
Botan’da bundan beş yıl önce yaşamını yitiren yönetmen Halil Uysal’ın (Halil Dağ), yarım kalan projesi arkadaşları tarafından tamamlanıyor. Arkadaşları, Dağ’ın anısını canlı tutmak, O’nun gözünden gerilla ve dağları bir kez daha halka ulaştırmanın heyecanını yaşıyor.
Halil Dağ, ‘Ağrı Dağı’na Yürüyenler’ adını koyduğu bir belgesel hazırlamak amacıyla 2007 yılında Kuzey Kürdistan yollarına düştü. Aynı yıl Botan’da çıkan bir çatışmada yaralı olarak kurtulmuştu. Ardından yolculuğuna devam eden Dağ, 1 Nisan 2008 yılında Botan’ın Besta alanında çıkan çatışmada yaşamını yitirdi. Halil Dağ ile Cesur Roboskî’nin Botan’da yapmış olduğu çekimler, ‘Lênûsa Botan/Botan Günlüğü’ adıyla belgeselleştiriliyor. Dağ’ın arkadaşları 24 bölümlük olarak tasarladıkları çalışmanın 3 bölümünü bitirdi. 2007-2010 yılını kapsayan çekimlerle yapılan belgeselin hazırlanışını Ahmet Barak üstlenmiş.
Botan kilamları eşliğinde yolculuk
Dağın ve gerillanın kameramanı Halil Dağ, 2007 yılında Botan’dan başlayarak Ağrı’nın eteklerine kadar uzanacak olan bir yolculuğun startını veriyor. Yol boyu Kürdistan coğrafyasını ve birlikte yolculuk yaptığı gerilla grubunu çekiyor. Botan yöresine ait bir kilam eşliğinde başlıyor gerillanın yolculuğu. İnsanın içine işleyen bir ses ile. İzlerken gerillaya eşlik ediyorum, onunla birlikte yürüyorum Herekol’a doğru. Manzara harika. Sırt çantasına yaslanmış bir gerilla güneşin doğuşuna dalmış, görüntüyle uyumlu ve muhteşem bir şekilde iç içe geçmiş. Halil kamerasının kadrajına yerleştim, nereye baksa, nereye yol alsa onunlayım. İlerliyoruz, yüksek rakımlı Herekol’un buz gibi havası geceyi yorgun geçiren gerillaya işlemiyor. Çünkü gerilla yorgunluğunu atmış, uykusunu almış ve sabaha erken uyanmış her zamanki gibi. Sabah çayını kaynatmış, kahvaltıda otlu peynir ve sac ekmeği var. Birbirlerine eksik var mı diye soruyorlar. Herkes tamam denildikten sonra kahvaltı yapılıyor. Çaylar dolduruluyor.
Karşıdaki dağ bizim köy
Daha sonra bir kadın gerilla, kayalıklı bir silsilede ufka doğru yürüyor. Adımlar yavaşlatılmış, flütün baskın geldiği bir ezgiye gitar eşlik ediyor ve bu güzel fon müziği eşliğinde yürüyor kadın gerilla. Güneşin battığı yöne doğru yol alıyor. Halil’e coğrafyayı tarif ediyor. Sonunda bir kayaya yaslanarak oturuyor. Karşıda görünen coğrafyayı dürbünle izlerken tarif etmeye başlıyor. Kadın gerilla Halil’e “Türk bayrağını görüyorsun değil mi?” diye sorduktan sonra devam ediyor; “Kaplanê görünüyor.” Halil, “Kürtçe konuşabilir misin?” diyor. Gerilla, “Evet, tabii ki. Zaten Kürtçe düşünüyorum” diye cevaplıyor. Ardından Kürtçe devam ediyor. Heyecanla anlatıyor, dürbününü de hiç gözünden ayırmadan, tebessüm ederek, özlem duyarak anlatıyor. Baktığı yer, doğduğu köyün tam karşısı. Besta’da, Hezîl vadisinin kenarında bir köy. Kaplanê, köyünün hemen üstündeki tepe. 1991 yılında Türk devleti tarafından boşaltılmış bir köy. “İsmi Piran, eskiden Uludere’ye bağlıydı, şimdi de Şırnak’a bağlı” diyor. Sonra bulundukları mekanı yani Herokol’u anlatıyor. Her yeri kaya, taş olan Herekol’un kayıp bir şehir olduğunu söylüyor. Kayalıklarının bir labirenti andırdığını belirterek, “Hakim olmazsan kaybolabilirsin” diyor.
Kadın gerillanın şarkısı
Röportaj, kadın gerillanın etkileyici sesiyle söylediği bir şarkıyla bitiyor. Şarkının sözlerini yaşamını yitiren Berçem Afrin yoldaşıyla birlikte hazırlamış. Daha önce kaybettikleri Avjîn yoldaşları üzerine yapılmış bir şarkı. O kadar rahat ve içten söylüyor ki, şarkının sözleri gözlerine değiyor, bir damla gözyaşı olup akmaması için bir yandan da duygularına hükmediyor. Ancak şarkıyı sonlandırırken derinden bir iç çekiyor. Yitirdiklerinin acısı bir an yine çörekleniyor içine. Bölümün sonunda adını ve akıbetini öğreniyorum kadın gerillanın: Adı Hebun Pîran. 2009 yılında Çirav’da yaşamını yitirdiği bölümün sonunda not düşülmüş...
Halil Dağ farkıyla
Evet, Halil Dağ, çekimleri büyük bir özenle yapmış, nefes alış verişlerine bile dikkat etmiş. Hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemiyor, kamerası gözleri olmuş adeta. Duygularının dili olsun istiyor, gerillayla yapmış olduğu yolculuğun heyecanını tatmasını ve baktığı bu gerilla yüzlerini iyi kaydetmesini istiyor. Aşığı olduğu dağları ve gerillayı bir araya getirerek, yakaladığı bu anları kaçırmak istemiyor ve en güzelinden karelerle bir gerilla ortamına çekiyor izleyenleri. Halil Dağ, yine farkını koyuyor ve gerillayı Kürdistan doğasının eşsiz güzelliğiyle bütünleştirerek görsel karelerle anlatıyor. Henüz üç bölümü tamamlanan Lênûsa Botan, etkileyici ve sürükleyici bir çalışma. Sabırsızlıkla tamamlanmasını bekliyorum.
Bir karınca misali
Basın emekçiliğinden yazarlığa ve sinema yönetmenliğine kadar birçok alanda çalışmaları bulunan Halil Dağ, 1973 Almanya doğdu. 1995 yılından itibaren Kürt Özgürlük Mücadelesi içinde yer aldı. Yönetmen Dağ, Gülnaz Karataş’ın hayatından bir kesiti konu alan ‘Bêrîtan’ filmiyle adından söz ettirmişti. Özgür Kürt basının temsilcilerinden biri olan Uysal, ayrıca Kürdistan’ı, Kürt gerillasını anlattığı çok sayıda makale kaleme aldı. Uysal’ın gerillada yaşadığı anılarını 1998 yılında yayınladığı “Halil’in Gözü” adlı kitabında toplamıştı. Dağ ayrıca ‘Eyna Bejnê’ (Boy Aynası) adlı bir film daha çekmişti. Halil Dağ, 2007 yılında ‘Ağrı Dağı’na Yürüyenler’ adlı bir çalışma için Kuzey Kürdistan yolculuğuna başladı. Ancak 1 Nisan 2008 yılında çıkan bir çatışmada yaşamını yitirmişti. Dağ, bu yolculuğuna ilişkin şunları yazmıştı: “Botan’da başlayıp Ağrı Dağı’nda sonuçlanacak ve Kuzey’in gerillasını anlatacak bir belgesel film hazırlamaktır amacım... Daha önce hiçbir kameraman tarafından denenmemiş, yapılmamış ‘Ağrı Dağı’na Yürüyenler’ ismini verdiğim bu çalışmayı sonuçlandırdığım günü düşünmek bile bana büyük bir heyecan veriyor. Kıyasıya bir savaşın yaşandığı bu coğrafyada bu çalışmayı başarır mıyım, bilemiyorum. Ama, en azından Kabe’ye yürüyen karınca misali yollarında ölürüm...”
EKİN ADA/BEHDİNAN