Günümüzde sanatçı gerçeği
ERGİN KANÎREŞ
Sanat, geçmişten günümüze genel anlamıyla yaratıcılık olarak tanımlanmaktadır. Bir sanatçı hayal gücüyle yarattığı eseri toplumun hizmetine sunarken, kendisinide yarattığı bu eserle var edebilmektir. Böylece hem sanat camiası içerisinde hem de başka toplumlarda kendi halkının temsiliyetini sağlayabilir. Genel sanattan çok kendi müzik sanatımız ve sanatçı gerçeğimiz üzerine birkaç önemli hususa vurgu yapmakta yarar görüyorum.
Örneğin; müzik günümüz dünyasının, “yağmurdan sonra gökyüzünde görünen gökkuşağı rengi” gibidir. Nasıl ki, gökkuşağı ihtişamı ve ahengiyle insanın ruhunu cezbedip, herkeste farklı bir his uyandırıyorsa, sanatçı ve müzik eseri de biz dinleyicilerde yarattığı etkiyi gerek duyguda gerekse düşüncede doğrudan bir his uyandırabiliyor. Sanat aynı zamanda geçmişin gelecekle buluşması anlamında toplumsal söylem ve mitosların bir bütünüdür. Vazgeçilmez bir duygu ve acının demlenmiş halidir.
Ayrıca müzik ve sanat, halklar tarihinin en güçlü tanığıdır. Örneğin; sanat trajedinin, savaşın, acının duyguda yarattığı yoğunlaşmanın kişide ise başkaldırı ve isyan anlamında oluşan dizelerdir. Yani bunu Mem û Zîn örneğinde de görebiliyoruz. Geçtiğimiz son yüzyılda ise Xarapetê Xaço gibi önemli Kürt dengbêjlerin seslendirdiği acıdan bir araya gelen sözcükler ile bir ulusun uyanışı anlamında kişide yarattığı duygu gibi…
Müzik, sanat ve stranlarımız, gün geçtikçe post modern dediğimiz kapitalist modernitenin asimilasyonuna daha çok uğramaktadır. Son yüzyılda Kürt denbêjlerinin sayısızca besteleri ve klamları cumhuriyetin kuruluşundan bu yana gasp ve talana uğrayarak el değiştirdi. Bu da yetmedi son yıllarda bu önemli esereleri seslendiren onlarca Kürt dengbêj ve sanatçının besteleri birçok kişi tarafından birer rant kapısı haline getirildi.
Bu yaklaşım, gerçekliğinden uzak, gündelik, nereye konulacağı belirsiz, bir dinleti sözüm ona kendince bir müzik akımı geliştirmek isteyen yanılgı, baskıcı devletin asimilasyon politikasını doğrudan destekler nitelikte bir girişimdir. Asimile rüzgarından en değme sanatçılarımız bile o kadar etkilenmiş ki, eski bir stranı günümüzün asimile rüzgarına uyarlarken, o kadar rahat dinletilip beğenilere sunuyorlar. Kaygısız toplumdan tebrik edilme beklentisi içerisine giriliyor ve ne yazıki, buna doğru evrilen bir nesil var.
Oysaki, müzik adına yarına kendisinin bile altında kalkamayacağı bu asimilasyon ve kültürel kırım duvarına bir tuğlada kendisi örmektedir.
Bugün nasıl ki, katliam ve sürgünlerle halklar kendi topraklarından edinerek kıyım ve zulüme uğratılıyorsa, tarihe mal olmuş stranları günümüzün koşullarına uyarlanarak veya bu müziğe melodi ekleme çabasında olmak bile bu halka yapılan zulüm ile eşdeğerdir.
Oysaki farkında olmadan, bir şeyler yapmak adına, özümüzden, kültürümüzden, sanatımızdan ve özdeğenlerimizden kopartılan bir nesil yaratıyoruz. Müzik ve sanat, halkların tarihinde umutların, direngenliğin ve aydınlanmanın yeşererek bir isyana evrildiği gerçeğin sayısızca örneği vardır. Hatta öyle birşeyki, ben Kürt ulusal hareketini tanırken bu melodi ve stranların anlamlı sözcüklerinde etkilenerek tanıdım.
Bu kültürel asimilasyon rüzgarıyla beraber, birbirini taklit eden, birinin söylediğini diğerinin ise anlamsızlaştırarak farklı seslendirdiği yaklaşımı üretimsizlik ve emek gaspı anlamında devletin asimilasyon politikasını destekler nitelikte Kürt müziğine bir saldırıdır.
Şüphesiz bu noktada şunu belirtmekte fayda var ki, geliştirmeye, üretmeye ve bu asimile rüzgarına her yönüyle direnen, sanatçılarımız da var. Bunu görmemezlikten gelemeyiz, fakat bireysel çabalar bir noktadan sonra eksik kalıyor.
Örneğin; Müzik sanatımızın Kom geleneği var. Neredeyse yok olmayla karşı karşıya olan Kom Müzik geleneği, bir dönem yaptığı kollektif çalışmalarla Kürt müzik sanatının ilerlemesine önemli manevi değerler kazandırmıştır. Diğer bir açıdan bir Kürt bireyinin düşünsel ve fikirsel olarak kendi ulus gerçeğiyle bir bağ kurmasınıda sağlamıştır.
Kom, kollektif çalışmanın başında gelen Koma Berxwedan, Koma Amed, Koma Agirê Jîyan, Koma Rewşen, Koma Azadî, Koma Vengê Sodirî… Kollektif çalışma ya da Kom geleneğimizi neden daha geliştirmediler? Ve yeni nesille neden böylesi önemli bir geleneği sürdürmediler?
Genel olarak sormam gerekirse; kaç Kürt müzik sanatçısı yeni nesille Kom, kollektif geleneğine ve değerlerine sahip çıkma çabası içerisindedir?
Kürt sanatı ve müziği bu denli bir asimilasyon kuşatılmışlığının içerisindeyken ya da bu değirmene su taşımak yerine üreterek, geliştirerek, bununla birlikte farklı renkler katmak daha doğru olmaz mı?
Halk olarak hem yaşadığımız coğrafya, hem yaşanmışlıklarımız acılarla doludur. Haliyle müziğimiz ve sanatımızda bundan payını almıştır. Fakat gerek ruhta, gerekse düşüncede bu gerçeklikten kopan halkının sanatçısı değil, kendinden menkul sanatçıdır.
Bağını koparan, kapitalist çarkın dişlerinin arasında sıkışıp kalan, kendini kurtarma telaşı peşine düşen hiç bir sanatçı ne bu sorumluluğu hissedebilir ne de Kürt halkının müzik sanatına katkı sunma adına bir emek verebilir.
Ancak ve ancak yapabileceği tek şey sanat ve müzik yapıyorum adı altında üretimden, yenilikten uzak kendini kandırma olabilir.