam eden spekülasyonlar bir tarafa bırakılsa dahi, siyeseten Talabani döneminin bittiğinin ve yeni bir dönemin başladığının kararı da verilmiş oldu. Önümüzdeki günlerde yapılması beklenen YNK dördüncü kongresinde bu kararın resmileşmesiyle birlikte de bu yeni dönem resmen başlayacak.
Fakat Talabani karizmatik kişiliği ve kıvrak zekası sayesinde hem YNK hem de Kürt siyesti açısından yeri doldurulması zor bir lider. Çünkü lideri olduğu YNK’nin kurulduğu 1975 yılından, ideolojik bir örgütten ziyade bir cephe hareketi gibi örgütlenmiş olmasına rağmen, bugüne kadar ulaşması büyük oranda Talabani’nin kişisel başarısına bağlıdır. Ki, Talabani her ne kadar sol tandanslı bir siyaset izlemiş olsa da örgütsel yöneticilik ve siyasal çizgi olarak her daim farklı eğilimler arasında balans ayarı yapan bir siyasal duruş sergiledi. Bu konuda başarılı da oldu. İlk başarısını Kürt hareketlerinin 1970’li yılların ilk yarısında Güney Kürdistan’da ağır yenilgiler aldığı bir dönemde Komeleyi Rencderani Kurdistan, Hareketi Sosyalisti Kurdistan ve Talabani’nin de aralarında bulunduğu KDP’den ayrılan ve kendilerini ‘Celaliler’ ya da Helli Gişti diye tanıtan gurubu bir araya getirip YNK adı altında Baas rejimine karşı yeniden mücadele etmeye başlamasıyla sağladı. Üstelik bu örgütleri dönemin ağır savaş koşullarına rağmen tam on dokuz yıl boyunca kongre yapmadan yürüttü. 1992 yılına kadar da bir cephe örgütü gibi idare edilen YNK, o yıl yaptığı ilk kongrede parti haline geldi. Hala Güney Kürdistan siyasetinin önemli siyasi aktörlerinden biri olan YNK’nin bu başarısında Talabani’nin rolü kesinlikle göz ardı edilemez.
Talabani’nin hastalandığı 2012 Aralık ayından sonra bu gerçeklik daha iyi görüldü. Talabani’siz geçen son bir yılda YNK birlik anlamında önemli sarsıntılar yaşadı. YNK yönetimi kendi içinde görüş ayrılıklarından dolayı üçe bölündü. Bir kesim Talabani’nin dengelere dayalı siyasal çizgisi üzerinden devam etmek isterken, bir kesim KDP’nin daha çok ekonomi politikasına eğilim gösterip YNK’yi KDP çizgisine daha fazla yakınlaştırmak istedi. Üçüncü eğilim ise Goran Hareketi ile birleşme ve YNK’yi daha radikal bir çizgiye çekme eğilimini savundu. Bu durum YNK’nin, Talabani’den doğan liderlik sorununun yanı sıra bir de kimlik sorunu yaşadığını gösteriyor.
YNK’nin dördüncü kongresinde netleştirilmesi beklenen bu iki husustan ilki şimdiden belli oldu. Liderlik sorununa ilişkin olarak YNK başkanlık meclisi, 30 Ocak tarihli toplantısında YNK Genel sekreterlik yetkilerini kullanacak olan, YNK’nin şimdiki Genel Sekreter birinci yardımcısı Kosret Resul Eli, ikinci yardımcısı Dr. Berhem Salih ve Talabani’nin eşi ve YNK politbüro üyesi olan Hero İbrahim Ehmed’den oluşan üçlü bir Başkanlık Konseyi’nin getirilmesine karar verdi. Talabani geleneğinin temsilcisi olarak Hero İbrahim, askeri geleneğin temsilcisi olarak Kosret Resul, uluslararası güçlerin etkileri de gözetilerek Dr. Berhem Salih’ten oluşan böylesi bir üçlünün bir araya getirilmesi kısmen dengeci siyaset anlayışının sürdürülmeye çalışıldığını gösteriyor. Fakat Talabani’nin siyasetteki kıvraklığını ne kadar gösterebileceklerini şimdiden kestirmek zor.
YNK’nin şuan muğlak olan siyasi kimliğinin ilişkin olarak da gözler YNK’nin dördüncü kongresinde dönmüş durumda. Fakat 31 Ocak’ta yapılması beklenen bu kongre, aynı gün yapılan Başkanlık Meclisi ve Politbüro üyeleri toplantısında ertelendi. Üstelik ne zaman yapılacağına dair de herhangi bir tarih belirlenmedi. Bu durum YNK yönetimi içinde, liderlik sorununa ilişkin her ne kadar bir uzlaşma sağlanmış gibi görünselerde, kimlik konusunda hala bir netleşmenin sağlanmadığına işaret ediyor. Ki, bu da YNK açısında pek hayra alamet değil.
YNK, Kürtler açısından olduğu kadar bölge güçleri açısından da Ortadoğu’nun önemli bir siyasi aktörü olarak görüldüğü için dördüncü kongresi de hem ulusal hem de bölgesel güçler tarafından yakından izleniyor. Bundan dolayı da herkes Talabani’siz bir dönemin YNK’nin hem tabanı hem yönetimi hem de kimliği üzerinde nasıl bir etki yapacağını merakla bekliyor.