Güvenlik garantileri sağlanmadan olmaz
Forum Haberleri —

Rojhilat
- Şu olmaz: Sonrası herhangi bir düzenlemede Kürtlerin siyasi temsili için net destek ve güvenlik garantileri olmadan savaşsın, sonra ABD çekildiğinde sonuçlarına tek başına katlansın.
* YEREVAN SAEED-Çeviri: Yeni Özgür Politika
ABD Başkanı Donald Trump, 4 Mart'ta İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDKI) Başkanı Mustafa Hicri ve Irak'taki iki ana Kürt partisinin liderleriyle görüştü; Kürt liderlerini Washington'un planlarının önünde durmamaları konusunda uyardı.
İran ile ABD-İsrail arasındaki gerilimin yükseldiği bir dönemde, İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı kuruldu. Savaş başlamadan önce kurulması, Washington'un bu gruplarla zaten temas halinde olduğuna işaret ediyor. Bu model, Saddam rejimine karşı Irak Kürtlerini birleştirmeye yönelik önceki ABD çabalarının izlerini taşıyor. Taktik olarak Kürtleri silahlandırmanın operasyonel değeri gerçek. Ancak asıl soru şu: ABD, rejim değişikliğinden sonra Kürtlerin çabasını kalıcı kurumsal ve siyasi bir taahhüde dönüştürmeyi düşünüyor mu? Washington, Irak'ta büyük ölçüde sözünü tuttu: Kürtler anayasal tanınma elde etti, federe bir bölge kurdu ve kendi Pêşmerge güçlerini korudu.
Suriye'de ise sonuç tam tersi oldu. ABD siyasi ve askeri desteğini çektiğinde Kürtler, Şam'daki yeni rejime karşı savunmasız kaldı. Silah akışı olabilir, ancak bağlayıcı bir ittifakın olup olmaması, bu girişimin Kürtlerin bir tür kendi kaderini tayin hakkına mı yoksa seferberlik-terk edilme-misilleme döngüsüne mi yol açacağını belirleyen tek sorudur.
İhanet anlatısına indirgenemez
Elbette yaşananlar, kesintisiz bir ihanet anlatısına indirgenemez. Genel olarak Kürtler, ABD ile ilişkilerinden kazançlı çıktı. 1991 ayaklanması ezildi, ancak ardından gelen insani felaket müdahaleyi ve kuzeydeki uçuşa yasak bölgeyi doğurdu; bu da Irak Kürtlerine sıfırdan öz yönetim inşa etmek için 12 yıllık bir pencere açtı. Amerikan hava koruması olmadan bugün Federe Kürdistan (Kürdistan Bölgesel Yönetimi) diye bir yapı olmazdı. 2003 işgali, Saddam'ı devirdi ve Kürtler, yeni Irak devletinin en istikrarlı, Batı yanlısı unsuru olarak ortaya çıktı. DAİŞ karşıtı kampanya, Suriye Kürtlerini marjinal bir azınlıktan yaklaşık 10 yıl boyunca Suriye'nin yaklaşık üçte birini yöneten bir otoriteye dönüştürdü.
Bunlar gerçek kazanımlar, ancak her biri Amerikan jeopolitik öncelikleriyle tesadüfen örtüştüğü anlarda doğdu. Öncelikler değiştiğinde Washington, Kürt sadakatini harcanmış bir varlık olarak gördü. Bugün de Washington'un çıkarları ile İran Kürtlerinin kendi kaderini tayin arzusunun en azından şimdilik örtüştüğü bir jeopolitik uyum ortaya çıkmış görünüyor.
Çok net dersler
CIA, 1975'te Şah ile Saddam'ın Cezayir Anlaşması'nı imzaladığı anda Mustafa Barzani'nin isyanına desteğini çekti. 1991'de Bush yönetimi ayaklanmayı teşvik etti, ancak Saddam'ın Cumhuriyet Muhafızları'nın bunu ezmesine seyirci kaldı. 2019'da Trump, Kuzey ve Doğu Suriye'den çekildi ve QSD'nin DAİŞ'den 12 binden fazla kayıpla aldığı topraklara Türk saldırısının yolunu açtı.
2017 Kürdistan bağımsızlık referandumu, savaş sırasındaki ortaklığın, siyasi tanınmaya çevrilebilir olup olmadığını test etti. Irak Kürtleri yüzde 93 oranında bağımsızlığa 'evet' dedi. Haftalar içinde Irak federal güçleri ve İran destekli Haşdi Şabi milisleri koordineli bir taarruz başlattı. Kürtler Kerkük'ü, Ninova Ovası'nı ve Pêşmerge'nin kontrol ettiği toprakların yaklaşık yüzde 40'ını kaybetti. Washington müdahale etmemeyi seçti: ne askeri yanıt ne de Bağdat'a diplomatik ültimatom. Böylece Kürtlerin hayali, 72 saatte çöktü.
Ders çok netti: Amerikan uyumlu kampanyalarla elde edilen topraklar, iş birliğinin asıl gerekçesi ortadan kalktığında Amerikan koruması garantisi taşımıyordu. ABD, Bağdat ve Hewlêr ile resmi askeri varlığı ve ilişkileri bulunan Irak'ta bile Kürt pozisyonlarını savunmak için siyasi sermaye harcamaktan kaçındı.
Ocak 2026, bu dersi daha da keskinleştirdi. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, 20 Ocak'ta Kürt liderliğindeki QSD'nin birincil DAİŞ karşıtı güç rolünün "büyük ölçüde sona erdiğini" açıkladı. Washington ardından Kürt kontrolündeki toprakları, petrol sahalarını, sınır geçişlerini ve DAİŞ'lilerin tutulduğu cezaevi/kamplarını, eski El Kaide bağlantılı Ebu Muhammed el-Culani'den (şimdiki Ahmed eş-Şara) bir yıldan kısa sürede tanınmış devlet başkanına dönüşen Suriye hükümetine devretmeyi sağladı. Kürt savaşçılara Suriye ordusuna entegre olma emri verildi. 10 yıllık savaşta inşa edilen özerk yönetim yapıları haftalar içinde dağıtıldı.
Kalıcı taahhüt mekanizması
44 gün sonra aynı yönetim, İran Kürt liderlerine yeni bir silahlı saldırı başlatmaları için ulaştı. Bu sıralama, Washington'un Kürtleri nasıl gördüğünü söylüyor: Her politika döngüsü Kürtlerin faydasını sıfırlayabilir. Suriye Kürtleri bir amaca hizmet etti; şimdi İran Kürtleri başka bir amaca hizmet ediyor. Kanıtlanmış ortaklığı, kalıcı bir taahhüde dönüştürecek hiçbir mekanizma yok. Kürtlerin tekrar tekrar gösterdiği sadakatin hiçbir zaman bağlayıcı bir anlaşmaya dönüştürülmemesinden kaynaklanan derin bir hayal kırıklığıdır.
Beyaz Saray, Kürtleri rakiplerine karşı bir denge unsuru ve kara gücü olarak gördü, ancak bunu Tayvan'a yaptığı gibi antlaşma yükümlülükleri, güvenlik garantileri ya da kongre kararlarıyla sağlamlaştırmadı. Sorun, Amerika'nın Kürtleri hiç yardım etmemiş olması değil. Sorun, yardımın her zaman geri alınabilir olması.
İran, Irak ve Türkiye sorunu
İran Kürdistanı'nın coğrafyası bu riskleri katmerliyor. Batıda Türkiye, tüm Kürt silahlı hareketlerini varoluşsal tehdit olarak görüyor. Ankara, düzenin çökmesi halinde mülteci akını gerekçesiyle İran içine askeri müdahale tehdidinde bulundu.
Daha batıda Bağdat ve Federe Kürdistan, sınır ötesi operasyonlara izin vermeyeceklerini açıkladı. Kuzey ve doğuda ise İslam Cumhuriyeti'nin tüm aygıtı duruyor: Devrim Muhafızları kara birimleri, Besic ağları, balistik füzeler ve dron sistemleri – ki bunlar halihazırda Silêmanî ve Hewlêr'i vuruyor.
İran rejimine karşı olası bir halk ayaklanmasında Kürt savaşçıları, nesiller boyu dağ savaşı deneyimine sahip ve tanıdıkları araziye kolayca karışabiliyor. Asimetri, Tahran'ın Kürt yoğunluklu bölgeleri yeniden ele geçirmesi halinde sivil nüfusa yükleniyor. Sine, Kirmanşan ve İlam'daki milyonlarca Kürt sırtlara çekilemez. Devrim Muhafızları'nın karşı-ayaklanma sicili (son dört on yılda kitlesel tutuklamalardan vahşi şiddete, Avrupa'daki suikast kampanyalarına kadar) tutarlı bir doktrini gösteriyor: Rejim, erişilebilir nüfusu cezalandırır, hareketli isyancıyı değil. Kapalı coğrafyada bu hesaplama ölümcüldür. Savaşçılar çekilir; siviller misillemeyi emer. ABD ve İsrail doğrudan güvenlik ve koruma sağlamadıkça böyle olur.
Federe Kürdistan'ın zorluğu
Federe Kürdistan da benzer bir maruziyette. 28 Şubat'tan beri ABD-İsrail saldırıları başladığından beri Hewlêr 70'ten fazla İran füzesi ve dronuyla vuruldu. Devrim Muhafızları, Koya'daki KDPI üslerini, Silêmanî'deki PAK mevzilerini ve Degala yakınındaki Pêşmerge karargâhlarını hedef aldı. Khor Mor gaz sahası bölge elektrik santrallerine tedariki askıya aldı ve Federe Kürdistan'da elektrik kesintileri yaşandı. İran yanlısı gruplar, Federe Kürdistan'daki enerji sektörü dahil olmak üzere saldırdı. İran Kürt gruplarına herhangi bir silah hattı, mutlaka Güney Kürdistan'dan geçmek zorunda; bu da onu ileri bir üs haline getiriyor. Tahran, Federe Kürdistan kurumlarını hedef alacağını açıkladı ve silah alan gruplar ile onları barındıran toprak arasında ayrım yapmıyor.
2017 referandumunun sonuçlarıyla zaten zayıflamış, Bağdat'ın merkezileştirici otoritesi ile Türkiye'nin sınır ötesi taarruzları arasında sıkışmış olan Federe Kürdistan, şimdi Amerikan –Kürt değil– hedefleri doğrultusunda şekillenen bir savaşta İran misillemesinin birincil hedefi olma riskiyle karşı karşıya. Washington, Kürtlerin arkasında durmazsa, son 30 yıldaki emekle kazanılan ilerlemeler tersine dönebilir.
Rejim sonrası herhangi bir düzenlemede Kürtlerin siyasi temsili için net destek ve güvenlik garantileri olmadan Kürtler savaşacak, geçici kazanımlar elde edecek ve sonra ABD dikkati başka yere kaydığında sonuçlarına tek başına katlanacak.
* Global Kurdish Initiative for Peace Direktörü Yerevan Saeed'in Responsible Statecraft'taki yazısı çevrilerek düzenlendi.







