
DEPO İstanbul, Berat Işık’ın “Hâlâ Hayatta Mısınız?” isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. 11 Aralık’a kadar devam edecek olan sergi, Işık’ın yaşadığı Amed’in içinden geçtiği sürece tanıklık ediyor. Video ve yerleştirmelerin olduğu sergi, savaş deneyimini ve savaşın hissettirdiklerini bir şekilde “buradakilere” ulaştırmayı hedefliyor.
Sergi, sanatçı Berat Işık’ın 2015 ve 2016 yıllarında ürettiği ve sonrasında da revize ettiği eserlerden oluşuyor. Sergi başlığı, Japon kavramsal sanatçı On Kawara’nın arkadaşlarına ve meslektaşlarına gönderdiği 900 telegraftan oluşan “I am Still Alive” (Hâlâ Hayattayım) eserinden esinleniyor. Savaşla birlikte başka bir değişim ve dönüşüm sürecine giren Amed’i anlatan sergide geçtiğimiz iki yıla yayılan tüm toplumsal olaylar yansıtılmaya çalışılmış. Hatta daha ötesine geçip, Kürt’ün varoluşu; bu topraklarda varolma mücadelesi, bir şekilde hayatta kalması, yasaklanan dili serginin başlıca teması. 6-7 Ekim çatışmalarındaki kayıplar, devamındaki sokağa çıkma yasakları, hendekler, aralıksız süren çatışmalardaki silah ve patlama sesleri, darbe girişimi, OHAL uygulamaları, açığa alınmalar gibi gündelik hayatı doğrudan etkileyen gelişmeler serginin hazırlık sürecini epey etkilemiş. Diyarbakır Cezaevi mahkumları ile ortak olarak çalışılması planlanan ve sergiye de adını veren “Hâlâ Hayatta Mısınız?” başlıklı çalışma, yaşanan olumsuz süreç ve OHAL sonrası tutsaklarla yapılan hobi faaliyetlerinin durdurulması sonrasında, İstanbul’da bir el sanatları eğitmeni tarafından üretilmiş. Amed patlamasıyla başlayan sürecin de özeti gibi aslında. Her patlamada yakınlarımız için hayatta olup olmadığından endişelenip sarıldığımız tüm telefonların anahtar cümlesi: “Hayatta mısın?” Hayatta olanları ve Amed’ten itibaren yitirdiğimiz herkesi hatırlatan cümle bu. Bazen suçluluk duygusuyla dolu bir “evet”, bazen de açılmayan ya da yakınımızın bir arkadaşı tarafından açılmak zorunda kalan uzun, sessiz telefonlarımızın anahtar cümlesi.
Top sesleri ve görüntüler
“103” başlıklı ses ve nesne yerleştirmesi, kentte yakın dönemde yoğun şekilde süren savaşla gelen tedirginlik ve güvende olmama duygusunu veriyor. 28 Kasım 2015’te Tahir Elçi’nin katledilmesinin ardından Sur’da başlayan ve 103 gün süren sokağa çıkma yasakları esnasında aralıksız devam eden top sesleri bütün sergi alanını dolduruyor. Sanatçı her gün, her an bu sesle yaşadığınızı düşünmenizi istiyor bir yandan. Tam da diğer işlerden birine bakarken aniden bir bomba sesi geliyor, aniden bir savaş uçağı sesi. Mekân geçişini siz de böylelikle tamamlamış oluyorsunuz. İstanbul’dasınız ve herhangi bir alanda, bir sergidesiniz. Sesler ve görüntüler sizi tüm bu katliamların, zorbalıkların yaşandığı Kürdistan’a götürüyor.
Reşîd Zengin’in hikayesi
Sergide belgesel niteliğinde olan “Oasis”te bölgenin politik koşullarından etkilenen ve kentsel dönüşüm kapsamında evi yıkılan Reşîd Zengin’in hikâyesi anlatıyor.
Sergide belki de en etkileyici olan ise; 1976’da Türkiye’yi terk etmek zorunda kalan Mehmed Uzun tarafından kaleme alınan “Destana Egîdeki” adlı şiirin Ciwan Haco tarafından seslendirilmiş halinin olduğu video. Videonun çekimi ise Berat Işık’ın bir seyahat esnasında Baltık Denizi’nden geçerken kaydettiği görüntüden ibaret. Belki de benzer bir deniz yolculuğu yaparak İsveç’e göç eden Mehmed Uzun’u düşünmüş sanatçı bu videoyu çekerken. Videodaki esas nokta ise kulaklığı kulağına taktığınız an kulağınıza gelen ses. Şiirin sözleri ve müzik anlaşılamayacak ve hatta rahatsızlık verecek düzeyde deforme edilmiş. Bu da yine, Mehmed Uzun’un Türkiye’deki mahkeme sürecinde askeri savcının ısrarla Kürtçe diye bir dilin olmadığına bir gönderme. Anlaşılmayan bir dil, anlaşılmayan kelimeler, kabul edilmeyen bir gerçeklik... Berat Işık yaşadıklarımıza ve hissettiklerimize kendi yaşadıklarıyla tercüman olmuş. Evet yaşıyoruz ve hâlâ hayattayız. Hâlâ Hayatta Mısınız? Berat Işık 6 Kasım – 11 Aralık 2016 DEPO İstanbul
TUÐÇE YILMAZ