Avukat Nesrin Bilek, yasanın cinsel suçları önlemede caydırıcı olmadığını belirtti ve yeni suçların yaşanmaması için daha somut adımların atılması gerektiğini ifade etti. 

Bu yönetmeliğin cinsel saldırı suçlamalarının sonucu ile ilgilendiğini ancak nedeni ile ilgilenmediğini aktaran Bilek, “Tüm suçluluk durumlarında olduğu gibi cinsel saldırı suçlarının da engellenmesinin yolu sonuç değil, nedeni ile mücadele edilmesinden geçmektedir. Kimyasal Hadım ile bu işin çaresinin bulunduğu şeklindeki yaklaşım sorunu örtme amaçlıdır. Devletin gerçekçi, eşitlikçi yaklaşımı olmadığı sürece, bu tartışmaların magazin boyutunu geçmeyeceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu. 


'Hasta beyinleri daha çok hastalandıracak'

Avukat Filiz Soylu ise, bu yasanın sosyolojik ve psikolojik açıdan kötü sonuçlara neden olacağını söyledi. Kişinin kendisinin onayı olmadan hakim kararı ile uygulanması, özellikle 'erkek', 'erk', 'iktidar' olmanın yüceltildiği bir toplum ve zihniyeti yaratacağına vurgu yapan Soylu, azaltılan cinsel dürtünün yanında, 'erkekliğini kaybetme' olarak algılanacak olan bu yönetmeliğin zaten hasta olan beyinlerin daha da hasta hale getireceğini aktardı. 


'İyi hal indirimi uygulanmamalı'

Cinsel saldırıları önlemek için bir kimyasal hadıma gerek olmadığını, gereken hukuki cezaların somut bir şekilde uygulanması olduğunu ifade eden avukat Sabahat Gençtarih Cebe, kadınların bu konudaki beklentilerinin kişinin insan hakları ihlali olmadığını, kadın haklarının korunması için gereken yasaların yürürlüğe konması olduğunu söyledi. Türkiye'de gerçek bir yargılanmanın olmaması nedeni ile bu tür uygulamaların getirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Cebe, yapılması gerekenin cinsel saldırı yapan kişilerin iyi hal indirimi almaması olduğunu söyledi. 


 DİHA/MERSİN