Özgürlükçü Demokrasi gazetesi sahibi, yazı işleri müdürü ve editörlerinin yargılandığı dava da 5 gazetecinin tutukluluğunun devamına karar verildi. Gazeteciler, ”8 aydır tutuklu bulunuyoruz. Tek delil yaptığımız haberler” dedi

Kapatılarak mallarına el konulan Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin 5’i tutuklu 14 çalışanının yargılandığı davanın ikinci duruşmasında konuşan Gazeteci Reyhan Hacıoğlu, ”Bizim şahsımızda gazetecilik yargılanıyor. Hakikat savunuculuğunu yapan gazetecileriz. Bütün haberlerimizin kaynakları vardır, gerçeklere dayanır. 8 aydır tutuklu bulunuyoruz. Tek delil yaptığımız haberler” dedi.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada yargılanan gazetenin Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul, İmtiyaz Sahibi İhsan Yaşar ve editörler Mehmet Ali Çelebi, Rayhan Hacıoğlu ile Hicran Urun duruşmada hazır bulundu. Gazeteciler elleri kelepçeli bir şekilde duruşma salonuna getirildi. Tutuksuz gazeteciler Ramazan Sola ve Pınar Tarlak’ın hazır bulunduğu duruşmayı CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDK yöneticileri ve tutukluların aileleri izledi.

Kimlik tespitinin ardından söz alan Reyhan Hacıoğlu, ”Bizim şahsımızda gazetecilik yargılanıyor. Hakikat savunuculuğunu yapan gazetecileriz. Bütün haberlerimizin kaynakları vardır, gerçeklere dayanır. 8 aydır tutuklu bulunuyoruz. Tek delil yaptığımız haberler” dedi.

Tutuklu gazeteci Hicran Urun de iddia makamının kendisini ”Örgüt üyesi” şeklinde suçladığını hatırlatarak, “Buna yönelik delillerde Kürtçe şarkılar ve masa başında çalışırken çekilen bir fotoğraf. Bunların örgüt üyeliği için delil olamayacağı çok açık. Her şey çok kolay terörize ediliyor. Bugün ‘soğan terörü’, ‘Boşanma terörü’ gibi her şey terörize ediliyor. Örgüt üyesi olmadığımızı siz bizden çok daha iyi biliyorsunuz” diye konuştu.

8 aydır özgürlüğüm tutuklu

 Ardından söz alan gazetenin Yazı İşleri Müdürü İshak Yasul da kendilerine açılan davanın gazetenin yayın politikasına yönelik olduğunu dile getirdi. Gazeteci Mehmet Ali Çelebi de ”Bilirkişi raporunda görüldüğü gibi bana dair hiçbir şey söz konusu değil. Raporda günlük bir kaç sohbet yer alıyor. Suç unsuru olarak adlandırılacak bir şey yok” dedi. Çelebi, ”Gazetecilik, basın ve ifade özgürlüğünün bu şekilde değerlendirilmesini bu coğrafya hak etmiyor. 8 aydır özgürlüğüm tutukludur. Hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyoruz. Sansür ve oto sansürde bir şekilde vurgulanmak isteniyor. Özgürlükler ve demokrasi için gazetecilik yargılanmalarının durdurulmasını istiyorum” diye konuştu.

Dijital materyaller üzerinden hazırlanan bilirkişi raporunun dosyaya pek bir etkisinin olmadığını dile getiren Avukat Özcan Kılıç, ”Bu gazetede sadece Efrin konusu yer almıyor. Açın bakın birçok haberi bulursunuz ama sanki Efrin haberleri tek yapılmış gibi gösterilmiş. Haberleri kim yapmışsa sahipleniriz ama şemanız çok yanlış” dedi.

Avukatların savunmasının ardından İddia makamı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağından 5 gazetecinin tutukluluk halinin devamını istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, iddia makamının talebini kabul ederek, tutuklu bulunan gazetecilerin tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 21 Mart 2019’a ertelendi.

 

İSTANBUL

 
 

Kibriye Evren de tahliye edilmedi

   

Gazeteci Kibriye Evren, iki farklı suçlamayla hakkında açılan davanın ilk duruşmasında tahliye edilmedi.

Amed merkezli 9 Ekim’de yapılan ev baskınları ile gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Gazeteci Kibriye Evren’in yargılandığı davanın ilk duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu üyeleri, HDP Amed Milletvekilleri Remziye Tosun ile Semra Güzel, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve HDP İl Eşbaşkanları, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Temsilcisi Mahmut Oral, kadın gazeteciler ve ailesi katıldı. “Örgüte üye olma” ve “Örgüt propagandası yapma” gerekçeleriyle yargılanan Evren’e yaptığı haberler de suç delili olarak sunuldu.

 Kürtçe yaptığı savunmasında gazeteci olduğunun altını çizerek, mesleğinden ötürü yargılandığını vurgulayan Evren, şunları kaydetti: “Gazetecinin görevi haber yapmaktır, doğruları yazmaktır, haber kaynaklarıyla, halkla iletişime geçmek ve diyalog kurmaktır. Mesleğimle ilgili yurt dışına da çıktım ve gittiğim yerlerde haberler yaptım. Gizli tanıkların hakkımda verdikleri ifadeler doğru değildir ve kabul etmiyorum. Üzerime ifade verenler mesleğimi lekelemek istiyorlar. Mesleğimi illegal gösteriyorlar ama ben legal bir iş yapıyorum yasal bir kurumda çalışıyorum. Bir kadın ajansında çalışıyorum. Her parti, kurum ve kuruluş ile görüşmelerim oluyor ve haberlerini yapıyorum. TJA’da bir kadın kurumudur ve gidip haberini yapıyorum. Tahliyemi talep ediyorum. Sosyal medya hesabımda paylaştıklarım farklı ajansların yaptığı haberlerdir.”

Savcılık tutuklama istedi 

 Evren’in savunma yapmasının ardından savcı tutukluluk halinin devamını istedi. Savcının talebine karşı savunma yapan Avukat Pirozhan Karali, müvekkilinin gizli tanıkların ifadelerine, yurtdışı giriş çıkışlarına ve sosyal medya paylaşımlarına dayanılarak yargılandığını belirterek, yasal çerçevede mesleğini yaptığını ifade etti. Karali, şunları söyledi: ”Müvekkilim yurt dışına haber yapmak için çıkmıştır ve yaptığı haberlerde önünüzdeki dosyaya eklenmiştir. Sosyal medya paylaşımları da illegal ve yasak paylaşımlar değildir. Müvekkilim yapılan haberleri retweetlemiştir ve eğer bu haberler suçsa haberi yapan hesaplar hakkında bir soruşturma başlatılmalıdır. Bu hesaplar resmi hesaplar ve hala haber yapmaya devam ediyorlar. 2010’da ele geçirilen flaşta elde edilen verilerde herhangi bir ses kaydı, görüntü, el yazısı yok. O dosyadan tutuklu bulunan kimse de yok. Bu da göz önünde bulundurulmalıdır.”

Avukat Karali, gizli tanık olarak ifade veren ‘Cesur Yürek’ kod isimli kişinin 4’üncü ve 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde tanıklığının düşürüldüğüne de dikkat çekti.

Mahkeme, tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 10 Ocak 2019’a erteledi.

 

AMED