
11 Aralık’a kadar devam edecek olan sergi, Berat Işık’ın yaşadığı kent de olan Amed’in içinden geçtiği süreçte, içeridekiler ve dışarıdakilerle kurulamayan bağlantıya dokunuyor. Video ve yerleştirmelerin bulunduğu sergi, baskı deneyiminin sebep olduğu duygulanımı aktarmayı hedefliyor.
Sergi, Japon kavramsal sanatçı On Kawara’nın arkadaşlarına ve meslektaşlarına gönderdiği 900 telgraftan oluşan ‘Hâlâ Hayattayım’ eserinden esinlenmiş.
Sergiye ilişkin bilgi veren Berat Işık, üretim sürecinin iki yıllık bir zaman dilimine yayılmış gibi görünse de bazılarının çocukluğunda yaşayıp gördüğü çeşitli görüntü ve seslerin yeniden yorumlanışı olduğunu söylüyor. “En eski işin kıvılcımı otuz üç yıl öncesine dayanıyor” diyor ve ekliyor: Sur’daki sokağa çıkma yasaklarının sürdüğü günlerde bir günlüğüne gönüllü olarak katıldığım bir etkinlik vesilesiyle meşhur Diyarbakır Cezaevi’ne girdim, içeri girdiğimde aklıma gelen ilk şey içerinin dışarıdan daha güvenli olduğuydu, çünkü o günler Sur’dan gelen çatışma sesleri bazen günlerce durmuyordu. Ve içeride olsaydım ailem için çok endişelenirdim diye düşündüm. Bu düşüncelerle cezaevinin koridorlarına dizilmiş rengarenk resimler ve filografileri gördüm oldukça güzel ve kitsch’tiler ve “Are You Still Alive”ı filografi tekniğiyle yapmak orada çıktı ortaya ve “Hala Hayattayım” “Hala Hayatta mısınız”a dönüştü bu soruyu içerden dışarı sormak.
Sanatçının “Neredeyse Vardık” adlı çalışması bir seyahati sırasında Baltık Denizi’ni geçerken kaydettiği görüntüden oluşuyor. Görüntüye Mehmed Uzun tarafından kaleme alınan “Destana Egideki” adlı şiirin Kürt müzisyen Ciwan Haco tarafından seslendirilen bir bölümü eşlik ediyor.
İSTANBUL