Artı Gerçek’te Ayşe Yıldırım’ın yazısı, AKP’nin Kürdistan’daki seçim “hazırlığını” gözler önüne seriyor.

Bu “hazırlık”, ordu, polis birliklerinin seçimlerde oy kullanmak üzere, AKP ile HDP arasında oy farkının nisbeten az olduğu bölgelere yığılması şeklinde yapılıyor.

Şehirlerin, ilçelerin asker ve polis işgaliyle kuşatılması ve denetim altına alınması, şimdi seçimleri de “işgal” yöntemiyle alma aşamasına yükseldi. Yıldırım, kimi yerlerde ordu ve polis mensuplarının o yerlerin nüfusunu aştığından bile söz ediyor. Bu arada HDP’li seçmen birçok yerde listelerde yer almıyor. Seçmen olmayan AKP’liler ise kritik seçim bölgelerine sevk ediliyor.

Bu “sömürgeci seçim hazırlığı” elbette bu söylenenden ibaret değil. Tutuklamalar aralıksız sürüyor. Böyle giderse bu tutuklamalar seçim gününe gelindiğinde birçok seçim bölgesinde seçim sonuçlarını bile etkileyecek sayıya ulaşacak.

Şimdi HDP’nin bu “sömürgeci seçim hazırlığını” her türlü teknik terimden ve izahat biçiminden arındırarak, açıkça ve anlaşılır biçimde seçmene duyurmalı. Bu “hazırlığın” her şeye rağmen geri püskürtülüp püskürtülemeyeceği hususunda net bir açıklama yapmalı.

Bu açıklama, “şuraları elimizden zorla ve seçim hileleriyle alacaklar, şuraları her şeye rağmen alamayacaklar” gibi açık-seçik olmalı.

Ordu iki seçim arasında “silah”, seçim esnasında “oy” kullanarak Kürdistan’da işgali sürdürürken, gerçek durumu olanca açıklığı ile halka duyurmak, devrimci siyasi mücadelenin gereğidir.

Ve şimdi HDP, Kürdistanî partilerle kurduğu seçim ittifakı ile, AKP faşizmine karşı Kürdistan’da en büyük adımı atmış bulunuyor. Bu adımın “sömürgeci seçim hazırlığına” karşı en etkili yanıt aldığı tartışma götürmez bir gerçektir. Yapılan ittifakın önemi, katılanların “oy potansiyeli” ile ilgili değildir. İşin bu nicelik yanının faşizm şartlarında yapılan seçimlerde önemini abartmanın anlamı yoktur.

Kürdistanî ittifakın niteliksel yanı onların oy potansiyellerini fersah fersah aşmakta.

Kürt ulusal birliği yolundaki bu adım, bütün belediyelere AKP seçim oyunlarıyla, askerin ve polisin, korucunun oyuyla ve hileyle el koysa bile, bilelim ki hiç bir sonuç doğurmayacaktır. Kürtlerin ulusal birliği gerçekleştiği gün, halkın iradesine rağmen zorla el konulan her bir belediye binasının bir kışladan, karakoldan, mahkemeden farkı kalmayacaktır.

Türk işgalciliğinin gücü, Kürt halkını bölmekten, azınlıkta olsalar bile, bir kısmını kışlalarda, karakollarda teslim almaktan, onları kardeşlerine karşı silahlandırmaktan gelmekte. Ellerindeki bütün ekonomik imkanları Kürt halkını bölmek için kullanmakta. Elindeki belediyeyi rant dağıtarak bölücü hedefine ulaşmaya çalışmakta. Şimdi ulusal birlik yolundaki bu adım, Kürdistan için yerel seçimlerin sonuçlarından kıyaslanmaz ölçüde daha önemlidir. Kürt halkının ulusal birliği demek, Kürdün devletten silah ve rant almayı reddetmesi demektir.

Şu aşamada bu Kürdistanî ittifaktan uzak duran kimi partilere de HDP ve müttefikleri gerekli çağrıyı yaptılar. Kürdistan’da AKP’nin asker, polis, korucu oylarıyla yürüttüğü seçim kampanyasına, Kürt halkının ulusal birliğini sağlamak için verilen yanıt ne kadar güçlü olursa, yerel seçim sonuçlarından bağımsız olarak, halk gerçek iradesini ortaya koymuş olacaktır.

O bakımdan Kürdistan’da demokratik seçim kampanyasının özü, her şeyden önce Kürt ulusal birliğinin seçim gününe kadar adım adım, ev ev, sokak sokak inşa edilmesidir.

Orduyu, polisi, korucuyu “seçmen” haline getirmek, gerçek “seçmeni” tutuklamak, onun oy verme yerlerini ona rağmen değiştirerek oy verme hakkını gaspetmek, bu seçimleri AKP açısından daha şimdiden meşru olmayan bir seçim haline getirmiştir.

Buna karşı Kürt halkının ulusal birliği bu seçimlerde her bakımdan meşru savunma çizgisindedir. Attığı her adım meşrudur, alacağı her oy meşrudur, kazanacağı her belediye meşrudur.

Saray rejiminin ise attığı her adım gayrı meşrudur, aldığı her oy gayrı meşrudur, kazanacağı her belediye gayrı meşrudur.

Sömürgeci, işgalci, faşist diktatörlüğe karşı Kürt ulusal birliğini daha yüksek aşamaya yükseltmek, günümüzün en acil, en önemli ve sonuç alıcı adımı olacaktır.