Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ilgili mevzuat çerçevesinde aile, vasi ve avukatları ile görüşmesinin temel hak olduğunu belirten Amed Baro Başkanı Cihan Aydın, açlık grevindeki HDP Milletvekili Leyla Güven ve diğer tutsakların yaşamlarının daha fazla tehlikeye girmemesi için bu ayrımcı uygulamadan vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.
Amed Barosu, Türk cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin dün Baro Adli Yardım Bürosu binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Toplantıya, Baro Başkanı Cihan Aydın ve yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda avukat katıldı. Açıklama yapan Baro Başkanı Cihan Aydın, geçmiş yıllarda cezaevlerinde yapılan açlık grevleri ve sonuçlarını hatırlattı. Aydın, Güven’in tutuklu bulunduğu E Tipi Cezaevi’nde 20 Kasım 2018’de kendisi, 23 Aralık’ta Başkan Yardımcıları Gazal Bayram Koluman, 30 Aralık’ta ise Yönetim Kurulu üyeleri Keziban Yılmaz tarafından ziyaret edildiğini söyledi.
Artık kritik eşik geçildi
Aydın, son olarak 30 Aralık’ta yapılan bu ziyarete, Leyla Güven’in sağlık durumunun ağırlaşması nedeni ile katılamadığını, bunun üzerine aynı odada kalan tutsaklar ile görüşüldüğünü belirtti. Aydın, bu tutsaklar tarafından iletilen bilgilere göre Güven’in; kilo kaybı, ses ve ışığa hassasiyet, baş ağrıları ve baş dönmesi, yürümekte ve konuşmakta zorluk, halsizlik, tansiyon ve mide krampları yaşadığını ifade etti. Aydın, “Belirtiler de göstermektedir ki bugün itibariyle açlık grevinin 57’nci gününe giren Güven için kritik eşiğe gelinmiştir” dedi.
Tutsakların hakları var
Güven’in, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevine başladığını ilettiğini kaydeden Aydın, Güven tarafından başlatılan açlık grevinin, Türkiye’deki bazı hapishanelere sıçradığı ve giderek daha da yayılma eğilimi gösterdiğini ifade etti. Baroya yapılan bazı başvurularda ve kamuoyuna yansıyan bazı bilgilere göre, açlık grevine giren tutsakların temel haklarına saygı gösterilmediği, yeterli miktarda su, şeker, tuz ve vitamin desteği sağlanmadığından şikayet edildiğini dile getiren Aydın, Amed Barosu olarak her koşulda yaşam hakkını savunduklarını söyledi.
Mevzuatın gereğine uyan
Aydın, açıklamasının devamında şunları kaydetti: “Hukuk örgütü olarak ilkesel yaklaşımımız; mahpusların, taleplerini dile getirirken kendi yaşamlarına zarar verecek eylemlerden kaçınmasıdır. Baromuzun bu yaklaşımını bir kez daha bu vesile ile tüm muhataplarına hatırlatıyoruz. Bununla birlikte Diyarbakır Barosu olarak; Abdullah Öcalan ve aynı hapishanede bulunan 3 mahpusun, Ceza İnfaz Kanunu ve diğer ilgili mevzuat çerçevesinde aileleri, avukatları ve vasileri ile görüşmesinin temel bir mahpus hakkı olduğuna vurgu yapmak isteriz. Ulusal mevzuat ve Uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan avukat-müvekkil görüşme hakkının, Öcalan da dahil olmak üzere; her zaman ve her koşulda eşit ve ayrımsız bir şekilde her mahpusa tanınması gerekmektedir. Bu kapsamda süresiz dönüşümsüz açlık grevinde bulunan başta Sayın Güven olmak üzere diğer tüm mahpusların yaşamlarının daha fazla tehlikeye girmemesi için bu ayrımcı uygulamadan vazgeçilmesini, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili diğer kurumları ulusal ve uluslararası mevzuatın gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz.”
Eylemi ikinci ayını tamamlıyor
Efrîn işgaline gösterdiği tepki, yaptığı açıklamalar ve eşbaşkanı olduğu DTK’nin çalışmaları nedeniyle 31 Ocak’ta rehin alınan Leyla Güven, o günden beri Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. Güven, 24 Haziran seçimlerinde HDP’den Hakkari Milletvekili olarak seçilmesine rağmen tahliye edilmedi. Yargılandığı Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 29 Haziran’daki duruşmada delillerin toplandığı gerekçesiyle tahliye kararı verdiği Güven hakkında savcının bir üst mahkemeye yaptığı itirazla daha tahliye bile edilmeden yeniden tutuklama kararı verildi. Avukatlarının Yargıtay’ın CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na dair verdiği tahliye kararına istinaden yaptığı başvuru ise daha önce tahliye kararı veren mahkemece bu kez “delil durumunun değişmesi” gerekçesiyle reddedildi.
Ters kelepçeyi reddetti
Hakkında 25 yıldan 46,5 yıla kadar hapis cezası istenen Güven, 7 Kasım’da görülen duruşmasına daha öncekilerden farklı olarak ters kelepçe takılarak götürülmek istendi. Bu yaklaşımı reddeden Güven, mahkemeye gitmeyip duruşmaya cezaevinden SEGBİS aracılığı ile katıldı.
Tahliye talep etmedi
Duruşmada Efrîn’e dönük saldırılara karşı çıkıp, bunu “işgal” olarak nitelendirdiği için tutuklandığını söyleyen Güven, tahliye edilse bile Rojava’ya yapılacak bir operasyonun işgal olduğunu tekrar söyleyeceğini vurguladı. Güven, tahliye talep etmediğini söyledi.
Savunma yapmadı
Türk yargısının durumuna ve mahkemenin iktidara mahkumiyetine dikkat çeken Güven, bir daha mahkemede savunma yapmayacağını söyledi. Güven, bu kararına bağlı kalarak yılın son haftası yapılan ve 25 Ocak’a ertelenen duruşmasına katılmadı, avukatlarına da kendisi hakkında tahliye talebinde bulunmamalarını söyledi.
Bu uğurda ölmeyi kabul ediyorum
Siyasete Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın paradigmasından etkilenerek başladığını kaydeden Güven, bir “insanlık suçu” olarak tanımladığı Öcalan üzerindeki tecride karşı süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayacağını duyurdu. Güven, “HDP milletvekili olarak değil, DTK Eşbaşkanı olarak bugünden itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başlıyorum. Bu uğurda ölmeyi kabul ediyorum. Bu tecrit bir kişiye değil bir halka uygulanıyor. Ben de o halkın bir bireyi olarak ve Sayın Öcalan için ölümü kabul ediyorum” dedi.
Yasak ve disiplin cezası
Güven’in eylemi ve talebi destek bulup eylem ve etkinlikler başlayınca devletin ilk yanıtı yasaklama oldu. Diyarbakır Valiliği, OHAL kapsamında verilen yetkilere dayanarak 16 Kasım’da aldığı kararla Güven için yapılacak her türlü eylem ve etkinlikleri yasakladı. Yasaklama ile birlikte de HDP İl Örgütü binasında başlayan abluka sürüyor. Girdiği eylem nedeniyle Güven hakkında disiplin soruşturması başlatan cezaevi idaresi, bedeni ölüme yatırmış bir insana verilebilecek belki de en ilginç ceza olarak “1 ay süre ile ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma” cezası verdi.
Yine de destek eylemleri
Buna rağmen yapılan planlamalar doğrultusunda Amed Hakkari, Van, Adana ve Urfa’da destek amaçlı açlık grevi eylemleri yapıldı. Bu eylemler yapılırken gönderdiği mesajında tecridin ancak “ortak sesle” kırılabileceğinin altını çizdi.
Devlet saldırmaya başladı
Eylemin yapıldığı HDP Mersin İl binasının basılıp yöneticilerinin gözaltın alınması üzerine HDP ve DTK Eşbaşkanları ile birlikte 10 vekil, Meclis’te iki günlük açlık grevi yaptı. Diğer vekiller de Amed, Urfa, Van, Mardin, Mersin ve Adana gibi Kürdistan ve Türkiye kentlerinde üçer günlük açlık grevleri eylemleri yaptı. Ancak devlet, eylem yapılan bütün il binaları bastı ve açlık grevi yapanları gözaltına aldı. Üçüncü kez yapılan açlık grevleri de basıldı ve yine eylemciler gözaltına alındı.
Tutsaklar da eylemde
Ayrıca Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar da 27 Kasım’dan itibaren tüm cezaevlerinde süresiz-dönüşümlü açlık grevleri başlattı. Tutsaklar adına açıklama yapan Deniz Kaya, aynı taleple başladıkları açlık grevlerine cevap verilmemesi haline bir üst aşamaya geçeceklerini bildirmişti. Nitekim 16 Aralık’tan itibaren 8 farklı cezaevinde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi, bugün 19. gününde devam ediyor. 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 18. gününde, 26 Aralık’ta 12 cezaevinde başlayan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi de 9. gününde devam ediyor. Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemlerine 16 Aralık’ta 39, 17 Aralık’ta 9, 26 Aralık’ta ise 42 tutsak katıldı. Yarın da yeni gruplarını katılması bekleniyor.
Talebinin gündemleşmesini istiyor
‘Hipofiz adenom’ denilen hastalığından dolayı haftada iki defa alması gereken ilaçları alamayan 55 yaşında, iki çocuklu ve iki torunu olan; yüzde 70’in üzerinde bir oy oranıyla vekil seçilen Leyla Güven, 58 gündür sürekli talebinin öne çıkmasını salık veriyor ve herkesi motive etmeye çalışıyor. Eyleminin ikinci ayında direnişini bitirmeyeceğini ve sonuç alıncaya kadar devam edeceğini vurgulayan Güven, tüm zorlu şartlara rağmen en yoğun süreçlerde çok büyük başarılar elde ettiklerini hatırlattı. Kürt halkının son yıllarda maruz kaldığı katliam ve hak ihlallerine işaret eden Güven, “Uluslararası güçler dahil olmak üzere herkes bu ihlallere ve katliamlara adil yaklaşmıyor. Roboskî Katliamı ve Cizre Bodrumları gibi ağır insanlık suçlarına kayıtsız kalınıyor. Kürt halkına yaklaşım Sayın Öcalan’a yaklaşımdır, Sayın Öcalan’a yaklaşım Kürt halkına yaklaşımdır. Tecrit bunun ifadesidir. İnsanlık suçu olan tecrit, hak ihlali olarak görülmüyor. O zaman bu ihlallerin tanımı neye ve kime göre yapılıyor” diye sordu.
Yeni acılar eklenmesin
CPT’nin yaptığı inceleme sonrası raporunu kamuoyuyla paylaşmamasına da değinen Güven, şöyle devam etti: “Raporunu yalnızca Adalet Bakanlığı’na verdi. Zaten ihlal yapan o bakanlık değil mi? Eğer bu uygulamalar ile Kürt halkının reflekslerini ölçmek istiyorlarsa bundan vazgeçmelidirler. Halkımızın hassasiyeti verilen ağır bedellerle herkesçe bilinmektedir. Halkımız Avrupa’da, dört parçada ayaktadır. Bütün cezaevlerinde açlık grevleri sürüyor. Bu grevlerin ileriki süreçlerde kalıcı hasarlara yol açtığını biliyorsunuz. Yaşanan büyük acılara yenisinin eklenmesini istemiyorsanız; tecridin kalkması için rolünüzü oynamalısınız.”
Talebim toplumsaldır eylemim milyonlarındır
Leyla Güven, gazetemizde yayınlanan 14 Aralık’taki söyleşisinde şunların altını çizdi: “Eylemin tek amacı, Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasıdır. Sayın Öcalan için yapılan her eylem toplumsal bir amaç taşımaktadır. Bu nedenle eylemim aynı zamanda milyonların eylemidir. Önümüzde çok önemli bir sınav var. Ortaya koyacağımız irade ve mücadeleyle ya bu süreci kazanacağız ya da yüzyıl daha bekleyeceğiz. Halkımızı bir asır daha beklemeye mahkum edemeyeceğimiz açık. Yüzyıllar önce köklerinden koparılmış ve Anadolu’nun çorak bozkırlarına sürgün edilmiş binlerce Kürt’ten biriyim. Zulme karşı direnen halkımızın bir neferi olarak içeriden sesimi onların çığlığıyla birleştirmek istedim. Ateşten bir tarihtir bizim yaşadıklarımız. Birilerimiz bu ateşte yanabilir ama asla kaybolmaz. Halkımızın yüreğinde hep yaşatılırız. Tecridin parçalanması için her türlü bedeli vermeye hazırım. Ömrümde hiç olmadığım kadar moralli ve huzurluyum. Milyonların ‘irademdir’ dediği Sayın Öcalan’a uygulanan tecride dair küçük de olsa birşey yapıyor olmanın huzurunu yaşıyorum.”
AMED
HDP mitingler yapacak
HDP, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla İstanbul ve Amed’de miting düzenleyecek.
HDP süresiz-dönüşümsüz açlık grevine dikkat çekmek amacıyla 19 Ocak’ta İstanbul ve Amed’de “Demokrasi, özgürlük ve adalet” şiarıyla bölge mitingleri düzenleyecek. Miting çalışmaları kapsamında HDP il ve ilçe örgütleri tarafından halk toplantısı gerçekleştirecek. Yapılacak mitinglere, HDP Eşbaşkanları Sezai Temelli ve Pervin Buldan katılacak.