Suzan A. Demir


Yanı başımızda sürmekte olan Suriye savaşı yüzünden yüzbinlerce insan yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Herkesin tek bir umudu vardı o da Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmek. Fakat bu sanıldığı kadar kolay değildi. Yüzlerce masum insan “kaçakçıların” eline düşerek yolculuğunu Akdeniz ve Ege’nin serin sularında sonlandırdı. Türkiye’yi çevreleyen bu denizler, zorunlu göç mağdurlarına mezar oldu...

Geriye siyasi çekişmelerin ışığında “göçmen krizi” olarak adlandırılan, ülkeler arası “şantaj” unsuru kaldı. Göçmenlerse “şimdilik” bu siyasi çekişmelerin kıskacında para karşılığı kapatıldıkları Türkiye’de ikamet ediyor.

İnsanlığın en kadim hikâyesi

“Stranded/Kıyıya Vurmuş”

İnsanlık iki ayağının üzerine kalktığından bu yana savaşlar devam ediyor. Ve o tarihten bu yana ayağa kalkanlar, yeni yurtlar bulmak için yürümeyi sürüdürüyor. Hâl böyle olunca göç, sınırlar ve yurttaşlık insanlığın anlatılagelen en kadim hikâyesine dönüşüyor. 2005’te Platform Garanti’deki “İdeal Toplum Kendini Yaratır” sunumundan sonra İstanbul’daki ilk kişisel sergisini açan Avusturyalı sanatçı Oliver Ressler de “Kim Kimi Güverteden Atar?” adlı çalışmasıyla bu kadim hikâyenin peşine düşüyor. 

Toplumsal bir buluş

“Kim Kimi Güverteden Atar?” Ressler’in 12 yıllık çalışmasının ürünü. Avusturyalı sanatçı, savaş sonrası göç eden insanları ve göçü markajına aldığı kadar sermaye ve alternatif ekonomiyi de irdeliyor. Bunu yaparken meselenin özünü, devletlerin “güncel” politikalarından ziyade küresel ölçekteki kriz bazında değerlendiriyor.

Oliver Ressler yaptığı çalışmayla her gün dünyayı küresel ya da ekolojik bir felakete sürükleyen sermaye, krizin cisimsiz sesleri, görünür belgeleri ve ezeli düşmanına mevcudiyet kazandırıyor. Sanatçı, bu düşmanı şöyle tarif ediyor: “Devletsiz ve mülksüzlerin düzeni hedef alarak rekabetçiliği bozguna uğrattığı, dikenli tellerle kuşatılmış kontrol noktalarını alaşağı ya da fabrikaların işleyişini ters yüz ettiği toplumsal bir buluş… Ekonomi diye bilinen enkazdan günün birinde gezegeni kurtaracak ve yaşamaya değer bir hayat yaratacaksak hiç olmazsa buna ihtiyaç var.”

Mülteci krizi ve iltica dilenmeyenler

“Too big to fail / İflas için çok büyük”


Video, duvar yazıları ve fotoğraf çalışmalarından oluşan “Kim Kimi Güverteden Atar?” kapsamındaki filmlerden biri olan There are no Syrian refugees in Turkey /Türkiye’de Suriyeli mülteci yok’ta Ressler; İstabul’da kendi kendine örgütlenen faaliyetler ile mültecilerin durumuna bakarken bir yandan da Avrupa’dan “iltica” dilenmeyi reddederek hayatını burada sürdürmeyi seçen Suriyelilere odaklanıyor. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası çekilen video; hem Avrupa Birliği ile yapılan “mülteci pazarlığını” anlatırken hem de ülkedeki gergin siyasal ortama dair ipuçları veriyor.

Sergideki fotoğraflardan biri de onbinlerce mülteciye mezar olan Akdeniz kıyılarına gönderme yapıyor. Stranded/Kıyıya Vurmuş adlı fotoğrafta tıpkı politikacı ve yöneticiler gibi takım elbiseler giymiş erkeklerin, kıyıya vurduğu görülüyor. Ressler burada kapitalizmin para hırsı için insanların ölümünü gerekli görenlerin önce işten, sonra da güverteden atılmasının olası sonuçlarını irdeliyor.

Avusturyalı sanatçı Emergency Turned Upside-Down/ Acil Durum Tepetaklak, The economy is wounded – let it die! / Ekonomi yaralı - bırakın ölsün!, Occupy, Resist, Produce / İşgal Et, Diren, Üret, The Right of Passage / Geçiş Hakkı, Property is Theft / Mülkiyet Hırsızlıktır, Too big to fail / İflas için çok büyük başlıklı işleriyle kimin kimi güverteden atacağını az çok anlatmaya çalışıyor. Sergi 15 Ocak’a kadar İstanbul SALT Galata’da sanatseverlerle buluşacak...

Ressler, bu çalışmayla küresel ticaret ve taşımacılığın belirgin şekilde azaltılması için ancak ekonomide dönüşümün iklim değişikliği ve bununla ilişkili küresel tehditleri önleyebileceğinin kabulüyle başlayan eleştirel tartışmaya katkıda bulunuyor.