Bir düş kurarsınız. Evinizin arka yüzünde güneşe avuçlarınızı açarak, “Aşka ve özgürlüğe kayıtlı bir yaşam istiyorum” diye… Avucunuzu yüzünüze sürdüğünüzde dileğinizin yerine geleceğini söylemiştir anneanneniz… Avuç içinizde saklarsınız o dileği…

Ya da ay ışığının önüne eşarbını atan kadının dileğini kuşanırsınız… Çocuğunun iyileşmesi için o eşarbı ay ışığının önüne sürdüğünü söyler kadın. Sonra o eşarbın dört köşesini -içine işleyen ışık ya da sır gitmesin diye- usul usul katlamasına tanık olursunuz. Avuç içi büyülü bir sırrı kuşanır artık… En çok avuç içine bakar gözleriniz… Hislerinize mekan olur sonra… Usul usul teninize yurt olan bir mekan ya da…

Yalnızlığa yaslanırsınız en çok da… Düşleriniz uzun yollara kayıtlıdır zira… Nisan çiçeğinin naif yapraklarına şiirler dizersiniz sonra… Kaleminizle mevsimleri çizersiniz usul usul… Her mevsim o son bıraktığınız yerde kalmıştır sanki… İlkbahar yeni başlangıçlara kayıtlı bir nisan sabahındadır şimdi. Özgürlüğü müjdeleyen. Yaz en uzun günü hediye eder, haziran olur, aşk olur tüm yer ve gökyüzü… Kış Erek dağında yuvalanan umutlara bakar, sonbahar ansızın karşınıza çıkan yeşil bir dal olur sonra…

Oysa yollar yıllara dönüşür zamanla… Mevsimler rüzgara takılır sanki… Yıllar geçer, yollar uzar… O zaman tam da o zaman sayılar anlamını ifşa eder usulca… Kırkı çıkmış hareketimizin emeğe dayalı hakikati yeşerir… Bir oluşu ifade eder kırk sayısı. Erdemli bir insan olmak için kırk gün çile çeken peygamberlere, ermişlere, dervişlere kulak verirsiniz ya da. Annesinin rahminde kırk hafta oluşan bir bebeğin kırkı çıkıncaya kadar avuç içini koklamanın güzelliğini anlatır size kadın bilgeliği… Yazın en uzun gündüz ile başlayan “Çileyî havinê” ve kışın en uzun gece ile başlayan “Çileyî Zivistanê” hikayelerini dinlersiniz yurdunun acılarını sesinde sağaltan dengbêjlerden… Ve sonra oluşunu sağlayan hakikatin yedi aşamalı sınavı başlar. O zamanda Terzi Hermes’in öğretisi imdadınıza yetişir işte…

Bir öyküyü dinlersiniz orada. Efil efil esen bir rüzgarın sesi ile gelen bir öykü… Şimdi aşkın ve direnişin hikayesini kuşanan Leyla ismi ile günümüze kadar gelen… Coğrafyanızda anlamına kavuşan… Doğunun bilgeliğini kuşanan. Leyla Qasim, Leyla Xalid ve şimdi de Leyla Güven olan…

Kimliği lanetlenen, kültürü kırımdan geçirilen halkının Leylası. Halkı hiçbir zaman teslim olmadı, özlü hakikat arayışından vazgeçmedi. 21. yüzyılda halkının özlü bir neferi olduğunu ispatlayan Leyla Güven’in eylemi bu nedenle çok anlamlı. Direnişin ve aşkın kadın halini bu yüzyıla taşıdığı için çok anlamlı… Özgürlüğe ve aşka inandığı için… 2019 yılının eylem çizgisini belirlediği için… Sürgün yüreğinin özlemini dünyaya haykırdığı için… Özgür düşler kurmaktan vazgeçmeyin dediği için çok anlamlı. 2019 yılında Amed’in aşkın ve özgürlüğün mekanı olacağına inandığı ve bunun için bedenini umuda yatırdığı için çok anlamlı…