Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen uluslararası komplodan sonra bir grup arkadaşıyla birlikte gerillaya katılan ve gerillada Kürt tiyatrosuna devam eden Hêvî Şanoger’in, şehadetinin 15. yıl dönümü… Hêvî Şanoger’in adı bugün onlarca kültür kurumunda, sanat akademisinde, okullarda yaşatılıyor.
EKÎN RONÎ
Gerçek tiyatro sanatçıları sahne yoluyla hayatı yeniden ve özgürce yaratmanın mesajını bizlere ulaştırırlar. Aslında onlar elçidirler, onlara güzelliğin ve hakikatin elçileridir, diyebiliriz. O sanatçılar, mevcut dünyanın dışında manevi ve ruhsal bir dünya kurarlar. Sanat yoluyla böyle bir kültürel dünyanın inşasını sağlayarak, bizleri bu güzel ve özgür dünyaya çağırırlar. Bizlere düşen ise onlardan uzaklaşmamaktır. Bilakis, onları tanımak-anlamak ve iyi bir izleyici olarak onları izlemek, bizi gerçek oyunun, yaşamın içine çeker, yaşam içerisinde ancak böyle rolümüzü oynayabiliriz. Tiyatro sanatının diğer sanatlardan bir farkı da burada; seyretmek için katılmak, seyr-eylemek durumundayız. Sadece seyretmek yetmiyor. Eylemek o eylemin içine girmek, o yaşamın eylemcisi olmak zorundayız.
Kürt Tiyatrosunda bir ‘Hêvî’
A.Gaffur Doğan, dağlardaki adıyla Hêvî Şanoger Kürt halkının gerçek sanatçılarından birisidir. O bütün yaşamıyla Kürt sanatının ve tiyatrosunun hakiki temsilcisi ve öncüsü olmuştur. Mardin Kızıltepe doğumlu olan Hêvî Şanoger, adına ve soyadına değer bir hakikat elçisi olarak her zaman emekçi ve üretici oluşuyla ister şehirde ister dağda Kürt tiyatrosunun umudu, umutlu bir tiyatrocusu olmayı başarmıştır. Kızıltepe’ye, İzmir MKM’ye, oradan İstanbul MKM sahnelerine, Kürdistan’a, ülkesinin dağlarına, güneye ve son olarak bir çölü cennete çeviren Mexmur halkına onu sormak ve Kürt tiyatrosunun Hêvî’sini onlardan dinlemek gerekir.
Hêvî yoldaş 27 Ağustos 2004 tarihinde Mexmur kampından Kerkük’e tiyatro festivaline giderken geçirdiği bir trafik kazasında yaşamını yitirdi. Tam 15 yıl önce… 2004 yılının Kürt tiyatrosunda önemli bir yeri vardır. Önce Yêkda Herekol (Erdoğan Kahraman) 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde, 2004’te Halep sokaklarında İmralı ve Qamişlo’daki zulmü protesto etmek için bedenini ateşe verdi. Sonra Rêzan 2 Temmuz’da Kürdistan dağlarına düşen ateşi söndürmek için Zap suyuna kapılıp, ölümsüzlüğe ulaştı. Hêvî Şanoger ise yine 2004’te, 27 Ağustos’un sıcağında toprağa verildi. 2004 yılı 3 canımızı bizden aldı. Onları ateşe, suya ve toprağa verdik.
Gerillada Kürt tiyatrosu onlarla anılıyor
Kürt tiyatro dünyasının Hêvî’si, Hêvî Şanoger, yoldaşlarının anısını canlı tutmak ve yeniden sahneyi bizlere göstermek için yollara düşmüştü. Belki’de aklında diğer yoldaşları varken pencereden dışarı bakıyor ve Yekta’nın ateşin, Rêzan’ın Zap suyunun sırrına erişini düşünüyordu.
Birgün Kürdistan dağlarına gelirseniz ve Kürt tiyatrosunu sorsanız, gerillalar sizlere onlardan bahseder… Gerilla onların oyunlarını seyretti. Bazı gerillaların gördüğü ilk gerçek oyuncular ve oyunlar onlar oldu. Gerillada Kürt tiyatrosu onlarla anılır. Bizler için bugün 15 yıl sonra tekrardan bu değerli yoldaşları anmak ve Kürt tiyatrosunun kahramanlarına, umutlarına onların takip ettiği devrimci sanat çizgisine daha doğru katılmak ve onlar gibi iyi bir özgürlük eylemcisi olmaktan geçiyor.
Kürt tiyatrosunu yeniden inşa ettiler
Hêvî Şanoger, bir iş elinde yarım kalsa gece uyumaz, yemek yemez, o yazıyı, o oyunu bitirmeden durmazdı. Halkın bağrından çıkmış derler ya, öyle bir gerilla ve sanatçıyı; Hêvî ve arkadaşlarını doğru anlamak ve tanımak gerekir. Onlar demokratik modern ve özgür dünyamızın Kürt tiyatrosunu kurdular. Bizim için özgür bir dünya yarattılar. Onlar tiyatro alanında Kürt duygularını sahnenin tozuyla karıp, Önder Öcalan’ın felsefesiyle yeniden inşa ettiler. Kürt tiyatrocuları kom, komün deyince onların yaşamına bakmak zorunda… Uluslararası komplo sonrası grupça gerillaya katıldılar, sanatçı duyarlılığının en doruk noktasıdırlar. Dağda onun arkadaşları halen tiyatro yapmakta, devrimci sanata değer katmaktalar. Onlardan devraldıkları, sanatın devrimci tarzını büyüterek sanatın kendisini, devrimi yaratmak için mücadele etmekteler… Önder Öcalan’ın dediği gibi; devrimciler de, devrimler de ölmez, hep yaşarlar…
Kürt tiyatrosunun temeli sağlam atıldı
Bugün dağlarda ve şehirlerde bu kıymetli yoldaşların adları kültür kurumlarına ve tiyatro gruplarımıza veriliyor. Onların öğrencileri Kürdistan’ın her yerinde tiyatro yapıyor. 15 yıl onlarsız değil hep onlarla geçti ve anıları mücadelemizin, sanatımızın her daim ışığı oldu ve olacaktır. Onların asıl yolculuğunu yaptığı hakiki sanatın yolunda akademiler, okullar açılıyor, komlar kuruluyor, oyunlar oynanıyor… Kürt halkının gerçek sanatçıları hep akıllarda, hep yüreklerde…
Kürt sanatçıları ve özellikle de tiyatrocuları bugün sömürgeci AKP-MHP zihniyetine karşı mücadele ediyorsa, bu savaşın ilhamını bu hevallerden alıyor olmasındandır. İnanın Kürt tiyatrosunun temeli bu yoldaşlar sayesinde oldukça güçlü atıldı. Yıkılmaz bir devrimci sanat tarzının tohumları bu topraklara bu biçimde düştü. Kürt dilinde ve Kürt toplumunun yaşam gerçeğine denk bir tiyatro bu insanlarımız emeğiyle harmanlandı. Artık sanatımız TC işgali altında nefes alabiliyorsa, Kürt kimliği kendini sanat alanında canlı kılabilmişse; bu arkadaşlarımızın özgür yaşam iddiaları ve toplumsal köklerimize olan sağlam bağlarının sonucudur.
Onlar bizim ateşimiz, suyumuz, toprağımız…
Onlar Kürt tiyatrosunun hakikat elçileri… Özgür sanat dünyamızın gerçek kutsal savaşçıları olarak onlar, yaşamın devrimci yansısı, devrimci Kürt tiyatro eylemcileri olarak hiç unutulmayacaklar…