Karanlık ve aydınlık mücadelesinde asırları alan şiddetli bir çatışmanın yaşandığı coğrafyamızda egemenler ve iktidar odaklı ideolojiler kendilerini zifiri karanlık ile temsil ederken, yol alırken; özgürlüğün ruhu çalmak ve toplumda sahte çürük binalar gibi bir zihin oluşturmak isteyeceklerdir. Her şeye boyun eğen, her söylenene inanan, analitik zekayı devre dışı bırakıp, iktidar hizmetine sunulan zeka oluşturmak, yaşama tek pencereden bakmak, yorumlamak ve ele almak için, önümüzdeki bir hakikati yok etme savaşı içinde olacaklardır. Zaten bu egemen-iktidar sistemi olan anlayış mensupları alabildiğine kölelik ve biat sistemi inşaa etmek isteyenlerden başka bir şey beklenemez.

Nasıl ki yaşam, tarih ve insanlık bu karanlık, yobaz anlayışlara karşı hakikat mücadelesinden vazgeçmeyip, aydınlığı toplumların yüreklerinin en derinliklerine yerleştirip, mücadele ruhunu canlı tutup günümüze kadar getirmişse, işte bu günde hakikatleri toplumun her alanına taşırma, bilinçlendirme ve bu kirli düzeni teşhir etmek, hesap sormak adına yıllarca acılar çekmiş. Bedeller vermiş bir Özgür Gündem çizgisi küllerinden yeniden, yeniden doğduğu unutulmuş olsa gerek. Bu çizgi yaşamın tüm renklerini açığa çıkaran, tüm haksızlığa, sömürgeye maruz kalanların, ezilen ve yok sayılan halkların kadın özgürlüğünü en güçlü sesi olma misyonu, ebette egemenleri rüyalarında bile rahat bırakmayacaktı. 

İktidar maskeleri kendilerini daha fazla güçlü konuma getirmek, talan ve sömürü imkanları yaratmak için kendisini teşhir eden toplumun zihnine özgürlük aşkı yerleştiren bir basın karşısında korkmayıp da ne yapar. Karanlığın aydınlıktan korktuğu bilinir. Karanlık geleceklerin görünmesinin üzerine bir örtü gibi örter. Aydınlık ise en ayrıntısına kadar gerçeklerin görünmesini sağlar ve örtüyü parçalar. Bu aydınlığın özgür sesi olan Gündem, özgür bir toplum yaşamı uğruna verdiği bunca bedel yarınlara umudu güçlü ve kararlılığı en üst seviyede bir mücadele mirası bırakmaktadır.

Günümüz devlet medya anlayışı karşısında alternatif bir yaşamın takipçiliğin yapılması Özgür Basın'ın var olma nedenidir. Anlayışını ve kalemini üç-beş kuruşa satmak hangi hakikatin gün yüzüne çıkmasını sağlayabilir? Tek düzey yayın anlayışı hayatın kendisine bile aykırılık taşımakta olup robotlaşmanın kıyılarında gezinmektedir. Eleştirmeyen, sorgulamayan, hesap sormayan bir basın yarınların özgür toplumunu oluşturması şurada kalsın, kalsın, daha fazla aşağıya doğru çekme pratiğinin sahibi olurlar. Böylesi özünü yitirmiş bir basının oynadığı olumsuz rol karşısında Özgür Gündem ruhu ekmek ve su kadar hayati önemdedir. 

Toprak su ile buluşmazken, doğaya verdiği güzelliği kalmaz canlılığını yitirir. Toprağa hayat veren bereketliliğini insanlığa armağan eden su ile kurduğu birliktelik can, bu toplumsal boyutta ele alındığında özgür basının misyonu suyun hayat vericiliği gibi zihinlere çarpık düzenin nasıl işlediğini ve hakikatleri güneş gibi açığa çıkarmasıdır. Onun için özgür basın bir ruhtur, felsefedir. Yaşamı anlamlandıran sesidir. Bu sesi, bugün milyonlar haykırırken, aynı zaman da bu milyonlar karanlığa karşı ortak bir aydınlığı inşa etme yolunda yürümektedir. Özgürlük ve demokrasinin güçlü bir duruma kavuşması, gelmesi iktidar odaklarını rahatsız eder; çünkü iktidar daha fazla güç ve üsten yöneten bir yapıyken, demokrasi halkları yönetimin göbeğine taşınması olayıdır.

Bu demokrasi ile özgürlük sevdalıları, karanlık ile büyük bir mücadele veren hakikat arayışçıları olan ve hiçbir dönemde boyun eğmeyen, dimdik durabilen özgür basın emekçileri geleceğe büyük umutlar yetiştirmektedir. Bunun içinde amaçları büyük olanlar “yaşamı uğrunda ölecek kadar” hedefe kilitlenmişlerdir. Bu yolda yürüyenler, özgür yarınlara açılan kilitli kapıların kilitlerini tek tek kıracaklardır.


 Hamdullah Özen / Afyon E Tipi Cezaevi