Bilge, konfederalizmin sadece Türkiye’ye değil, tüm Ortadoğu’ya hem özgürlük hem de yaşam getireceğini belirtir. Her toplumun bir yaşam aşkı vardır. “Yaşam aşktır” aşksız yaşanılamaz ve her yaşam gözyaşı döktürebilir. Ötesi varsa eğer yıkımdır, yıkım enkazın kökünü yaratır ve alev toplunu püskürterek tutuşturur.
Yaşam vicdana “Dile benden ne dilersen emrine amadeyim” demiş. Vicdan, “Ruhumu kafesten kurtarıp yaşatabilir misin?” diye sormuş. Yaşamın cevabı ise şöyle olmuş: “Hakikatli olduğunda ve hakikate erdiğinde ruhun kendiliğinden özgürleşecektir.”
Her yeni doğuş, yeni bir yaşamdır. Yaşam var olan hasret gücüdür, varlıktır, özlemdir, kavuşma enerjisini bulmadır. Yaşam ışıktır, açlığın huzmesidir, seheri getiren gökleri efsuni kılandır. Görüp görmemekten gelen kör ve dipsiz kuyulardır. Bu bir vicdan muhasebesidir. İçimiz vicdansızlara karşı rahatsızdır. İçimizdeki en derin vadiye dalıp özlediğimizi bulalım. Üzerimizde böylesi karanlık bulutlar varken, yaşam hakikatli olabilir mi?
Hakikati aramak için avazımız çıktığı kadar bağıralım, feryat-figan edelim. Her anın bir özlemi varken Bilge’leşen rüzgar kokulu yaşam, nefese hayat verendir. Tatlı nefese can verendir, yılları biriktiren birikim emeği vardır. Ölümsüz diyarına taşınmış, vahşi ortamlarda eğitim görenleri vardır ve kahramanlara özgün yaşam sunan bilgece yöntemleri vardır. O görülmeyen gizemli ve ıssız karanlık ortamlarda kayıp hazineleri kutsadı. Aşkla, umutla, cesaretle, kan ile yeniden doğuşa inandırdı, hayata küsenleri.
Dahası anlamadığımız çoklu dil senteziyle tarih zincirini öğretti. Bir halkın ölmüş ana dilini yeniden sundu hayata ve “her şeyden önce doğru aşk, ana sütünden başlar”, dedi. Sonra, doğru yoğunlaşma, doğru konuşma ve doğru aşkın yolunu bilgece gösterdi. Doğru yaşam daima kazanandır. İnsan kendi erdemini gördükten sonra ikna olandır. Doğayı seven kendini de sevendir. Bilgiyi de beraberinde getirendir.
Kapalı bir kutuda en amansız koşullarda onu çeken, sonra acıyı hayata çeviren; çocuğu anneye, anneyi yaşama filizlendiren toprağa gömülen İnana Me’lerini yeniden sevindiren; iktidarı cehennemle boğuşturan, lanetli ejderha lakabını alan hiyerarşi zihniyetini açığa çıkartan ve "iktidarın doğası köleliktir" belirlemesini yapandır bilge.
Tarihin ucuna hayat bağlamayı bilmeyenler hakikat arayışında bilmez. Hz. Muhammed’e sahip çıkan hak ile ilahiyi unvan mahiyetinden çıkartan birey ile toplumu barıştıran hakikat sentezini aşkla isteyendir o. Yer ile gök hasreti çektiren kirli atomlarından koruyan çiçeği güneşe güldüren, güneşi ormana sevindiren insanın yaşam sanatının odağıdır o.
Zagros-Toros’a ışık tohumu saçan kutsal meyveleri yücelten, "Kürt toplumunun kök hücreleri buradadır" diyendir o. Dahası ilk Kürt tohumunun başlatıcıları, sürdürücüleri, ilahicilerinin yurdunu, coşkun sesiyle işaret edendir. İşte bu yüzden, bu toplum yeniden kök hücrelerine dönecek ve düşle, kanla onu yeniden inşa edileceklerdir. Çünkü doğan gün, ışığıyla tarihsel itibar kazanmıştır.
Onun için yaşam her ne kadar zorsa, yaşamaya layık olmak ve onun uğrunda mücadele etmek o kadar zordur. Yaşam sevgisi huzur verir; umut, mutluluk ve özgürlükten söz eder. Dahası bireyi, adeta yoktan var eder.
Dar bir alanda hayat yaşanılmaz, adı üzerindedir. Zorlu bir mücadele alanıdır ama toplumun sorunlarını dinleyip ve gidermek için bu dar alanda da hakikatin arayışı gerekir. Onun için bireyin hakikati toplumun hakikatidir. Bir ülke toplumu hakikaten mahrumsa o toplumun hakikatli olmadığı gibi her yerde sorunlar çözümsüzlük ve zorbalıklar başlar. Zorbalığı ancak hakikat durdurabilir. Bugün bu topraklarda bilgece bir hakikat gerçekliği var ve bilge bize tüm o doğu halklarına hakikatin bilgece yolunu öğretmektedir. Bize düşen bu bilgece yoldur.
Tek dil, tek bayrak ve tek devlet anlayışı tıpkı “at, avrat, silah” zihniyeti gibi bir iktidar ayıbının eseridir. Bırakın bireyin ifade özgürlüğü, böylesi bir toplumun yaşam özgürlüğünü gasp edilmekte ve gem vurulmaktadır. Bu yalan dolan, çarpıtma suni gündemleri ile vurdumduymaz, tüccar kurnazlığı bunu gösteriyor. Onlar yaşama karşı hainlik yapıyorlar. Ama onların zamanı artık geçti…
Şakran 2 Nolu T Tipi Cezaevi