Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde 38 gündür açlık grevinde olan Senar Abi, “Soğuk duvarlar arasında güzellikte ısrarın çığlığı ve şarkısını haykırıyoruz” diyerek, herkesi bu çığlığa ve şarkıya ortak olmaya çağırdı.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 152. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 114, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 113, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 104. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 97, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 94. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 83. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 139; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 79; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 43 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
Kirliliği tanımıyoruz
Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde, 1 Mart’ta açlık grevine başlayan Senar Abi, gönderdiği mektupla açlık grevlerine ilişkin görüşlerini paylaştı. 38 gündür açlık grevinde olan Abi’nin mektubu şöyle: “Yanlış hayat doğru yaşanmaz. Ne kadar da bugünleri işaret eden güzel bir söylem. Aslında Adorno’nun inceliklerinden biridir. Yine Adorno Yahudi soykırımına ilişkin, ‘artık sosyolojinin, bilimin, aydın ve entelektüel olmanın bir anlamı yoktur. Çünkü herkes sessizliğe bürünerek soykırımı ve yanlış hayata ortak oluyordu’ diyordu. Evet yanlıştır hayat, bunu doğru olarak insanlara enjekte edemezsiniz. Bu yanlışın karşısında asırlar boyunca hep mücadele edenler olmuştur. Ezilenler hep hakikat arayışı içerisinde olmuşlardır. Hakikatin özü de doğruluk değil miydi? Doğruluğun da aynası yaşamın güzelliği değil miydi? Bugün güzellik kirliliğe tercih ediliyor. Kirliliği insanlara yaşamın esası olarak sunuyorlar. Bizler kirliliği tanımıyoruz, yabancıyız bu kavrama. Oysaki evrenin oluşumu ve yaşamın ilk inşası hep güzellik üzerine değil miydi?
Güzelliğe saldıramazsınız
Zerdüşti felsefenin ana unsuru güzel kılmak değil miydi yaşamı? Sokrates doğruluk ve güzellik adına yaşamını feda etmedi mi? Hakikat ve güzellik yolunda hep ilerlemedi mi? İşte tarih her zaman yaşamı güzel kılanları yazmamış mıydı? Evet bugün bütün insanlığa ‘güzelliği’ bahşeden ‘güzellik’ tecrit ediliyor. Bizler de ‘bu yanlıştır’ diyoruz. Yaşamın ‘güzelliğine’ saldıramazsınız, onu kötüleyemezsiniz. Bu saldırıya karşı bizler soğuk duvarlar arasında ‘güzellikte’ ısrarın çığlığı ve şarkısını haykırıyoruz. Kürt kadını bu çığlığı ve şarkıyı en güzel haykıran değil miydi? Leyla bugün ‘güzelliğe’, ‘Güven’le yürürken, dillere destan çığlığı ve şarkıyı ne kadar da güzel haykırıyor. Dünyanın her yerinden bu çığlığa ses veren olurken, aynı şekilde de bu şarkının en güzel halayını tutmuşlardır.
Güzellik yürüyüşüne katıldım
Bülbül yavruları köle olmasın diye yuvasını kafes içine kurmaz. Güzellik yürüyüşçülerini köleleştirmek için kafes inşa edenler, nasıl yanıldıklarını (Kemaller, Mazlumlar, Sakineler, Zülküfler, Aytenler ve Zehralar) tarihte de güncelde de altın harflerle yazıyorlar. Şmdi ardılları olmaya çalışan bizler insanlığa umudu ve güzelliği bahşetmeye çalışıyoruz. Bu yürüyüş baharla daha güzelleşiyor ve bir başka oluyor. Mart’ın başında ben de bu güzellik yürüyüşüne katıldım. Bu güzel yürüyüşe geç katıldığım için bütün halklardan ve çocuklar ile annelerden özür dilediğimi ifade etmek isterim. Bedenim ve ruhum özgürlüğe kanat çırpan bir kuş kadar hafif ve azadedir. İnsanlığa beşiklik etmiş bu coğrafyanın bir ferdi olarak, sonuna kadar bu yürüyüşün şarkısını ve çığlığını bedenimde haykıracağım. Anaların gözyaşında umudu, çocukların gülüşünde sevgiyi, Bilge’nin direnişinde özgürlüğü görüyorum. Bizler yaşamın doğruluğunu ve güzelliğine inanıyor, herkesi başlatmış olduğumuz bu çığlığa ve şarkıya ortak olmaya çağırıyoruz.”
AMED