Milli şoka giren "En milli gazete" devamla; "Cengiz Topel Caddesi, Eski Cezaevi Kavşağında bir araya gelen çok sayıda vatandaş davul zurna eşliğinde halay çekti, Milli Eğitim Müdürlüğüne kadar yürüdü!" diyor. Yer Hakkari’nin Yüksekova İlçesi. Yani bajarî Çolamerg, navçayê Gever! İşin püf noktası cümledeki cadde, kavşak ve müdürlük isminde! Yüksekova’daki öğrenciler her gün Cengiz Topel Caddesinden yürür, Cezaevi Kavşağından sonra Milli Eğitim Müdürlüğünün önünden geçip "Türk, doğru ve çalışkan oldukları" konusunda asla şüpheye mahal vermeyecek ciddiyetle ant içer ve derse girerlerdi! Nerden çıktı bu okul? "Bilinmeyen bir dilde" eğitim mi olur? İnfial hezeyanlarına kapılan "En milli anlayışın" içine kurt düşmüş olmalı! Ya bu cadde, kavşak ve dahi müdürlük isimleri de değişirse? Vay gele "Bölünmez bütünlüğün haline!"
Açılan bir ilkokul ve Kürtçe eğitim yapacak. Adı "Dibistana Saratayî Ya Dayîka Uveyş." Muhtemelen birkaç gün "Milli Tv’ler" evire çevire bu haberi işleyecek! Konuyla ilgili "Tartışma programları" yapılacak! Neymiş "Öcalan’ın annesinin adı Hakkari’de bir okula verilmiş!" Ya kimin adı verilseydi? Mesela Roboskî’de hava bombardımanıyla 34 insanı katletmek için emir veren kişinin veya annesinin adı verilse sizce daha mı "şık olurdu?" Okulun girişine de "Memleketimize yaptığı büyük hizmetler ve teröre karşı sarsılmaz tutumundan dolayı filan zevatın adı verilmiştir!" yazsa, milli irade, milli bütünlük, milli eğitim yara almamış olurdu! Değil mi? Yetmedi bir de okul bahçesine büstü yapılsa Roboskî Katliamının her yıl dönümünde İstiklal Marşı eşliğinde göndere bayrak çekilse, o muhterem zevat için saygı duruşu yapılıp günün mana ve ehemmiyetine binaen milli hizmetlerini öven nutuklar atılsa! "En milli zihniyet" için dadından yenmez olurdu!
Bu "En milli zihniyet" açıktan söylemiyor ama "Üveyş de kim? Cahil, köylü Kürt kadını! Okula ismini vermeye değmez!" demeye getiriyor! Öyle ya "Kürk mantolu, makyajlı, üniversite tahsil etmiş ya da pilotluk eğitimi alıp manevi evlat olmuş, memleketin huzur ve refahı için şakilerin tepesine bomba yağdırmış nezih Türk kadını dururken, hiç olacak şey mi? Mektep medrese görmemiş köylü kadının ismini ilim irfan yuvasına vermek?"
"En milli zihniyet" yıllardır kutsal değerlerimizi aşağıladı, saldırdı, hakaret etti! Hatta kimilerimize kendi değerlerine yabancılaştırıp kendinden utanacak derecede hastalık bulaştırdı. Nasıl ki dilimize, kültürümüze yabancılaşıp, tarihimizi hakikatler ışığında bilmeyi dert edinmediysek, secde edilesi, eli ayağı öpülesi büyüklerimizin, anamızın, babamızın doğal, masum ve mazlum halksal yapısını da anlamakta, çektikleri acıyı, onca imkansızlıktan imkan yaratıp bizlere harcadıkları emeği idrak etmekte eksik kaldık! Şimdi tam da Gever’de Kürtçe eğitim yapacak okula Üveyş Ana adının verilmesi bu hastalıklardan kurtulmanın toplumsal özeleştirisidir.
Üveyş Ana’yı tanıma şansım olmadı. Ancak 1998 yılında "Bu işin sırrı, sebebi hikmeti nedir?" diye merak edip Halfeti’ye, Amara’ya gittim. Gitmeden önce başlangıçtan bu yana tüm süreci bilen ama "Grup döneminden sonra" Urfa’da öğretmenlik yapmayı tercih eden bir büyüğümden bilgiler aldım. Amara’da gördüklerimi ve 40 yıllık mücadelenin destansı tarihini anlayıp kavradığım kadarıyla bir halk destanı olarak yazıyorum. Destanı yazarken gördüm ki; hakikatin destanı benim yazacağım destana sığamaz!
Devlet, sivil halkın kendi iradesiyle açtığı bu okullara müdahale edecek ama bu beyhude bir müdahale olacak! Gever’de olan "Ana dilde eğitim yapacak bir okul açmaktan" öte bir şey! Gever halkı bir destan yazıyor ve destanın ilk kelamı Üveyş Ana olmuş. Hakikatin ışığında adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve kendi doğal, kültürel değerlerine sahip çıkmanın destanını yazan Gever halkına aşk olsun! Benim yazdığım destan mı? O daha bitmedi, demleniyor!...
Hakkari’de bir okul
"Milli" basının "En milli" gazetelerinden biri internet sayfasının sür manşetinde "Şok haber!" Haberi tıkladığınızda; "Düzenlenen yürüyüşle açılışı yapıldı… Okula bakın kimin İsmini verdiler?" Başlığa ve kurguya baktığınızda sanırsınız kıyamet kopmuş! Birçok demokratik kurum ve kurum temsilcilerinin adını sıralayan "En milli gazete" aslında "Hey devlet uyuyor musun sana ihbarda bulunuyorum!" diyor!