DTK eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in İmralı Adası'nda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit koşullarına karşı başlattığı açlık grevi eylemi 37.gününde tutsak olduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinde devam ediyor.
Güven'in başlattığı açlık grevi aynı zamanda bu direniş geleneğine de dikkat çekiyor. Açlık grevleri Kürt özgürlük hareketi için tarihi bir yere ve öneme sahipken dünyada yapılan açlık grevleri eylemlerinin tarihi ise Roma İmparatorluğuna kadar dayanıyor.
Tarihin ilk açlık grevi eylemi: Roma İmparatorluğuna karşı
Tarihin bilinen en eski açlık grevi eylemi bazı kaynaklara göre Roma Imparatorluğu döneminde gerçekleşmiştir. Imparator Tribeus döneminde devlet destekli gerçekleşen cinayet, işkence ve yolsuzluklara karşı Tribeus'un yakın arkadaşı olarak bilinen Avukat Nerva bedenini açlığa yatırmıştır. Nerva, bütün çabalara karşı kendisine müdahaleyi ve eylemin sona erdirilmesini kabul etmemiş ve ölmeyi seçerek arkadaşı Tribeus'un bu ihlaller konusunda, ölümü ile sarsılmasını ve düşünmesini istemiştir.
Hak gaspları karşısında İrlanda örneği
Açlık grevleri denince ilk akla gelen yerlerden biri Kürdistan'ın yanında, İrlanda'dır. İrlandalılar uğradıkları haksızlıklar karşısında bedenlerini açlığa yatırarak haksızlığı meydana getiren kişinin kamusal alanda utanç duymasını amaçlarlardı. Bu anlamda açlık grevleri İrlanda tarihinde yer alan bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Hristiyanlık öncesinde uygulanan bu yöntem, haksızlığa sebebiyet veren kişinin kapısının önünde gerçekleştirilirdi ve birinin açlığa terkedilmesi toplumda ayıplanarak karşılanırdı. İrlanda toplumunun tarihinde yer alan açlık ve açlık grevi olduğunun direnişe dönüşmesi ise İRA ile gerçekleşiyor. Britanya'ya karşı direnen İRA ve Kuzey İrlanda halkı, Britanya hapishanelerine esir düşen milletvekili Bobby Sands'ın da dahil olduğu açlık grevi direnişi başlattı ve bu direniş sonucunda 10 tutsak yaşamını yitirdi.
Seçilme hakları için direnen Sufrajetler
Yine tarihe büyük damga vuran açlık grevi eylemlerinden biri İngiltere ve Amerika'da oy hakları için direnen Sufrajetler olmuştur. Kadınların seçilme hakları için sokakta, parlamento önünde eylemler gerçekleştiren Sufrajetler her defasında şiddet ile sindirilmeye çalışıldı. Eylemin önde gelen isimlerinden Marion Wallace- Dunlop, tutuklanıp cezaevine gönderildiği gün açlık grevine başlar ve 40'ıncı günün sonunda içeride olabileceği korkusu ile serbest bırakılır. Uzun süren eylemlerin, direnişin sonunda Sufrajetler seçilme haklarını kazanırlar.
Ölümüne direniş
Baskı, zulüm ve sömürgeciliğe karşı İsrail hapishanelerinde bedenlerini açlığa yatıran Filistinli tutsaklardan Zapatistalara, Nelson Mandela'dan Mahatma Gandhi'ye kadar geniş bir açlık grevi eylemcisi sıfatını taşıyan kişi bulunmaktadır. Amed cezaevinde ise açlık grevi direnişinde, ölümüne direnişi seçen özgürlük hareketi öncü isimlerinden Kemal Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz, ve Ali Çiçek ölüm orucunun 55.inci gününde yaşamlarını yitirdiler.
Malta Sözleşmesi
Kasım 1991 yılında ilan edilen Malta Sözleşmesi, açlık grevi eylemini özgür olunmayan ortamlarda, kişinin özgür iradesi ile taleplerinin karşılanması için başlattığı eylem olarak tanımlayarak, eylemin meydana getirdiği sağlık sorunlarını ve hekimlere düşen sorumlulukları sıralamıştır. Sözleşmeye göre kişi eylem ile ölümü amaçlamamakla beraber talebinin karşılanmasını ister ve olası koşullarda kişiye zorla müdahale olamayacağının altını çizer. Yine sözleşmeye göre eylemin ilk günleri ciddi sağlık sorunlarına sebebiyet vermezken 40'ıncı günden sonra vücutta kalıcı hasarlar oluşmaya başlar. Açlık grevi, ölüm orucu gibi eylemleri gerçekleştirenlerde ise en sık görünen kalıcı hasarlar ise şöyle: Organ yetmezliği, solunum zorlaşması, vitamin desteği sağlanmadığı durumda sarılık ve iskorbut, beyin hasarlanması gibi. Uzun süren grevlerde ise en bilindik rahatsızlık Wernicke- Korsakoff'dur. Bu hastalık beslenmeye dayalı olarak beyinde hasar oluşması, hafıza kaybı, hafızanın bilgi depolamama, kaslarda istemsiz kasılma halidir. Açlık grevi eylemcilerinde bu tür sağlık sorunları meydana gelirken Malta sözleşmesi kişinin iradesine saygıyı gözeterek olası durumlarda kişinin hayata döndürülmesi ya da zorunlu tıbbi müdahale gerektiren durumlarda hekim müdahalesini sınırlandırır. Kişinin iradesi dışında bir müdahalenin kesinlikle mümkün olmayacağını belirtir.