Günü çalınan anneler

Kadın Haberleri —

  • Anneler, çocuklarının kemiklerinin kargo ile yollanması, günden güne eriyen bedenlerini izlemek zorunda bırakılmaları, yıllardır cezaevlerinde alıkonulmaları tablosu karşısında Anneler Günü’nü kutlamadıklarını belirtiyor.

Dünyanın birçok ülkesinde her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar günü kutlanan Anneler Günü, bu yıl 10 Mayıs Pazar günü kutlanacak.  Bu günde dünya genelinde çocukları sürprizler hazırlayıp, hediyeler sunacakları anneleri tarafından şefkatle kucaklanacak. Tablonun bu derece renkli olmayacağı ülkelerin başında ise Türkiye, özellikle de Kürdistan kentleri geliyor. Birçok anne tıpkı geride kalan yıllarda olduğu gibi bu Anneler Günü’nü de yine buruk karşılıyor.

 Cumartesi Anneleri

Bazılarının adı Cumartesi Annesi. İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) verilerine göre, Türkiye’de 1990-2011 yılları arasında toplam 2 bin 872 ‘faili meçhul’ cinayet işlendi.

Kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, katledilenlerin ise faillerinin bulunup hesap sorulması amacıyla yola çıkan Cumartesi Anneleri, 1995 yılından itibaren her hafta oturmaya başladıkları Galatasaray Meydanı‘ndan “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” diyerek seslerini duyurma çalıştı. Berfo Ana gibi birçoğu evladının mezar taşına hasret şekilde yaşama veda eden Cumartesi Anneleri’nin son birkaç yıldır özdeşleştikleri Galatasaray Meydanı’na çıkmalarına da izin verilmiyor.

Barış Anneleri

Yine ülkede 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışma ortamında çocuklarını kaybeden anneler, 1996 yılında kurdukları Barış Anneleri adlı inisiyatif ile başka annelerin çocuklarını yitirmemesi için mücadele ediyor. Savaşın son bulması için yıllardır Dolmabahçe Sarayı önünde eylem gerçekleştiren Barış Anneleri, kendileri için en güzel hediyenin barış olduğuna inanıyor.

Türkiye ve bölge kentlerinde annelerin maruz kaldığı hukuksuzluklara ise her geçen gün yenileri eklendi. Sadece son 1 ayda tanıklık ettiğimiz bazı olaylar şöyle:

Çocuğunun kemiklerini kargoyla alan Halise ana

  • 10 Nisan’da 2017’de yaşamını yitiren PKK’li Agit İpek’in cenazesi annesi Halise Aksoy’a kargoyla gönderildi. Bir annenin oğlunun kargo kutusundaki kemiklerine sarıldığını gösteren, dünyanın başka hiçbir yerinde karşılaşılmayacak fotoğraf karesi vicdanları derinden yaraladı.

Çocuklarının eriyen bedenlerini izleyenler

  •   Mustafa Koçak, bir gizli tanığın hakkındaki beyanlarıyla tutuklanıp cezaevine konuldu ve müebbet hapis verildi. Bunun üzerine adil yargılanma talebiyle ölüm orucu başlattı, eyleminin 297’nci gününde ise yaşamını yitirdi. Annesiyle ölmeden önce yaptığı son telefon konuşmasında defalarca “Sizleri çok seviyorum. Nefes alamıyorum” diyen Koçak’a nefes olmak isteyen annesinin sesi ise duyulmadı.
  • Sadece müziklerini çalıp, şarkılarını söylemek için ölüm orucuna başlayan Grup Yorum üyelerinden Helin Bölek eyleminin 288’nci, İbrahim Gökçek ise 323 gününde hayata gözlerini yumdu. Bölek ve Gökçek’in anneleri aylarca gözleri önünde bedenleri eriyen çocuklarını izlemek zorunda kaldı.

Mezar başlarında nöbet tutanlar

  • Salgın nedeniyle Meclis’ten geçirilen infaz yasasının kapsamı dışında bırakılan siyasi tutsaklar ölüme terk edildi. Bu yüzden binlerce anne salgınla yüz yüze bırakılan cezaevlerindeki çocukları için endişe içerisinde.
  • Son bir ay içerisinde PKK’lilerin defnedildiği Wan, Mûş, Amed, Colemêrg illerindeki bazı mezarlıklar tahrip edildi. Bu yüzden bazı anneler, mezar taşlarına dahi tahammül edilmeyen çocukların mezarları başında nöbet tutmaya başladı.
  • Babası, Gülen Cemaati soruşturmaları kapsamında tutuklu olan kemik kanseri 8 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç, annesine yurt dışı çıkış yasağı getirilerek pasaportuna el konulması nedeniyle yurtdışında tedavi edilemediği için hayatını kaybetti. Annesi, oğlunun minik bedenini bir daha sarılamamak üzere toprağa vermek zorunda kaldı.
  • Düşüncelerinden dolayı esir alınan çocukları için yıllardır cezaevlerini arşınlayan annelerin yanı sıra Anneler Günü’nü küçük çocuklarıyla cezaevinde karşılayan tutuklu anneler de özgürlüklerine kavuşmanın özlemini yaşıyor.

HABER MERKEZİ


En güzel hediye çocuklarımızın özgürlüğü

Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri ve yıllarını cezaevi kapılarında geçiren anneler, güne ilişkin mesaj ve taleplerini Mezopotamya Ajansı aracılığıyla dile getirdi.

Barış Annesi Zeynep Calıhan (58)

2 kızının yaklaşık 10 yıldır tutuklu olmasından kaynaklı Anneler Günü’nü kutlamadığını belirtti. Calıhan, “Bu ülkede çocukların cenazeleri annelerine kargoyla gönderiliyor. Çocukların mezarları yıkılıyor. Hayata geçirilen infaz yasasıyla çocuklarımız ölüme terk edildi. Şu an sizinle konuşunca bile cezaevinde arayan kızımdan telefon bekliyorum. Salgından kaynaklı tedirginim. Bunların yaşandığı bir ülkede biz nasıl günümüzü kutlayalım? Bu ülkede bizlere verilecek en güzel hediye çocuklarımızın özgürlüğüdür” dedi.

‘Barış yoksa Anneler günü de yok’

 Barış Annesi Perihan Akbulut da, Anneler Günü’nün kendileri için ne anlam ifade ettiğini şu sözlerle dile getirdi: “Öyle bir noktaya geldik ki bu dünyadan nefret ediyorum. Daha dün ölüm orucunda çocukları yaşamını yitiren anneler var. Biz de isteriz çocuklarımız bize bir çiçek getirip günümüzü kutlasın. Ama buna da izin verilmiyor. Barış yoksa Anneler Günü de yoktur.”

Bugünün defterini bana çoktan kapattılar

Cumartesi Annesi Hanife Yıldız da, 25 yıl önce gözaltında kaybedilen oğlu Murat Yıldız’dan kaynaklı hiçbir zaman günü kutlamadığını ifade etti. Yıldız, “Anneliği elinden alınmış bir anayım. Bugünün defterini çoktan kapattılar bana. 25 yıldır tek bir şey duymak istedim. Oğlumun ‘bir gün çıkıp anne ben geldim’ demesini bekledim. Ama 25 yıldır ne bir ses ne de bir haber geldi. Annelerin çocukları ölmüşse ziyaret edecek bir mezarları vardır. Ben ne bir çiçek alabiliyorum ne de sen gelemedin ama ben geldim diye bir çiçek mezarına koyabiliyorum. Bugünün benim için bir anlamı yoktur. Ama yine de çocuklarıyla birlikte kutlayan tüm annelerin gününü kutluyorum. Teselli olduğum tek şey Cumartesi eylemine katılmaktır. Salgın bittiği gibi meydana çiçek bırakarak, oğluma olan özlemi gidereceğim” diye konuştu.

Çocuğuma sarılamazsam ne hissedebilirim ki?

Yıllarını cezaevi kapılarında geçiren Civan Boltan’ın annesi Nazmiye Boltan ve Mehmet Veysel Ateş’in annesi Aysel Ateş de salgın nedeniyle tedirgin bir şekilde Anneler Günü’nü kutlamayacak.

Cezaevi kapılarında 8 yıldır oğlu için yollara düştüğünü belirten Nazmiye Boltan, hastalıklarından dolayı bir yıldır oğlunu göremediğini ifade etti. Oğlu Civan’ın küçük yaşlardayken babasının 16 yıl hapiste kaldığını dile getiren anne Boltan, “Çocuklarımı nasıl yetiştirdiğimi, ancak benim gibi bir anne anlar. Diyarbakır Cezaevinde 2 yıl kaldıktan sonra Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde sürgün edildi. Orada tek başına 3 yıl hücrede kaldı. Bir eli, bir de gözü yok. Vücudunda ve kafasında şarapnel parçaları var. Yaşamım boyunca oğlum için mücadele edeceğim. Çocuğuma ve onun gibi olan tutuklulara yapılan haksızlıklara karşı asla geri adım atmayacağım. Benim için Anneler Günü demek oğlumun sesini duyma günüdür. Çağrımız çocuklarımızı bıraksınlar, evlerine dönsünler. Anneler Günü’nde eğer bizim çocuklarımız yanımızda değilse bir anlamı yoktur. İnsan kendi çocuğuna sarılmadığı, görmediğinde ne hissedebilir ki” şeklinde konuştu.

Aysel Ateş de 6 yıldır Anneler Günü’nü kutlamıyor. Oğlu Veysel Ateş, 6 yıldan beri Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak. Anne Ateş, “Ne zaman oğlum ve arkadaşları özgür kalırsa o zaman her gün anneler günü olur” diyor.


Hediye diye kızıma ceza verdiler

2015-2016’da DTK Eşbaşkanı olması ve yaptığı konuşmalar ile katıldığı gösteriler gerekçe gösterilerek Selma Irmak hakkında verilen 10 yıllık hapis cezası, Yargıtay 16’ncı Dairesi tarafından onandı.

Kızının gençliğinden bu yana siyaset yaptığını ve her dönem bedel ödemeye mecbur bırakıldığını belirten anne Emine Irmak, “Henüz öğrenci iken cezaeviyle tanıştı. O zamandan bu yana cezaevi onun hayatının bir parçası oldu. Ama o mücadelesinden asla vazgeçmedi. Ne kadar ceza verseler de vazgeçmeyecek. Tek bir suçu vardı o da Kürt olmak, hakkını aramak, Kürtlerin, mazlumların hakkını aramak” diye konuştu.

Dualarım onlarla

Salgın nedeniyle dışarıya çıkamadığını ve cezaevlerinde görüşlerin de yapılamamasına değinen anne Irmak, şöyle devam etti: “70 yaşında bir kadınım. Tek derdim Selma’yı bir kere daha görmeden mezara girmemek. Bu hasretle mezara girmek istemediğim için mücadele ediyorum. Umut ettim; Anneler Günü öncesinde kızım kapıdan içeri girer diye bekledim. Gelir, doyasıya sarılırım diye bekledim. Daha birkaç gün önce o da arkadaşları da haksız yere cezaevinde olan herkes de tahliye edilsin diye çağrı yaptım. Kızımın ve arkadaşlarının tahliyesini istedim. Ama onlar Anneler Günü öncesinde hediye diye kızımın cezasını onayladılar. Boşu boşuna yıllardır o da, arkadaşları da hapiste. Bu verilen ceza sadece ona değil tüm ailesine verilmiş bir cezadır. Selma’ya ve tüm arkadaşlarına selamlarımı gönderiyorum. Dualarım onlarla…”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.