Rojava’ya Statü- Abdullah Öcalan’a Özgürlük sloganıyla Maastricht’te gerçekleşecek halklar buluşmasına katılacak olan sanatçılar, herkesi buluşmada yer almaya çağırdı.

PERVİN YERLİKAYA / STUTTGART

Kürt Halk Önderi Öcalan’a Özgürlük ve Rojava’ya statü sloganıyla 21 Eylül Cumartesi günü Hollanda’nın Maastricht kentinde çok sayıda platform ve kurumun organizasyonuyla Avrupa genelinden katılımın olacağı merkezi kültürel ve siyasal bir etkinlik düzenlenecek. Avrupa’nın farklı ülkelerinden katılımın olacağı merkezi etkinlikte, Rojava’ya yönelik saldırı ve kayyum darbesinin sahibi faşist AKP-MHP diktatörlüğüne karşı halklar sesini yükseltecek.

Geusselt Park, Stadionweg 6225 XR Maastricht, Hollanda adresindeki büyük buluşmada çok sayıda sanatçı da sahne alacak. Tertip Komitesi’nde yer alan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç, ”Barış, özgürlük ve demokrasi isteyen herkesi Maastricht’te davet ediyoruz” dedi. Hazırlıkların tamamladığını ve Avrupa’nın her yerindeki derneklerden halklar buluşması etkinliği için araçlar kalkacağını belirten Koç, ”Gelin hep beraber türkülerimizle, halaylarımızla direnişimizi ortaklaştıralım” çağrısında bulundu. Halklar buluşmasında programında yer alan sanatçılardan Ozan Comerd, Ferhat Tunç, Bengî Agirî ve Grup Babetna ise gazetemiz aracılığıyla şu mesajları verdi:

Halklar buluşmada yer almalı

Hozan Comerd: Bugün bütün hakları bir araya getirmeyi başarabilen kişi başkan Öcalan’dır. Böyle bir Önderliğe sahip olduğumuz için çok şanslıyız. Türkiye’de AKP-MHP faşizmi tüm kesimleri etkilemiştir. Hava Harp okuluna 13 yaşında çocuğunu veren ve 18 yaşında darbeden yakalanan Anne “adaletiniz başınızı yesin” diyerek adaletsizliğe vurgu yapıyor. Maastricht’te gelişecek bu buluşmaya sadece Kürtler değil, Başkan Öcalan’ı anlayan ve onun sunduğu barış ortamına değer veren inanan herkes yer almalıdır. Bu buluşma bütün ezilenlerin, kültürlerin birleştiği bir gün olacaktır, başka çarede yoktur. Birleşmekten başka çaremiz yoktur. Bu yüzden halkların buluşmasında özgür yaşamı savunan, faşizme karşı olan her insan yerini alabilmelidir.

Özgürlüğü haykıralım

Bengî Agirî: Türk devletinin saldırıları Önder Apo’ya yönelik uygulanan tecritle sınırlı kalmadı. Kürt halkının tüm kazanımları hedef alındı. Amed, Mêrdin ve Wan büyükşehir belediyelerine kayyum atadılar. Her gün Rojava’ya tehditler savuruyor ve günlük olarak medya savunma alanlarını bombalamaktadır. Tüm halkımızı Mazlumların, Egîdlerin direniş ruhuyla Önder Apo’nun Özgürlüğünü haykırmaya ve Kürt halkının kazanımlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Güçlü katılalım

Ferhat Tunç: AKP-MHP iktidarı en saldırgan ve en zayıf dönemini yaşıyor. Belediyeleri gasp ederek, Rojava’ya saldırarak Türkiye ve tüm Ortadoğu halklarını barıştan alıkoymak istiyor. Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin bir arada olmasını engellemek için kendi hukukunu bile tanımamaktadır. Bir arada olmanın AKP-MHP zihniyetine kaybettirdiğini çok iyi gördü. Türkiye’nin demokratikleşmesinin engelleyen herşey tüm toplumu etkiliyor, ekonomik durum iyi değil, işsizlik arttı ve emek mücadelesi verenler sendikalardan baskı görüyorlar. Sanatçılar özgürce sahneye çıkamıyor, kendini ifade edebilenler ise ya zindanda yada sürgüne çıkmak zorunda bırakılmış. AKP-MHP faşist bir ittifaktır. Buna son verecek olan halkların mücadelesidir. Sayın Öcalan’ın barış ve çözüm çağrısının karşılık bulması ve bu iradenin teslim alınmaması Rojava’da halkların kardeşliğinin kazanması için bu buluşmaya sadece Kürdistanlılar değil Avrupa’da yaşayan tüm halkların çok güçlü bir katılım sağlaması gerekiyor. Barış ve özgürlük isteyen herkes 21 Eylül’de Maastricht’te buluşmaya davet ediyorum. Bende uzun zaman aradan sonra orada olacağım.

Ortak yaşama güç katalım

Grup Babetna: Anadolu ve Mezopotamya halklarının açığa çıkardığı kültürel birikimlerin üzerinde yaşayıp bu hassasiyetle sanatını icra eden biz, çok kültürlülüğün zenginliğinden besleniyoruz. Bu anlamda şuana kadar kaderi otoriter ve tektipleştirici yönetimlerce belirlenmiş bu geniş coğrafyada merkezine demokrasiyi ve çok sesliliği oturtan tüm devinimleri önemsiyoruz. Ayrıca ”Demokrasi ile idare edilen bir ülkede” halkın iradesiyle seçilmiş bireylerin görevlerinden alınmalarının rasyonel bir izahı olamaz. Bu tarz antidemokratik durumların halkların barış içinde ortak bir yaşama olan isteklerini kıramayacağını düşünüyoruz. Müziğin ve sanatın zamanın koşullarının çok üzerinde olan ortaklaştırıcı gücüyle toplumsal barışa ve uzlaşıya en büyük katkıyı yapacacağına inanıyoruz.