Hepimizin bildiği gibi çocuklar isteyerek dünyaya gelmiyor. Dünyaya getirdiğimiz çocuklarımız gözbebeklerimiz kadar değerlidir.
Öncelikle dünyaya getirdikleri çocuklarından aileler sorumludur. Sonrasında ise her vatandaşının yaşamından sorumlu olan devlettir.
Devlet yaşatmakla görevlidir, öldürmekle değil. Hele ki bu bir çocuksa, henüz kendi hayatı hakkında karar veremeyen bir çocuksa ve bu çocuk ''terörist'' denilerek yaşamı sonlandırılıyorsa bu katliama amasız, fakatsız karşı çıkmak görevimizdir.
Yaşam hakkı en temel hakların başında gelir. Bu hak her koşulda kişinin fiziksel olarak ortadan kaldırılmamasını buyurur. Ne yazık ki bu temel kabule rağmen her gün hatta her saat insanlar düşünceleri ve eylemleri yüzünden ortadan kaldırılıyor.
Bu durumdan çocuklar da nasibini alıyor. Bilindiği gibi çocukların fiziksel, ruhsal, bilişsel ve kimlik gelişimi belli bir yaştan sonra oluşur. Sanırım bunlar göz ardı edildiği için çocuğa "minyatür insan" algısı ve karanlık çağın gözleriyle bakılıyor ve ona göre muamele yapılıyor.
Ruhsal, bilişsel ve kimlik gelişimini tamamlamayan bir çocuğa kurşun sıkması ya da onun avuçlarına kurşun konulmasına, kendi adıma hep acı duydum. Bu "minyatür insanlar" dan katil yaratan bütün kültürlerin değer yargılarından da hep uzak durmaya çalıştım.
Çünkü grup kültürünün zulmü en çok çocuklara reva görülüyor ve her çağda onları yok ediyor. Canlı canlı mezara gömmekten tutun da yaşı küçük diye eline silah verilip kan davalarında ortaya sürüldüğünü bilmek ayrı bir ızdırap veriyor.
Asıl şaşırtıcı olan ise belli bir yaşa kadar kendisine ait dünya görüşü olmayan, kendisinin yeterli olduğuna inanmayan bu çocukların hedef yapılması. Politik abilerine önderlik yapıp en önde onların kurşunlara hedef olması ve bunun da bir propaganda savaşına dönüşmesi.
Bu durumda şu soruyu sormak sanırım yanlış olmaz: Bilişsel olarak gelişimini tamamlayamayan bu çocukların "politik davaya" bağlılığı üzerine abilerinin yaptığı propaganda sanırım bu işin başka bir vahim yanını oluşturuyor.
Belki de abileri kendi davalarına yeterince inanmadıkları için onlar üzerinden bir şiddet ve propaganda yürütüyorlar ve onlardan ordu kuruyorlar.
Sanırım 1915 soykırım sürecinde Erzurum ve çevresinde yaklaşık 6 bin Ermeni yetimini toplayıp onlardan da bir ordu kuran ve adına da "Gürbüzler Ordusu" diyen Karabekir Paşa ile bu zihniyet her zaman övünmüştür.
Çocuklardan ordu kuruyorlar, kalem yerine kurşun tutuşturuyorlar avuçlarına ve adına mücadele diyorlar büyüklerin dünyası ne de olsa.
Ve ne yazık ki 100 yıl önce olan ile şimdi arasında hiç fark yok. Geçenlerde izlediğim görüntüler ise hiç aklımdan çıkacak gibi değil. Bir IŞİD canisi henüz 7 yaşında olan bir çocuğa eğitim veriyor.
Rus ajanı olduğu iddia edilen iki kişi diz üstü çökmüş bunların arkasında ise elinde tabanca ile duran bir çocuk ve bir süre sonra "minyatür insanın" silahından çıkan ve bu iki insanın kafalarını parçalayan görüntü sanırım çocuk istismarının boyutlarının nerelere vardığının en iyi örneği olsa gerek.
Günümüzde reklamlar, showlar, dizi filmler ve filmlerde, çocukların 13. ve 14. yüzyıl tablolarındaki gibi minyatür yetişkinler olarak görüntülenmesi sanırım çocuğa yönelik istismarın daha uzun yıllar boyunca süreceğini ve onlardan katil yaratan sistemlerin bundan vazgeçmeyeceğini bize gösteriyor.
Tabutlar gün geçtikçe küçülüyor. Devlet terörüne kurban ediliyor çocuklar. Devlet terörüne maruz kalarak hayatını yitiren çocukların bazıları sonsuzluğa karışırken simgeleştiler. Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz, Berkin Elvan gibi… Doğrusunu isterseniz çocukların adını vermek çetelesini tutmak bile canımı acıtmaya yetiyor.
Mayına basan, silahla vurulan, bombayla öldürülen, panzer altında ezilen, savaş uçaklarıyla öldürülen çocukların listesi epeyce uzun. Ve elbette en trajik olanı da oyun çağındaki kız çocuklarının evlendirilmesidir. Bu çocuk kıyımına sessiz kalmak suça ortak olmaktır diye düşünüyorum.
Sırtı okşanmayan çocuğun, omuriliği kurur derler. Sağlıklı bir toplum istiyorsak, çocuklarımızı okşayarak büyütmeliyiz. Bize düşen çocuklarımızın omuriliğini kurutmamaktır.
Bizim incitmekten korkarak sevdiğimiz çocuklarımız devlet kurşunuyla katlediliyorsa o devlet bizim devletimiz değildir.