Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı adlı mizah kitabını okumasanız bile Şener Şenli-Kemal Sunallı filmini çoğunuz izlemiştir. Egemen sistemin şekilci, tek tipçi, zalim, öze değil de biçime önem veren ve bunu gençler üzerinde uygulayan yapısının muhteşem bir eleştirisidir. Herhalde sistemde ciddi bir değişim olmadığı için, bu kitap ve beyaz perdeye yansıyan filmleri de hala ilgi görmektedir. O filmden hala aklımda kalan en çarpıcı sahne şudur: Müfettişler gelince bütün sınıf hizaya girip esas duruşa geçer. Müfettişlerin gördüğü ön cephede hiçbir kusur yoktur. Bütün öğrenciler takım elbiseli ve kravatlıdır. Ama müfettişler gidince işin vahameti görülür:Öğrencilerin kiminin ceketinin, kiminin gömleğinin kolu ve yakası ya da pantolonunun paçası yoktur. Her şey yırtık pırtık, giysilerin arkası, ayakkabıların altı ya hiç yok ya da deliktir. Çoraplar zaten hak getire... Ama öğrenciler bu teftişi de atlattık diye sevinip sigarayı tellendirirken, müfettişler de her şey usulüne uygundur, her şey iyidir diye raporlarını yazıp gitmiştir bile.Ne yazık ki, gerçek durum daha da vahimdir.Bizde üst düzey devlet memurları ve siyasetçiler görevdeyken her türlü pisliği yapar ve savunur. Ama görevden ayrılma dönemi gelince ya da ayrıldıktan sonra gerçekleri söylemeye ve eleştirmeye başlarlar. AKP ileri gelenleri de bu kuralı bozmadı. 13 sene, tek parti olarak iktidarda kaldıktan sonra şimdi veda zamanı gelip çatınca gerçekleri konuşuyorlar:Büyük saraylar yaptık ama içinde adalet yok!

-Yüzde ellinin desteğini aldık ama geri kalan yüzde ellinin de nefretini kazandık.Ülkeyi içeride ve dışarıda tam da bir çıkmaza-batağa sokup bıraktılar:Ekonomik kalkınmayı sağladık diye övünüyorlar. Ama Soma, Ermenek, Torunlar inşaat gibi toplu işçi katliamları bir yana inşaatlarda, tersanelerde ve yollarda her gün ölen-öldürülen mevsimlik işçiler hakkında hiçbir şey söylemiyorlar. Ya da söyledikleri “Takdir-i İlahi, işin fıtratında var” vb. saçmalıklardır. Hala “En ucuz işçi bizde” diye işçileri bütün dünya sermayesine peşkeş çekiyorlar.Hababam sınıfının, “Hababam Türkiyesi”ndeki demokrasi de hababam demokrasisidir:

Hababam demokrasisinde her köşede bir cinayet ve bir katliam vardır ama failleri yoktur. Failler hep meçhul kalır. Bazen tesadüfen yakalanan olsa da zaman aşımından yırtar.Hababam demokrasisinde kadın cinayetleri artarak sürer ve kimse rahatsız olmaz. Toplumun namusu temizleniyor diye herkes rahatlar.

Hababam demokrasisinde:

Saray var, adalet yok!

İç Güvenlik yasası ve muazzam güvenlik güçleri var  ama güvenlik yok! HDP’ye yapılan çete saldırıları bombalamalara dönüştü. En yüksek makamlardan HDP yöneticilerine yapılan tehditler gırla gidiyor. Bugüne kadarki saldırıların faillerinden bir teki bile yakalanmış değil.Sandık var ama seçim yok. Çünkü % 10 barajı nedeniyle oyların çoğu çöpe gidiyor. Halkın seçtikleri değil, seçmedikleri vekil oluyor.Bugüne kadar öyle oldu ama gene öyle mi olacak?

Yoksa HDP’de birleşen halklarımız % 10 ve tüm barajları yıkıp gerçek demokrasiye geçişin ilk adımını mı atacak?

Bütün hilelere, engellemelere, saldırılara, bombalamalara rağmen, 7 Haziran seçimleri için sandıklara giden halklarımız, bu sorulara kesin cevabını verecektir.Hababam demokrasisinde partiler var, kanunlar var, seçimler var, sandıklar var ama demokrasi yok. AKP diktası kendi varlığını ve diktasını demokrasi zannediyor. Faşist cuntanın % 10 barajını demokrasi adına savunuyor. Ama % 10 barajına karşı çıkanları darbecilikle, demokrasi düşmanlığıyla suçluyor. HDP’nin baraja takılıp meclis dışı kalmasını istiyor.Çok doğrudur: Biz eleştiriyoruz, konuşuyoruz, AKP yapıyor: Yaptıkları hırsızlık, uğursuzluk, yolsuzluk, saldırı, cinayet ve katliamlar birbirini takip ediyor. Ama artık buna dur demenin zamanı da gelmiş bulunuyor.HDP’nin barajları aşması, bütün engellere rağmen güçlü olarak meclise girmesi hababam demokrasisine son verecek ve halk demokrasisine geçişin ilk adımı olacaktır.Selahattin Demirtaş, şu ana kadar yurtdışında kullanılan oyların çok düşük olduğunu belirterek, tüm halkı mutlaka oy kullanmaya çağırdı. Yurtdışındaki bütün zorlukları bildiğini ama halkın gerekirse bir gün işe gitmeyerek herkesin oy kullanması gerektiğini belirtti. HDP seçim komisyonları, imkanı olmayan tüm seçmenleri gün boyu, ücretsiz olarak sandıklara götürüyor. Hafta sonunu beklemeden herkes oyunu kullanmalıdır.Bu kutsal tarihi görevde yer alan aday, seçmen, müşahit, sempatizan herkese selam olsun.