
Güney Kürdistan’da temel toplumsal sorunların başında kadın sorunu geliyor. Gün geçtikçe artan kadın cinayetleri, intiharları, taciz, ve tecavüz olayları kamuoyuna yeterince yansımıyor. Varolan yasalar ve sınırlı sayıda kadın kurumu, aktivistin verdiği mücadele kadın katliamının önüne geçmek için de oldukça yetersiz. Sosyal, siyasal, ekonomik güvenceden yoksun bırakılan kadınların büyüyen sorunları toplumun genelini olumsuz etkileyecek düzeye ulaşmış durumda. Bu katliamın önüne geçmek için çalışma yürüten kurumlardan biri de Kadına Karşı Şiddeti Önleme Girişimi. Dicle Haber Ajansı (DİHA) girişim üzerine bir araştırma yürüttü. Araştırma sonucu somut bazı bilgilere ulaştı. Araştırmaya göre ekonomik, aile, ‘töre’, ‘namus’, zorla evlendirme gibi sebeplerden dolayı 4 yıl 7 ay içinde toplam 17 bin 435 kadın şiddete uğradı. Bunlardan 2 bin 385 kadın intihara kalkıştı. En az 342 kadın yaşamını yitirdi veya katledildi.
17 bin 435 kadına şiddet
DİHA’nın yaptığı araştırmaya göre, Güney Kürdistan’da kadına yönelik her türlü şiddetin giderek arttığı görülüyor. Sadece Hewlêr, Silêmanî, Dûhok kentleri, Kerkûk ve Germîyan bölgesinde 2008 Ocak ayından 2012 Temmuz ayı sonuna kadar 17 bin 435 kadın şiddete uğradı. 2 bin 385 kadın farklı sebeplerle intihara kalkıştı, en az 399 kadın yaşamını yitirdi, ya da katledildi. Bu rakamlara göre ortalama her 4 günde 1 kadın katlediliyor ve her 3 günde 1 kadın tecavüze uğruyor. Yine her gün 1 kadın ya kendini yakıyor ya da yakılıyor. 7 kadın ailesinden gördüğü şiddet sonucu şikayetçi oluyor ve 2 kadın cinsel ve kaba işkence görüyor.
4 erkeği kadınlar öldürdü
Erkek Birliğini Sahiplenme Örgütü’nün açıklamalarına göre ise 2012 yılının ilk 8 ayında 97 erkek kadınlar tarafından şiddete uğradı. 31 erkek aile içi şiddetten dolayı intihar etti. 4 erkek kadınlar tarafından öldürüldü.
Yine yapılan araştırma sonucuna göre şiddet olayları en çok Silêmanî kentinde yaşandı. Hewlêr kenti şiddet vakalarında ikinci sırada olurken, Dûhok üçüncü, Germîyan mıntıkası ise dördüncü sırada. Sürekli savaş ve çatışmaların merkezi olan Kerkük’te de kadına şiddet azımsanmayacak derecede. Verilere göre Kerkük’te 2012 yılının ilk 7 ayında 118 kadın şiddet ve işkenceye maruz kaldı. Yaşanan tüm şiddet olaylarının en önemli sebeplerinin başında yoksulluk, ‘töre’, ‘namus’ adı altında kadına yaklaşım, berdel, zorla evlendirme geliyor.
‘Kendini yakma’ çok fazla
Kadınlardan yüzde 60’ının sünnet edildiği Güney Kürdistan’da 2011 Temmuz ayında kadın sünneti resmi olarak yasaklanmıştı. Ancak bazı kadın kurumlarının yaptığı araştırmalar, basına zaman zaman yansıyan haberler kadın sünnetinin hala yaygın olarak devam ettiğini göstermekte. Kadınların intihar etmede en çok kullandığı yöntemlerden biri de kendini yakma oluyor. Yine birçok iddiaya göre kadınlar kendini yakmaya ailesinden olan erkekler tarafından zorlanmakta. Kadın ölümlerinde cinayet vakaları en çok Hewlêr kentinde görülürken, Silêmanî kendini yakma oranının ve kadına tecavüz oranını en yüksek olduğu kent. Yine gerek DİHA’nın gerekse bugüne kadar birçok araştırmayı yapan, kurum ve kişilerin vardığı sonuçlar, kadına şiddetin Güney Kürdistan Hükümeti’nin resmi açıklamalarının çok üstünde olduğunu gösteriyor. Dikkati çeken önemli hususlardan biri de intihar eden ya da intihara zorlanılan, intihar süsü verilen kadınların yaş ortalamasının 16-35 gibi genç olması.
Katiller yargılanmıyor
Kadın cinayetleri bu kadar fazla iken, faillerin yargılanması, hesap sorulması çok az derecede. Bugüne kadar birçok kişi yargılanmış olmasına rağmen, tutuklanan ve cezalandırılan zanlı oldukça az. Birçok vakada ağır tahrik, delil yetersizliği v.b. gerekçelerle zanlılar serbest bırakılıyor. Bu anlamda hukuksal güvenceden de yoksul bırakılan kadınlar ölüme terkedilmektedir. Hukuksal anlamda durum bu iken, siyasal olarak birçok partiden, şahsiyetten -ki kadın siyasetçiler de buna dahil- destek görmedikleri ortaya çıkan sonuçlardan.
Kadınlar anlatamıyor
Bugüne kadar yapılan tüm araştırmalarda konuşulan kadınlar en çok anayasal güvenceye ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Ayrıca okullar, basın yayın, kültürel kurumlar gibi topluma yön veren, eğiten kurumların da kadına şiddeti meşrulaştırdığı, suçu ‘namus’ diye kadına yüklediği dile gelen hususlardan. Bu anlamda mevcut rejimin yargı, siyasi ve sosyal mercilerine güveni az olan kadınlar zaten çok ciddi bir toplumsal baskı altında yaşıyor. Bu yüzden de sıkıntılarını, gördüğü şiddeti çok fazla anlatıp, yardım talebinde bulunamıyor. Aile ve toplum baskısı çoğu kez daha baskın çıkıyor. Mevcut kadın ve insan haklarını koruma ile yükümlü kurumlar ise çoğu kez kadını korumada oldukça yetersiz kalmakta. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Güney Kürdistan’daki kadın katliamı çözüm bekleyen ciddi bir toplumsal sorun olarak devam ediyor.
HABER MERKEZİ