Geçen yıl ilki yapılan “Miss Kürdistan” yarışması bu yıl da yapıldı.

Bu yıl da bir Kürdistan güzeli seçildi.
Bu yarışmada Kürdistan’ın Doğu’sundan, Kuzeyi’nden katılanlar var mıydı bilmiyorum.
Bildiğim: dağların değil, ovaların ve kentlerin “güzelleri”nin yarışmaya katıldığıydı.
Dağ’ın “güzeli”?
Bilmiyorum yarışmayı yapanlar böylesi bir soruya cevap aradılar mı.
Dağların da güzelleri var.
“Güzel” derken, neyi kastediyorsunuz?
Bir güzellik olduğunu biliyorum.
Ama, bu Hewler’de konu olmadı.
Onu da biliyorum.
Peki Güney Kürdistan’da yapılan şey neydi?
Uzunca düşündüm.
Kürdistan’lar birbirinden mayınlı sınırlarla uzaklaştırıldılar.
Herkesin bir Kürdistan’ı vardı.
Kürtler ve orada yaşayan diğer halkların bir Kürdistan’ı olmadı.
Ve şimdilerde Kürtler ve diğer halkların bir Kürdistan’ı var.
Güney’de, devletsiz bile olsa bir Kürdistan var.
Kuzey’de “sosyal devlet”e dayalı bir Kürdistan var.
Toplum, gelinen aşamada, defakto hükümet/devlet oluyor.
Ankara’daki devlet, Diyarbekir merkezli, defakto hüküm süren toplumun egemenlik gücünden korkuyor.
Ondan dolayı askeri saldırılar devam ediyor.
Valiler, kaymakamlar yaşayabilmek için bu güçle dirsek teması kurmak istiyorlar.
Askerler, gündüzleri yığınla yürüyor.
Geceleri, savunma pozisyonunda.
Askerler, iş çamaşırlarla değil, elbiseleriyle uyuyorlar.
“Öldürme tabusu”nun son bulduğu yer Kürdistan’dır.
Kürdistan’da ise Türk askeri “öldürme tabusu” sona eriyor.
Ve Kuzey’de “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı”: “Anadilde eğitimin önündeki tüm engeller kaldırılmalı, Kürtçe resmi dil olarak kabul edilmelidir” dedi.
Erdoğan hükümeti savunmadadır.
Kürtler siyasi ilanda bulunuyorlar; o “paket” üretiyor.
Rojava’daki gelişmeler Kürtler’e “yeni dizayn” veren etkiye sahip.
KDP ve PKK ilişkileri ve bu iki ana gücün, bu tarih kıskacında sınaması, yakında belirgin sonuçlar doğuracak.
Son tablolardan ortaya çıkan sonuçlardan bazıları şunlar:
Güney Kürdistan’da kapitalist dünyanın “post modern sosyal hastalıkları”na ortak oluyor.
Rojava’da “2. Kadın Tugayı” kuruldu.
Bu da madalyonun ters yüzü.
Hewler, hükümdar dünyaya göz kırpıyor.
Rojava, ufka endeksli geleceğin rüyasına merdiven dayıyor.
Kuzey Kürdistan, devam eden “kolonyal icazetli” şiddete karşı ilerliyor.
Türk halkına, Kürdistan’daki askeri harekatları kanıksatıyorlar.
Bu yeni bir gelişmedir.
1919-1938 döneminin politikası reaktive ediliyor.
AKP buluşudur: “M. Kemal merkezli Kemalizme” karşı yeni “beton üniteler-şimdilik beyinlerde inşa edilen, Erdoğan heykelleri” oluşturuluyor.
Türkiye’deki Genelkurmay Başkanı, “hümanist” lanse ediliyor; Kürdistan’daki Genelkurmay Başkanı‘nın, “kolonyal faşizmi” uygulama icazeti var ve bu da legal.
Sonuçta dünyadaki karmaşanın küçük aynalarından biri de Kürdistan’da.
Hükümdarlık, rüyalar, umutlar, güzellik ve çözüme dair projelerin tümü içiçe ve o yoğun toplumsal kavganın eşiğinde devam ediyor.