Kürt siyasetçilerini kıskandıran söylemlerinizin ertesi günü Kürt dilinin bir medeniyet dili olmadığını açıklayarak, içinizi bir güzel rahatlatıyordunuz. Sistemin demir bileği gibi en sıkışık anlarda ortaya çıkıp milyonlarca insanı rencide etmekten çekinmiyorsunuz. Bir sinemacı olarak samimice söyleyeyim size; Siz ne iyi polis rolünde ne de kötü polis rolünde iyisiniz artık. Bence siz artık koltuk sevdası uğruna yağdanlığını yaptığınız Erdoğan’dan ayrılıp uğruna Pensilvanya’lara kadar gittiğiniz Hoca’nızın dizinin dibine yerleşin. Kürtlerle alay etmekten de vazgeçin artık. İki iktidar arasında sıkışıp hıncınızı Türkiye halkından alırsanız kendi sonunuzu hazırlamaktan öteye gidemezsiniz.
Hani siz İslam’ın baş aktörlerisiniz ya, bir hatırlatmada bulunmak isterim. İslam’ın insanlığa sunduğu şöyle bir söz vardır: ‘Veren el alan elden üstündür’ diye. Siz şuan ‘alan el’siniz biliyor musunuz? Size her fırsatta barışı haykıran, angajmalarını gerilla güçlerini geri çekerek yerine getiren, çatışmasızlık ortamı yaratan ve size barışı veren el Kürt Hareketidir. Buna karşılık hükümetinizin attığı tek bir somut adım var mı? Bu durumda veren el Kürt Hareketi, siz de alan elsiniz. Oyleyse, “Cemil Bayık’ın muhatabı ben değilim” demek de oluyor?
Siz, adına barış süreci denen bu konsensüsü kiminle kurdunuz? Bir kaç haftada bir İmralı‘da, BDP heyeti kiminle, kimin izniyle, ne görüşüyor? Bugüne kadar Türklere ve Kürtlere verdiğiniz süslü vaatlerle Türkiye halklarıyla alay mı ediyorsunuz yoksa? Bu süreçten dönerseniz halkın sizi affedeceğini mi düşünüyorsunuz? Öyle yuvarlak kelimelerle kurduğunuz iyi polis söylemleri etkisini yitirdi artık sayın Arınç! Bu durumda, eğer bir ülkede insanların mezarlarına bile tahammül kalmamışsa, mezar taşları bile talan ediliyorsa; o taşların altında bir Arınç zihniyeti yatıyordur desek yanılır mıyız acaba?
Kürtçülük de Türkçülük de yerin dibine batsın artık. Size sadece ve sadece bir insan olarak sesleniyorum. Haddinizi bilin! Bir taraftan PYD eşbaşkanıyla görüşüp diğer taraftan da Rojava’ya katil sürülerini gönderiyor, silahlandırıyor ve kadın çocuk demeden insanlık dışı katliamlara sebep oluyorsunuz. Ayrıca bir taraftan PKK lideriyle bal gibi bir proje üzerinde çalışıyorsunuz, (her ne kadar samimi olmasanız da) diğer yandan ‘terörist başı’, ‘terör örgütü’, gibi barışı sabote edici dilinizden de olmuyorsunuz. Kürt Hareketini en üst düzeyde temsil edenlere perde arkasında yalvarıyor, perde önünde muhatap kabul etmiyorsunuz. Bunun hesabı ağırdır. Türkiye’de, Kürtlerden olduğu kadar Türklerden de barış konusunda samimi sesler yükseldi son zamanlarda. Asker ve Gerilla anneleri tek bir yürekle ‘yaşasın barış‘ sloganları atmaya başladı. Bu durumda, ya algıda güçlük çekiyorsunuz, ya da eski alışkanlıklarınızın kurbanı olup kendinizi unutuyor, saldırıya geçiyorsunuz. Savaş biteli bir kaç ay oldu sayın Arınç! yeni rolünüze iyi çalışın.
Umarım size bir kez daha haddinizi bildirme ihtiyacı hissetmem, haddinizi bilin de size barışı veren ele muhatap muamelesi ötesinde saygı da duyun. Bunun, sizin ve Türkiye’nin can simidi olduğunu da unutmayın!
Haddinizi bilin sayın Bülent Arınç!
Etinize, kemiğinize hatta ruhunuza yapışmış kronik hastalıklarınızı atamadınız bir türlü. Eski alışkanlıklarınız her barış söyleminde olduğu gibi yine hortladı. Cemil Bayık’ın önceki gün “gerillaların geri çekilişini durdurduk” açıklaması karşısında her zamanki iyi polis rolünüzü bu sefer iyi oynayamadınız. Ne oldu sizin o iyi polis rolünüze? Tahammülsüzlüğünüz bazen kendinizi unutmanıza mı sebep oluyor sayın Arınç? Oysa sizi, dönem dönem yaptığınız ‘devrimci’ çıkışlarınızla tanımıştık.