
Eylem ve operasyonlarla ilgili bilgileri paylaşan HPG BİM, olası Güney Kürdistan işgaline yönelik hazırlıklar kapsamında Çelê’ye yapılan sevkiyata dikkat çekti.
Kürt kentlerini tanklarla yerle bir ettikten sonra darbe girişiminin hemen ardından ‘tankların kentlerde ne işi var“ diyen Türk hükümeti, Türkiye’den Kürdistan’a sevkiyata devam ediyor. HPG Basın ve İrtibat Merkezi (BİM) dünkü yazılı açıklamasında „Son 2 gündür Çukurca ilçesine yaklaşık yüzden fazla tank ve yüzlerce zırhlı araç sevkiyatı yapılmıştır“ dedi.
Aylardır yığınak yapılıyor
Ankara Etimesgut’taki Zırhlı Birlikler Okul ve Eğitim Tümen Komutanlığı boşaltıldı.
Mamak 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığındaki boşaltma tamamlandı.
Çankırı’daki zırhlılar gönderildi.
İstanbul’daki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı ile 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında da işlemler tamamlandı.
İstanbul Bağcılar’daki 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından da top, tank ve paletli zırhlı araçlar çıkarıldı.
Kürdistan’daki mevcut konuşlu Türk askeri varlığına bunlar da eklendi. Son bir ay içerisinde Türk illerindeki neredeyse bütün savaş unsurları Kuzey Kürdistan sınırına aktarıldı.
Şırnak-Silopi-Uludure, Hakkari-Şemdinli-Çukurca-Gever’e askeri yığınak yapıldı; Silopi’den Esendere’ye kadar uzanan sınır hattında bulunan 50’den fazla karakol ve on binlerce askerin mevcudu katlandı.
Rojava’ya girdi

Rojava sınırına yaptığı yığınak ve ördüğü duvarların yanı sıra fiili işgale de başladı. Cerablus’un ardından bütün Şehba bölgesine yöneldi, diğer yandan da Efrîn’i aralıklı saldırılarla baskı altına alarak Şehba’ya yönelmesine engel olmaya çalıştı. Minbic’i sürekli savunmada bırakmak için hem taciz etti hem de en üst düzeyde buradaki Kürt varlığını gündeme getirdi. Benzer bir durumu da Girê Spî için işleterek Reqa hamlesini engellemek istedi.
Güney’deki varlığı büyüdü
Türk devleti Güney sınırına sevkıyatla yetinmedi, Güney’de KDP’nin onayıyla bulunan üslerini hem alan hem de askeri mevcudiyet ve kapasite olarak büyüttü. Üstelik şimdi Şengal’deki gerilla desteği konusunda KDP ile ortak hassasiyet oluşturarak Başika’daki varlığını meşrulaştırmaya çalıştı.
Bilindiği gibi Türk üslerinin Güney Kürdistan’da kalıcılaşması 1994 yılında KDP Başkanı Mesut Barzani ile Türk devlet yetkililerinin ‘sözlü’ anlaşması sonucunda pratikleşti. Anlaşma kapsamında Duhok, Zaxo, Hewlêr ve Salahaddin kentlerinde askeri alanlar oluşturuldu. Batufa, Bamerni, Begova ve Kanimasi bölgelerindeki Türk askeri varlığı işte bu döneme rastlıyor. 1997 yılında ise Türk ordusu ile KDP arasında yapılan anlaşma sonucu bölgede Türk askerinin bulunması resmileşti. Duhok’un kuzeydoğusuna düşen Kani Masi, Deralok ve Sirsi’de dört askeri üs kuruldu. O günden bugüne kadar Türk askerleri bölgeden ayrılmak bir yana üslerdeki asker sayısını arttırdı, güçlerini tank ve zırhlı araçlarla takviye etti.
Büyük çoğunluğu Uludere’nin 60 kilometre güneyindeki şehir merkezinde bulunan Türk askeri varlığı; 5 bin civarında asker, 150 dolayında tank, onlarca zırhlı araçtan ve saldırı tipi helikopterlerden oluşuyordu. Bu rakamlar hepsi özellikle son bir ayda çok daha fazla büyüdü. Tank birliklerinin özellikle Kuzey Kürdistan sınırına yakın noktadaki Batufa ile Kanîmasî’de konuşlandırılmış olması dikkat çekici.
Ayrıca Amediye şehir merkezinin kuzeyinde Türklere ait bir karargah bulunuyor. Buraya hem takviye yapıldı, hem de buradan yürütülen istihbarat çalışması, yerel unsurların katkısıyla genişledi, teknik donanım yükseldi.
Zap alanı ile Gare Dağı arasında yer alan Şeladizê ve Deraluk’ta ise 10’dan fazla tank ve bine yakın asker ve çeşitli askeri araçlar bulunuyordu. Üç rakam da katlandı.
Türk ordusunun Bamernê, Bêqulkê, Qadişê ve Begova’da tank, top ve helikopter bulundurduğu biliniyor. Ayrıca Amediye, Zaxo, Hewler ve Duhok’ta Bolu ve Kayseri Dağ Komando Tugaylarından Türk Özel Kuvvetleri (bordo bereliler) ve MİT mensupları bulunuyor.
Bunlarla da yetinmedi
Türk ordusu, yukarıda sıralanan yerlerle de yetinmedi. Son dönemlerde Kerkük-Hewlêr arasında bulunan ve KDP’nin Kerkük güzergahında son kontrol noktası olan Altunköprü; Musul’un kuzeydoğusunda bulunan Başika; Êzidi kenti Şexan’ın güneyinde bulunan Gali Zardık köyü; Şii Kürtlerin yaşadığı Xaneqin; Êzidi kenti Şengal; Kandil’e 40 kilometre uzaklıkta bulunan Diyana ve Medya Savunma Alanları’na bağlı Xinerê’ye yakın Sideka nahiyesinde yeni askeri üsler kurmuş durumda.
Parlamento kararına rağmen
Türk ordusunun Güney Kürdistan’daki varlığı, tamamen KDP’nin istemi, onayı ve iktidar hırsının mecburiyeti dışında, bugün için hiçbir yasal dayanağı yok. 26 Şubat 2008’deki Türk saldırısı sonrası Güney Kürdistan Meclisi, üslerin kapatılması kararı aldı. Başbakan Neçirvan Barzani, bu açıklamadan bir hafta sonra, 3 Mart 2008’de Hewlêr’de yaptığı bir basın toplantısında, „Kürdistan Hükümeti, Kürdistan bölgesinde bulunan Türk askeri üslerini boşaltmak için çaba içindedir“ dedi. 2012’de ise Merkezi Bağdat Hükümeti, Türkiye’ye ait askeri üslerin kapatılması ve yabancı güçlerin Irak topraklarına girişinin yasaklanmasına karar verdi. Ancak Türk ordusu askeri gücünü çekmek bir yana daha da arttırdı. Çünkü KDP, işbirliğini bırakmak istemedi. İç muhalefete karşı sırtını Türklere dayamayı tercih ederek, Güney Kürdistan’ı da peşkeş çekti.
BEHDİNAN