
Kitap Arap Alevi, Çepni Alevi, Tahtacı Alevi, Bektaşi Alevi ve Kürt Alevi kadınlarla yapılan söyleşilerden oluşuyor. Ayrıca yurt dışında önemli bir örgütlülüğe sahip olan Alevileri temsilen, orada yaşayan kadınlarla da görüşmüş Akkaya.
13 Alevi kadınla görüşme
Gülfer Akkaya’nın sunuşu ile başlayan kitapta Alevilik ve Alevi kadınlar hakkında iddialı analiz ve tespitler var. Bir bütün olarak görünmez kılınmaya çalışılan, ötekileştirilen Aleviliğe, Alevi kadınların durumu üzerine içeriden bir eleştiri yapmış Akkaya.
Toplam 13 kadınla yapılan görüşmelerde Alevilik inancı, Alevi kadınlarının Alevi inancındaki yeri ve Alevi kurumlarında Alevi kadınların durumları ele alınmış.
Kitabın arka kapağında şöyle yazmış Gülfer Akkaya:
“Alevilik bugüne dek baskın olarak erkekler tarafından anlatıldı. Cinsiyetçi değilmiş gibi anlatılırken bile cinsiyetçileştirildi. Kadınlar yok sayıldı. İnanç olarak, bilgi ve birikim olarak Alevilik tek cinsleştirildi, erkeklik bilgisi olarak sunuldu. Dışarıdan gelen asimilasyona, yok edilmeye karşı direnen Alevilik, içeride erkeklerin baskısına ve hükmüne teslim oldu. Bu, hem Alevi inancı pratikleriyle hem de Alevilik bilgisine erkeklerce el konulup değiştirilmesiyle gerçekleştirildi. Aleviliğin tarihine kadınların yaptığı katkılar, Aleviliğin bugünlere taşınmasındaki rolleri ve önemi, Alevilikteki yerleri, erkeklerce daraltılarak, unutturulmaya ve yok sayılmaya çalışıldı. Kadınların üzeri sessizce örtüldü. Bugün Alevilik adeta Alevi erkeklerce gasp edilmiş durumda.
Elinizdeki kitap, bunlara bir isyan ve tavır olarak kendisini Alevi önde geleni diye payelendiren erkekler yerine Alevi kadınlarla yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıktı. Aleviliği, Alevi kadınlara sordu. Aleviliği bir de kadınlardan dinleyerek öğrenme yöntemine başvurdu.”
Kitabın adının “Sır içinde sır olanlar: Alevi kadınlar” olmasına gelince… Bunu sunuş bölümünde şöyle açıklıyor Akkaya:
“Yüzyıllar boyunca çeşitli inanç ve iktidarlar tarafından baskı görmesi, yasaklanması, zor uygulanmasının da etkisiyle Alevi inancı “sır”laşmıştır. Alevilik kendisini sırlaştırarak bugüne dek getirebilmiştir. Sır, açıklanmaz. Gizlidir. Sırra erişen, onu saklar. Gizlilik esastır. Herkes o sırra sahip değildir. Sırra erişenler hakikat kapısının son makamına ulaşabilen kâmil kişilerdir.
Ancak bir de o sır içinde, yani Alevilik içinde ötelenerek “sır” olanlar vardı. Alevi inancı içinde erkeklerin çıkarları için her geçen gün görünürlüğünü biraz daha kaybeden, yok sayılan, üzeri örtülen kadınlar. Önü erkekler tarafından kesilen kadınlar…
Hakikatin parçası olan kadınlar. Aralarında insan-ı kâmillerin olduğu kadınlar…
Demem o ki; tüm baskı ve kısıtlamalara, yok saymalara rağmen Alevi kadınlar, hakikat kapısına varıp o kapıyı başka bir gözle araladılar. Hakikatin gözü ve sözü olarak sır olmaktan çıkıp, “sırra eriştiler”. Kırklar Meclisi’ndeki on yedi bacıya yoldaş oldular.”
1972 yılında Sivas Kangal’da Kürt Alevi köyü olan Kürkçü’de (Qurcik) doğan Akkaya’nın 2008 yılında “Unutulmasın diye… Demokratik Kadınlar Derneği”; 2011 yılında “Sanki Eşittik, 1960-1970’li yıllarda devrimci mücadelenin feminist sorgusu” adlı kitapları yayımlandı.Kitaba akkayagulfer@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.
KÜLTÜR SERVİSİ