Erkeğin mutlak egemen olduğu kadına şiddetin cezalandırılmadığı Güney Kürdistan’da kadın katliam tehdidi altında. 2018 yılın ilk 6 ayında 204 kadın öldürüldü.

 

SEMÎRA ŞEHABÎ / BÊRÎVAN ELÎ / ROJNEWS / SÜLEYMANİYE

İnsanlığın beşiği Kürdistan bölgesi, zengin bir kültüre sahip ve çok renkliliği barındıran önemli bir yerlerden biridir. Dil, eşitlik, yardımlaşma, adalet, bilinç gibi toplumu oluşturan unsurlar Mezopotamya coğrafyasında ortaya çıkmış ve bu vazgeçilemez unsurlar kadınların öncülüğünde, kadın bilinciyle inşa edilmiştir.

Ekonomik anlamda da kendini doyurabilen bu topraklar, sömürgeci ve ataerkil zihniyetin hakim olmasının ardından, insanlık ilke ve ölçülerini de reddetti. Bu topraklardaki her zenginlik, iktidar zihniyetler tarafından sömürüldü ve topraklar sömürge haline getirildi. Yaşamı yeniden inşa eden kadınlar ise köleleştirildi.

Güney Kürdistan’da gözle görülür bir şekilde artmakta olan siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunlar en büyük etkisini kadın üzerinde gösteriyor. Bu da kadına yönelik şiddet, katliam ve tecavüze yol açıyor. Bütün bu gerçeklerin yanında en büyük sorun ise bu sorunların görülmemesi ve görmezden gelinmesidir.

Kürdistan Bölgesi’nde neredeyse her gün bir kadın ya katlediliyor, ya da ölüme sürükleniyor. Aile içi şiddet, cinsel istismar ölümleri ise bunların başında geliyor. Ancak günden güne derinleşen bu sorunlar hükümet, parti ve kadına yönelik şiddet karşıtı iddiasıyla kurulan kurumların gündeminde yer almıyor.

 

Şiddet bilançosuna engel

Basın kuruluşlarında ise bu konuya sıradan bakılıyor ve rutin olarak geçiştirilerek, diğer gündemlerin içinde kayboluyor.  Konunun önemini göz önünde bulundurarak, 2018 yılının ilk 6 ayında araştırmalar yapıldı ve sonuçta korkunç veriler ortaya çıktı.

Kürdistan Bölgesi’nin 3 ilinde (Dihok, Hewler, Süleymaniye) hükümete bağlı birçok şiddet karşıtı kurum inşa edildi ancak sadece hükümete bağlı kurumların verilerin arşivi tutuldu.  Şiddet karşıtı kurum yetkilileri 2006 yılında, Kürdistan Bölgesi hükümeti kadına yönelik şiddet artışının bilançosunun ortaya çıkarılmasını engelledi. O zamandan beri hükümete bağlı kurumlar dışında hiçbir kurum kadına yönelik şiddet artışını işlemedi.

Şiddet karşıtı kurumların sayısı ve bu kurumların rollerini dosyamızın ilerleyen bölümlerinde detaylı bir şekilde işleyeceğiz. Bu nedenle bu bölümde yalnızca şiddete uğrayanların verileri üzerinde duracağız. Çünkü veriler yalnızca tek merkezde toplandığından ciddi rakamların ortaya çıkması beklenemez. Ancak haberlere konu olan ve basında paylaşılan olaylar bu veriler arasında yer almazken, birçok olaya toplumsal ve aile içi olarak bakıldığı için kayıt edilmedi.

 

Dihok ve Hewler başı çekiyor

Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı’na bağlı Kadına Yönelik Şiddet ile Mücadele Müdürlüğü’nün hazırladığı bilançoya göre, Dihok, Hewler ve Süleymaniye’de ilk 6 ayda 25 kadın katledildi. Dihok’ta 8, Hewler’de 8, Süleymaniye’de 5 ve bölgenin diğer ilçelerinde 4 kadın katledildi.

Resmi verilere göre, 94 olay “intihar” ve “kendini yakma” iddialarıyla kayıtlara geçti. Bunlardan 34’ü “intihar” iddiası olarak verilirken, 60’ı ise “kendini yakma” iddiası olarak kayıtlara geçti.

Dikkat çekici nokta ise intihar iddiası olarak kayıtlara geçen ölümler üzerine soruşturma başlatılmadığı gibi, yetkililere de aktarılmadı. Bununla birlikte mağdur aileleri tarafından herhangi bir dava ise açılmadı.

İntihar iddiasıyla verilen olaylar Hewler ve Dihok’ta ilk sıralarda yer alırken, Hewler’deki 45 intihar vakasının 26’sı “kendini yakma” olarak kayıtlara geçti. Dihok’ta ise 23 intihar vakasından 14’ü “kendini yakma” iddiasıyla kayıtlara geçti. Üçüncü sırada bulunan Süleymaniye’de ise 19 olay kaydedildi. Bunlardan 9’unun “kendini yakma” olarak kayıtlara geçti. Raperin’de 10 olaydan 6’sı kendini yakma olarak kayıtlara geçerken, Germiyan bölgesindeki 7 olaydan 5’i kendini yakma olarak kayıtlara geçti.

 

Yandılar mı yakıldılar mı?

Şiddet türlerinden biri de kadınların yakılması olarak gerçekleşiyor. 6 ayda toplanılan verilerde 75 kadın yanarak ya can verdi ya da ölüme sürüklendi. Gerçekleşen olaylar kadınların kendilerini yakması olarak kayıtlara geçse de, kadına yönelik şiddet olayları arasında yer alması dikkat çekiyor. Bu da kadınlarda intihar iddiasında şüpheler ortaya çıkarıyor. Kendini yaktıkları iddia edilen kadınlardan kaç tanesinin yaşamını yitirdiği ile ilgili herhangi bir bilgi verilmezken, yetkililer tarafından bunların çoğunun yaşamını yitirdiği ifade ediliyor.

“Kendini yakma, yakılma” olayları Hewler’de 25, Dihok 21, Süleymaniye’de 18 ve Raperin bölgesinde 9, Germiyan’da ise 2 olarak belirlendi.

Bir başka dikkat çekici nokta ise kendini yakma ve yakılma olaylarının dünyada en çok yaşandığı yer Kürdistan Bölgesi ancak buna rağmen şu ana kadar konu üzerinde herhangi bir araştırma yapılmadı.

 

6 ayda 3 bin 470 şikayet

Kürdistan Bölgesi’nde ilk 6 ayda 51 cinsel istismar olayı belirlendi. Verilere göre Hewler’de 23, Dihok’ta 17, Raperin’de 6, Süleymaniye’de 5 cinsel istismar saldırısı yaşandı. Ancak aşiret oranı ve aile yapıları göz önüne alındığında, sayının daha çok olduğu ve birçok olayın henüz açığa çıkmadığı aşikardır.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise şiddet şikayetiyle başvuru yapan kadınların sayısı. İlk 6 ayda 3 bin 470 kişi kadına yönelik şiddete karşı mücadele kurumlarına başvuru yaptı. Hewlêr’de toplanan verilere göre bin 367, Dihok’ta 886, Süleymaniye’de 568, Germiyan’da 324, Raperin 173 ve Soran’da 152 kişi başvuruda bulundu.

Ancak kayda alınmayan ve belirlenemeyen olaylar da eklendiğinde bu sayı daha da artacaktır.

 

Kurum çok ama…

Başur’da 225 kadına yönelik şiddetle mücadele eden ofis, merkez, dernek ve sığınma evi var. Bu kurumlardan 33’ü erkek yöneticiler tarafından idare edilirken, bunlar dış hükümet ve kurumlara bağlıdır. Bölgede “Bu kadının işi değildir” yaklaşımının hâkim olması, şiddete neden olan bu zihniyeti çözüm adresi olarak gösteriyor.

Kürdistan Bölgesi’nde kadına yönelik şiddetle mücadele eden birçok dernek ve kurum var. Kadına yönelik şiddetle mücadele eden kurum ve kuruluşların genel sayılarına bakıldığında olumlu sonuçların çıkması gerekse de, “Kurumlar çok, şiddet artıyor” çelişkisi ortaya çıkıyor.

Bu durum akıllara “Acaba hükümete bağlı olan şiddet karşıtı ve sivil kuruluşlar nasıl çalışma yürütüyor? Nasıl bir yaklaşımları var? Ne kadar çözüm yaratabiliyorlar” sorularını getiriyor.

Kurumların çalışma verileri göz önünde bulundurulduğunda birçok cevap ortaya çıkıyor. Hükümete bağlı çalışan kurumlar dışında hiçbir kurum kayıt almıyor ve veri tutmuyor. Öte yandan kurum yöneticilerinin çoğunlukla erkeklerden oluşması dikkat çekerken, en dikkat çekici nokta ise kurumlarda yöneticilik yapan kadın ve erkeklerin “Bu kadınların işi değildir” fikri savunuluyor.

 

Yöneticilerin hepsi erkek

Güney Kürdistan’da kadına yönelik şiddetin önlenmesi için 2007 yılında “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele” adı altında bir kurum açıldı. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak açılan kurumun adı ilk olarak “Kadınlara Karşı Şiddeti Araştırma Kurumu” olarak belirlenmişti. Ancak 2012 yılında kurumun adı “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Genel Kurumu” olarak değiştirildi.

Genel yönetimin çatısı altında ilk olarak Hewlêr, Süleymaniye, Germiyan ve Dihok bölgelerinde kurumlar açıldı ve bu yönetimlere bağlı 5 ilçe ve beldede ofisler açıldı. 2012 yılında Soran ve Raperin bölgelerinde iki tane daha açıldı. Aynı zamanda ofislerin sayısı da artırıldı. Şuan 6 bölgede Kadın Şiddetine Karşı Mücadele Kurumu açılmış ve bunlara bağlı 28 ofis bulunmaktadır.

Aynı zamanda bu yönetimler arasında Aile Danışma Merkezleri bulunmaktadır. Yine göçmenlerin olduğu kamplarda da yönetimlere bağlı temsilcilikler açıldı.

Açılan 6 genel merkezden sadece birinde kadın yönetici bulunmaktadır. Genel yönetimde Kurde Omer, Germiyan bölgesindeki kurumda ise Lamie Mehmud adında kadın bulunmaktadır. Bu iki kadın dışında kalan tüm yöneticiler erkektir.

Açılan 28 ofisten yalnızca Domiz ve Soran’da kadın yönetici bulunuyor. Daha önce güvenlikten sorumlu polislerin yetersizliğinden dolayı kapanan Xaneqin ofisinde de kadın yönetici bulunuyordu.

 

Kaç sorun nasıl çözüldü?

İçişleri Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre Kürdistan Bölgesi’nde genel olarak kadına yönelik şiddet ile mücadele eden 187 kurum ve sivil toplum örgütü var. Bunlardan 30’u Dihok, 97’si Hewlêr, 55’i Süleymaniye, Germiyan ve Raperin’de, 5’i de Halepçe’de bulunmaktadır. Bu kurumların esas aldığı zihniyet yapısı ile şiddete karşı mücadele edilemeyeceği bir gerçekken, ne yazık ki 28 kurum ve sivil toplum örgütünün hepsini erkekler yönetiyor.

Bu kurum ve sivil toplum örgütlerinin büyük çoğunluğu, uluslararası kurumlar tarafından finanse edilirken, yabancı ülkelerdeki kadın kurumlarından da destekler geliyor. Mevcut ağır şartlar göz önünde bulundurulduğunda bu kurumların desteklenmesi olumlu olarak ele alınabilinir. Ancak buna rağmen ciddi herhangi bir sonuç getirmediği için bazı iddia ve kuşkular doğurmaktadır.

Kadın şiddetine karşı mücadele eden kurumlardan alınan bilgilere göre şiddetle karşı karşıya kalan kadınlar, ilgili kurumlara başvurduğunda, kendilerine avukat tutulur, isteklerine ve şiddetin büyüklüğüne göre dava açılır.

Eğer şiddet mağduru kadınlar psikolojik açıdan davacı olmaya cesaret edemezlerse, sosyologlar destek vererek, kadınları dava açmaya ikna ediyor. Kadınların hayati tehlikelerinin olduğuna dair şikayetleri varsa, sorun çözülene kadar kadınlar sığınma evlerinde kalıyor.

Bu çözüm önerileri maddelerde yer alıyor ancak ortaya çıkan veri sonuçlarında, bu maddelerin ne kadar uygulandığı konusu tartışılır. Ne yazık ki hangi ilde ne kadar başvuru olduğu ve hangi şikayetlerde bulunulduğu ile ilgili veriler toplanmadı ve açıklanmadı. Konuyla ilgilenen sivil toplum örgütlerine yönelttiğimiz sorularda, ilgililer bu oranları paylaşamayacaklarını bildirdi. Bu nedenle de konu açıklığa kavuşmadı.

Verilen cevaplarda şiddettin çoğunluklu olarak ailevi, eş ilişkileri, cinsiyetçi saldırılar, taciz ve ekonomik sorunlar olarak gerçekleştiği belirtildi. Kadına Yönelik Şiddet Karşı Kurumlara yapılan 3 bin 470 başvurudan kaçı çözüme kavuşmuş, ya da ne aşamada oldukları ile ilgili iyi ya da kötü bilgi edinilemiyor.

Kadına yönelik şiddete karşı açılan kurumlar dışında açılan sığınma evlerine birçok kadın başvurdu. Ancak bu konu hakkında da net bir bilgi yok.

 

Yarın: Sığınma evleri