
Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi'ne bağlı Warê Kurda bölgesinde 13 Temmuz'da çıkan çatışmada Hakkari doğumlu HPG'li Zeki Erdem (Cesur Ozan) yaşamını yitirmişti. Hakkari'ye bağlı Kaymaklı (Evkanis) köyünde dünyaya gelen Erdem'in ailesi, 1994 yılında köylerinin askerler tarafından yakılması nedeniyle göç etmek zorunda kalarak, Van'ın Bostaniçi beldesine yerleşti. Zeki Erdem, 20 yaşındayken HPG'ye katıldı. 7 yıl boyunca dağda kalan Erdem'i annesi Kudret Erdem ve ağabeyi Nadir Erdem anlattı.
Oğlunun yardımsever ve humanist olduğunu belirten Kudret Erdem,''Doğaya fazlasıyla bir sevgisi vardı. Bizimle yaşadığı zaman boyunca asla bir karıncayı dahi incitmedi"dedi. Oğlunun askerliğe karşı olduğunu belirten anne Erdem, "Oğlum bana her zaman, 'Ben asla askere gitmem, ölürüm de gitmem. Ben sadece istediğim yere giderim' derdi" diye konuştu.
'Sesini duyduğum son andı'
Zeki Erdem'in gerilla saflarına katılırken kendilerine haber vermediğini belirten anne Erdem, oğlunun katılımını şöyle anlattı: ''Akşam saatlerinde bizi aradı ve akşam gelmeyeceğini arkadaşlarıyla ders çalışacağını söyledi. Bir daha hiç dönmedi. O sesini duyduğum, yüzünü gördüğüm son andı. Bir daha oğlumdan hiç haber alamadım. Gidişinden bir buçuk yıl sonra bir bayram sabahı sesini duydum. Bize telefon açtı. Neye uğradığımı şaşırdım. İnanamıyordum oğlum beni aramıştı, benimle konuşmak istiyordu. Bana, 'Beni merak etme ben burada çok iyiyim. Herkes kendi kaderini ve yolunu çizer, benim de yolum çizgim budur' demişti.''
Onurlu bir mücadele
Oğlunun gidişiyle sarsılsa da gurur duydukarını da belirten Erdem, ardından sürekli polis baskısıyla karşılaştıklarını kaydetti. Oğlunun sürekli gitmekten yana olduğunu belirten anne Erdem, "Gideceğini hiçbir zaman bilemedik. Gidişinden dolayı başımız diktir. Şerefli ve onurlu bir yolda mücadele verdi. Kürdistan'ın şehidi oldu" diye konuştu.
Neden zorla öğretiliyor?
Zeki Erdem'in ailenin en küçük bireyi olduğunu ve Erdem'e "Heval Cesur" diye hitap ettiğini belirten ağabeyi Azadiya Welat Van Temsilcisi Nadir Erdem, kardeşinin mücadele ile genç yaşta tanıştığını dile getirdi. Erdem, "Köyümüz yakılınca, bizlere koruculuk dayatılıyordu. Bizler de doğduğumuz yerden topraklarımızdan göç ettik. Heval Cesur'u okula götürüyorduk. Bize hep 'Sizler devletin okullarında ezildiniz, ben okul okumak istemiyorum. Ben ailemle okumak istiyorum' derdi. Sürekli bana, 'Neden bizim olmayan bir dil zorla öğretiliyor. Benim anadilim Kürtçedir. Ben kendi dilimde eğitim almak istiyorum' derdi. Çok zekiydi" diye konuştu.
Tekrar tanıdım
Babasının kanser hastası olduğu dönemlerde kardeşinin baktığını belirten Erdem, kardeşinin bilinçli bir yapısı olduğunu söyledi. Zeki Erdem'in yaşamını yitirmesi ardından kardeşini tanıyan insanların anlatımlarından onurlandıklarını ve duygulandıklarını ifade eden Erdem, "Bizlere ancak böyle bir evlat yetişir, diyorlardı. Mücadele arkadaşlarına moral kaynağı olmuştu"dedi.Kardeşinin yaşamını yitirmesinden üç ay sonra haber aldıklarını belirten Erdem, şunları dile getirdi: "Cenazesini almak için birçok bölgeye gittik. Marinusa, Botan bölgelerine gittim. Görev yaptığı birçok alana gittim. Heval Cesur'un birçok özelliğini orada öğrendim. Bölgedeki halk Cesur'un, halkçı yönünü, toplumsal yönünü, insanlarla bire bir diyaloglarını anlatırken, kardeşimi tekrar tekrar tanımaya başladım. Cesur yaşamını yitirdiği eylemde bile fedai bir eylemde bulunmuş. Cesur, daima Amed'de görev yapmak istemiş ve Amed'e görevi çıktığı dönemde yaşamını yitirdi. Heval Cesur halk tarafından çok sevilen biriydi. Bizim için de hep bir gurur kaynağı olarak kalacaktır."
ŞERMİN SOYDAN / DİHA/VAN