Almanya Gündemi
Yunanistan'da Pazar günü yapılan seçimler ve sonuçları dünya gündeminde hala tartışılırken, yıllardır ekonomik kriz ve getirdiği yıkımlarla uğraşan ülkede, göz açıp kapayıncaya kadar bir çok gelişme yaşandı. Görsel ve yazılı medya seçimde daha kimin ne kadar oy aldığı hesabı yaparken, seçimde beklenenin üzerinde (oyların yüzde 36'sından fazlasını) oy alan Sol İttifak SYRIZA'nın genç lideri Alexis Tsipras eski iktidar partisi 'Yeni Demokrasi Partisi'nden ayrılan bir grup milletvekilinin kurduğu ANEL (Bağımsızlar) ile koalisyon kurdu. Burada hemen hatırlatalım, ANEL ile tek ortak noktaları ise kendilerine dayatılan kemer sıkma politikalarına karşı olmaları. Muhafazakar yapısı ise ülkenin iç politikalarında SYRIZA ile tersi bir rota çiziyor.
Bu durumun SYRIZA'nın hedeflerinde sorun yaratıp yaratmayacağı ise bir muamma. Tsipras'ın hızı koalisyon kurma ile sınırlı kalmadı, hemen ardından hiç vakit kaybetmeden Başbakanlık yemini etti, hem de tabuları yıkarak. Bu seçimler gerek Yunanistan, gerekse AB için kritik bir öneme sahipti. AB seçimlerde SYRIZA'nın kazanacağını öngörüyor fakat istemiyordu. Bunun nedeni ise SYRIZA'nın seçim vaadi olarak önüne koyduğu ve AB ekonomisini yakından ilgilendiren projeler.
Bilindiği gibi 2008 yılında büyük bir krizle karşı karşıya kalan Avrupa'da en çok etkilenen ülkelerden biri de Yunanistan olmuştu. Aldığı borçları ve faizlerini ödeyemez hale gelen Yunanistan'ı iflastan kurtarmak için kollar sıvandı. Almanya da bu konuda büyük çaba harcadı (!) ve Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) üçlüsü (literatürde Troyka olarak geçer) Yunanistan'a 230 milyar Euro borç vererek ülkeyi iflastan kurtardı. Tabii bunun karşılığında sosyal haklardan feragat etmek gerekiyordu, zira kemer sıkma politikaları olarak bilinen tasarruf tedbirleri, fakir halkın belini biraz daha büktü.
İşte Avrupa'yı kaygılandıran, SYRIZA'yı ise zafere taşıyan vaadler, bu tasarruf tedbirlerinin yeniden yapılandırılması ile ilgili. Sol İttifak, Troyka ile yapılan tasarruf önlemlerinin kaldırılmasını, bununla birlikte kamu borçlarının silinmesini ve akabinde borçların yeniden müzakere edilmesini öneriyor. Merkel ve hükümeti bu önerilere şiddetle karşı çıkıyor. Diğer taraftan, seçimler öncesinde başta Almanya olmak üzere AB ülkelerinin en büyük kaygısı SYRIZA'nın kazanması halinde Yunanistan'ın Euro bölgesinden ayrılmasıydı. Öyle ki seçim öncesinde Merkel, Yunanistan'ın Euro bölgesinde kalmasını istediğini söyleyerek uzlaşma sinyalleri vermişti. Ancak SYRIZA, Merkel'in önemle üstünde durduğu tasarruf politikalarına sert bir şekilde karşı çıkıyor.
Merkel, Sol İttifak'ın önerdiği borç silme önerisini, seçimler öncesinde de net bir dille reddetmişti, zaten Yunanistan'a karşı sergilediği politikalarda bugüne kadar yumuşak bir tavır da sergilemedi. Yine, Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble borç silmenin söz konusu olmayacağını belirterek, Yunanistan'ın borçlarını ödememesi/ödeyememesi halinde Euro bölgesinden çıkmasının kaçınılmaz olduğunu belirtmişti. Bunlara karşın Sol İttifak, Euro bölgesinden ayrılmaya şimdilik sıcak bakmıyor. Fakat Merkel'in önerdiği uzlaşma politikaları ile SYRIZA'nın seçim vaadleri de uyuşmuyor. Bu anlamda genç lider Tsipras'ı zor bir dönem bekliyor.
Avrupa'da ekonomisi yerlerde bir ülkenin 'sol bir partiden' Başbakanı seçilmek kendi başına bile bir zafer ve Avrupa açısından kaygı verici bir gelişme. Çünkü kemer sıkma politikaları nedeniyle benzer şartları yaşayan ülkelere de bu hareketlenmenin sıçraması istenmiyor. Her ne kadar ekonomik kaygılar dile getirilsede, politik kaygılar da ekonomik kaygılara paralel bir seyir izliyor. Bu açıdan Tsipras'ın bundan sonra atacağı adımlar büyük önem arzediyor. Sonuçta gelişmelerden etkilenecek yalnızca Yunanistan olmayacak.
* İyi akşamlar Merkel hanım (Seçimlerin ardından Atina'daki sevinç gösterilerinde açılan bir pankartta yazılanlar. Hemen hemen bütün Alman basınında kullanıldı.)