Ben Metin Ayçiçek, KCK ve BDP’nin gerçekleştirdiği varsayılan bütün suçların birinci dereceden ortağıyım. Özgür irademle ve kendi imzamla yayınladığım bu yazı, kamu oyu önünde açık olarak yapılan kendime ilişkin bir suç duyurusudur. Aşağıda sunduğum dilekçem, bu suç ortaklığını belgeleyen kanıtları açıklamaktadır. Gereğinin yapılması dileğiyle.
***
Yeni Özgür Politika’da 9 Ocak 2010 tarihli yazımda BDP’ye katılacağımı yazmıştım: „Artık kan dökülmesini istemediğim için… DTP’nin kapatılmasını, ardından 24 Aralık sabaha karşı ev baskınlarıyla başlayan DTP operasyonlarını protesto ettiğim için… Yeni kurulan Barış ve Demokrasi Partisi’yle dayanışmamı dile getirmek için, ben Xwe Metin Ayçiçek, Barış ve Demokrasi Partisi’ne üye oluyorum. Bu girişimi süreklilik kazanacak bir hareket olarak görüyor, değişik grupları, değişik tarihlerde topluca veya bireysel olarak BDP’ ye üye olmaya davet ediyorum...”
Bu yazım ile BDP’nin o zamana kadar yaptığı ve sonrasında yapacağı bütün suçlara birinci dereceden yardım ve yataklık ettim; etmeye devam ediyorum ve edeceğim de.
***
Başta Kürt halkı olmak üzere, bu coğrafyada yaşayan bütün halklar özgürleşmeden halkımın da özgürlüğe ulaşamayacağına inanan bir Türk olarak, Kürt halkının özgür iradesi ve halklarla kardeşleşmiş özgürlükçü yaşam tercihinin somut ifadesi olan KCK’li eylemcilerin bütününü yüreğimde saklayarak, bugüne kadar suçlulara yataklık ettim ve bu suçu her saniye tekrar etmekten vazgeçmeyeceğim. Napalm ile erittiğiniz ya da ayaklarından sürükleyerek parçaladığınız gerillalar gibi, süngülerinizle söküp alın yüreğimi, ki onun hücrelerine yerleşmiş KCK’yi ‘tek’lerinizin zehriyle yok edebilesiniz.
Yasaklanmış harfler ülkesinde adımı XWE yaparak yasalarınıza baş kaldırdım; resmi ideolojinizi yani soykırımlar ve katliamlarla kirletilmiş sömürgeci kimliğinizi reddettim ve sürekli olarak bu eylemin propagandasını yaptım. Ermeni’yle kardeş oldum, Kürt’le Arap’la Laz’la, ve bütün halklarla kardeş oldum. Elbette birinci dereceden suçluyum.
Üstelik rüyalarımı bile Cihan Kırmızıgül’ün boynundaki poşu ile süsleyip her gün Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu mücadelede kaybettiği kahramanları „Sayın“ diye andığım için suçluyum. Daha da kötüsü, korkudan paniklediğiniz anlarda kafasına sıkıp öldürdüğünüz, sömürge topraklarda çatışmaya zorlayarak kıydığınız askerler için de ağladığım için suçluyum. Her gün, her saat, gençlere „askere gitmeyin, sömürgeci devletin sürdürdüğü kirli savaşın katilleri olmayın“ diye seslendiğim için; analara „çocuklarınızı bir avuç kan emici sülük için feda etmeyin“ diye yalvardığım için; yani devlet politikanızı reddettiğim için kesinlikle suçluyum. Haklısınız, askerlikten nefret edilmesini öğütlediğim için militer sisteminizin yasalarına göre çok çok suçluyum.
Sömürgeleştirilmiş Kuzey Kürdistan topraklarında ve Kürdistan’ın kendi iradesi yok sayılarak parçalanmış dört parçasında Demokratik Özerkliği alkışladığım, selamladığım ve her türden desteği sunduğum için uluslararası suçluyum. Abdullah Öcalan’ın tecridini lanetlediğim için; rüyalarımda İmralı’nızı basıp bir daha tarih yüzüne çıkmasın diye yedi kat yerin dibine gömdüğüm için suçluyum ve hep suçlu kalacağım.
Kalbine sıkılan 6 kurşunla katledilen Mensur Güzel’in eylem yöntemini doğru bulmasam bile, onu bu eyleme götüren duyguları ve öldürüleceğini bildiği halde dünyaya vermek istediği mesajı anlayıp paylaştığım için yasalarınızın kapsamında suçluyum. Sebahat Tuncel ile birlikte Mensur Güzel’in bütün kardeşlerini özgürlük için mücadele meydanlarına taşıdım, taşıyacağım, suçluyum. 13 yaşımdan beri biber gazı sıkıp copla saldıran polislere taş attım, atıyorum ve atmaya devam edeceğim. Bunun bir suç olduğunu biliyorum ve bu suçu bile bile işliyorum. Devletinize „faşist“, devletlinize „şerefsiz“, vezirlerinize hırsız dediğim için yasalarınız karşısında suçluyum.
Barış, özgürlük ve demokrasi isteyerek ve bunun aktif mücadelesini vererek antidemokratik ırkçı sisteminizin temellerine dinamit soktuğum için Anayasal bir suç işlemiş bulunuyorum. Sömürgeciliği yıkmak ve barışın egemen olduğu, halkların kardeşleştiği, hakların eşitlendiği, emeğin en yüce değer olarak kabul gördüğü özgürlükçü bir ülke kurmak için sunduğum çabaların sistem yıkıcı olduğunu biliyorum ve bile bile bu suçu işliyorum.
Emeğin özgürlüğü ve işçi sınıfının iktidarı için mücadeleyi yaşamımın biricik hedefi olarak benimsediğim ve bütün kavgaları buna bağlayarak anlamlandırdığım için ben iflah olmaz azılı bir suçluyum. Buradan bütün insanlığı da bu suça ortak olmaya çağırarak yeniden bu suçu işliyorum.
Evet, ben bir BDP’liyim. Ben KCK’nin bütün ideallerinin ortağıyım. Ben Kürt Özgürlük Hareketinin dava yoldaşıyım. Türkiye Sosyalist Hareketi’nin sıradan bir neferiyim. Ve Anadolu-Mezopotamya topraklarında bütün halklar özgürleşip kendi iradeleriyle geleceklerine kendileri karar verene kadar ben bu suçları işlemeye devam edeceğim.
İşte kement, işte boynum, asarsan...