
Yüzyıldır Türk halkı da, Kürt halkı da Ankara’nın Valilerinden çok çekti. Yerinden yönetim denirken, AKP Urfa’ya ‘ikinci Vali’ tayin etti. Urfa’ya Ankara’nın ‘belediye başkanı’ değil, ‘halkın belediye başkanı’ yakışır...
Riha’da (Urfa) BDP’den Büyükşehir Belediye Eşbaşkan Adayı olarak Osman Baydemir’in ismi açıklandığından bu yana BDP rüzgarı büyümeye devam etmiş. 1 ay önce geldiğimiz Urfa’da o günden bu yana heyecan hiç dinmemiş. Şimdi ise nefesler tutulmuş sonuç bekleniyor. Ama şimdiden söyleyebiliriz; BDP Urfalıları kazanmış... Böyle olunca seçime birkaç gün kala bir de Baydemir’e soralım dedik. Nedir durum?..
Kazanacağımıza inancım tam
Söz Baydemir’in: “23 Ocak’ta ilk kampanyayı başlattığımız gün ile bugün arasında geçen sürede artan bir ilgiyle, teveccühle, sahiplenmeyle karşılaştık. Urfa’ya Urfa halkı ile birlikte kazanmaya geldim. Kazanacağıma dair inancım tamdı. Ama beklentimin çok üstünde bir teveccüh ve sahiplenme oldu. Belediyecilikte 10’uncu yılını geride bırakmış olup yıpranmayan bir belediye başkanı demek onun siyasetinin ve paradigmasının, yani onun yol haritasını belirleyen ekolün de doğru ekol olduğunun ispatıdır. Bu başarıyı siyasetimizin paradigmasına borçluyuz. Çünkü siyasetimiz tamamen halka dayalı, gücünü ve enerjisini halktan alan bir siyasettir. Ve asla kendisini halkın üzerinde bir güç olarak görmez.
Urfa yüreğini açtı
Urfa bana göre felsefemizden en çok heyecan duyan illerin başında geliyor. Çünkü Kürt siyaseti neredeyse 30-40 yıldır büyük bedeller ödüyor, büyük zulümler görüyor. Ama asla ırkçılık yapmadı. Mensubu olduğu ve özgürlüğe kavuşturmak istediği halkı bu kadar zulüm görmesine rağmen asla bir başka halka karşı kışkırtmadı. Dolayısıyla ne ekerseniz onu biçersiniz. Bu manada Urfa özgürlüğü, kalkınmayı biçecektir. Urfa etnik kimlikleriyle, kültürel kimlikleriyle birlikte yaşamayı biçecektir. Seçime az kaldı ama bütün dünya alem görüyor ki Urfa kazanılmıştır. Urfa yüreğinin kapısını özüne açmıştır.
Sandıklara dikkat
Seçimler en temel demokratik mekanizmalardır. Halkın tercihi ne ise sandığa yansımasını, sandıktan çıkan irade ne ise kabulümüz olduğunu, herkesin kabulü olması gerektiğini kampanyamız boyunca işledik. Dolayısıyla halkın iradesi, tercihi başımızın üstünedir. Buna rağmen demokratik mekanizmaları boşa çıkaran, halkın iradesini sandıkta çalmaya dönük riskler olabilir. Buna karşı parti olarak tedbirlerimizi alıyoruz. Bütün sandık görevlilerimize sandık başından ayrılmama çağrısı yapıyoruz. Urfa halkı asla iradesinin sandıkta hile hurdaya teslim etmeyecektir; bunu özellikle halkın iradesine sandıkta göz koyanların bilmesi gerekiyor.
Sizin aracılığınızla bir kez daha tüm Urfalı kardeşlerimi 28 Mart Cuma günü saat 14.00’te yapacağımız mitinge davet etmek istiyorum.”
Barışmaktan korkmayalım!
“Farklılıkları bir zenginlik olarak görmek önemlidir. Ama bunun yanında sevinçte ve tasada da ortaklıkları çoğaltmak gerekiyor. Bu manada Newroz Türkiye’de yaşayan bütün halkların, bütün dillerin, kültürlerin ortak değeridir. 2013 Newrozu’nda Sayın Öcalan’ın demokratik bir manifesto niteliğindeki mektubuyla birlikte çok şükür asker, polis, gerilla cenazesi kentlerimize gelmiyor, anneler gözyaşı dökmüyor. Eşitlik, özgürlük, kardeşlik temelinde birlikte yaşam istenci, 2014 Newrozu’nda da hem Diyarbakır’ımızda hem de Halil’ür Rahman şehri Urfa’da bir kez daha tescillenmiştir. Öcalan’ın zalimin zulmüne karşı bir dirençten çekinmediysek, barıştan da barışmaktan da asla korkmayacağız yönündeki sözü vecizdir. Türkiye insanlarının barıştan kokmaması gerekiyor. Çatışmaların yeniden nüksetmemesi için, diyalog zemininin müzakereye evrilmesi ve çözümün yol haritasının çıkarılması için yasal bir dayanak oluşturulması gerekiyor.”
Urfa barışı seçti
BDP Urfa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Leyla Akça “annelerin gözyaşlarını” dindiren “barış sürecine” büyük önem veriyor. Şöyle diyor: Kürtlerin 30 yıldır verdiği büyük mücadelenin, sabrın ve inancın aynısını barışta da verdiği Urfa’da görüldü. Savaş çığırtkanlığının kim ya da kimler tarafından geliştirildiği Sayın Öcalan’ın Amed Newrozu’nda okunan mektubuyla biraz daha netlik kazanmıştır. Kürt halkının barış sınavını başarıyla geçtiği halk tarafından anlaşılmıştır. AKP’nin barışı ötelemesine, yavaşlatmasına ve Kürt halkının en doğal insani haklarını ağırdan almasına rağmen halkımız provokasyonlara gelmeyerek ve Sayın Öcalan’ın sözüne uyarak barış yoluna devam etmiştir. Analar bu baharda da çocuklarını toprağa gömmeyecekleri için mutlu ve bahtiyar olmuşlardır. Barış zordur ve Urfa zor olanı seçmiştir.
Urfa’nın kaderi oylanacak
Bu yerel seçim diğer yerel seçimlere benzemeyip artık genel seçimler seviyesine ulaşmıştır. Sistem kendisini gerici feodal bir yapıyla Urfa’da yaşatmaktadır. Urfa ilerici, dünyaya dönük, demokratik modernist ve mücadelesine bağlı bir kent mi olacak, yoksa sisteme ve onun zihniyetine teslim olmaya devam mı edecek? İnsanlığın ilk yerleşim yeri olan bu kadim kent öz kimliğine kavuşacak mı? Yoksa sadece yemekleriyle anılan sistemin güçlü bir kenti mi olacak? O nedenle bu seçimlerin sonucu Urfa’nın kaderini belirleyecektir.
Kadınlar heyecanlı
Eşbaşkanlık modeli birçok yerde farklı bir etki yaratsa da, Urfa için apayrı bir etkisi var. Gerici ve devlet zihniyetli birçok kesimi şaşırtmış, Urfalı kadınları da heyecanlandırmıştır. Urfa, erkek hegomanyasının en fazla etkili olduğu bir şehirdir. Eşbaşkanlık deneyimi daha şimdiden tekçi zihniyeti yok etmiştir. Urfa kadını bu eşbaşkanlık modeliyle gizli ev hapsinden çıkıp kentin idarecisi olma yoluna girmiştir.
Ankara’da hazineyi Urfa’da sandığı mı? AKP Urfa’da seçim kazanmak için alttan alta, en önemli silah olarak neyi kullanmaya hazırlanıyor?
AKP’li kardeşlerimiz haklı olarak “hizmet” silahını kullandıklarını söylüyor. Ama öyle değil. Biz, demokrasiye, sandığın “namusuna” ve seçim ahlakına inanmış tüm AKP’lilere söylüyoruz: Urfa’daki “derin AKP” telaşta. Vekillerin, Bakanların ve Başbakan’ın peş peşine “çıkartma” yaptığı Urfa’yı “kaybetme” korkusu bu “derin yapıyı” şoka sokmuş. O nedenle şimdi “hizmetti” şuydu, buyduyu bırakmışlar. Asıl “silahlarını” kınından çıkarmışlar. “Biz kaybettiğimiz seçimi almasını biliriz” diyorlarmış. Nasıl? Nasıl olacak? Başbakan’ın, Bakanların, vekillerin “yolsuzluk” şaibesiyle dolandığı bu ülkede, Urfa’nın “derin AKP’si” de “sandık yolsuzluğu” yapacakmış. Bakanların oğulları “hazineden” çalıyor diye bir iddia var ya. Bunlar da “sandıktan BDP oylarını çalacaklarmış...”
Biz telaşlandık. Hemen telefona sarılıp, BDP İl Yöneticisi ve “İl Müşahit Komisyonu”ndan Av. Sedat Gözkıran’a başvurduk. Buluştuk ve sorduk?
“AKP Urfa’da sandıktan BDP oylarını çalacakmış, bu mümkün mü?”
Av. Sedat Gözkıran başlıyor gülmeye; “Eskiden mümkündü. Örgütsüz seçmenin oyu çalınır. Ama bu defa biz örgütlüyüz. O AKP’lilerin eli tek bir BDP oyuna uzanamaz. Toplam 3 bin 702 sandıkta aylardır eğitimden geçirilmiş, her türlü hileye ve kaba kuvvete karşı gerekli önlemleri alabilecek nitelikte binlerce müşahidimiz görev alacak... En küçük bir hileye müsamaha yok. Herkes aklını başına alsın...”
Av. Gözkıran şunları ekliyor: Müşahitlerimiz sabahın 6’sında sandık başında olacak. Sayım başladıktan, bitene ve “sonuç tutanağı” imzalı bir şekilde alınana kadar tek bir müşahidimiz sandık başından ayrılmayacak. Kameralarımız, cep telefonlarımız, her şeyimiz hazır. Biz “özel yaşamı” değil, “sandığı” gözetleyeceğiz. Sandığa uzanan el yanacak...”
Ve biz örgütlemede yer alan BDP’lilerden şunu öğreniyoruz: “Bizim sandık kurullarında, seçime parti olarak katılmadığımız için, yalnızca müşahidimiz var, Sandık Kurulu üyemiz yok...” Aralarından birisi gülüyor: “Yok, ama var; hiç ummadığınız partilerin kimi sandık kurulu üyelerinin BDP’li olduğunu söylersek neden güldüğümüzü anlarsınız... Bütün önlemler alınmıştır...”
‘Muhsin Melik demişti’
Urfa büyük bir değişimin eşiğinde. Bundan yirmi beş yıl önce Topçular meydanında Muhsin Melik ve 16 arkadaşı Newroz’u kutladılar. O gün Muhsin Melik, “bugün burada 17 kişiyiz, Ama yarın Urfalılar alanlara sığmayacak” demişti. Onun sözleri şimdi gerçek oldu. Birkaç gün önce Newroz için aynı alanda yüzbinler toplandı. DEP Urfa İl Başkanı Muhsin Melik 2 Mayıs 1994 günü, polisler tarafından şehit edildi. Urfa’daki büyük uyanış işte bu bedellerin yüzü suyu hürmetine büyüyor. Mezarlıkta Muhsin Melik’in kardeşi Faruk Melik ve yine aynı ailede şehit gerilla Mehmet Ali Melik’in ağabeyi Vedat Melik ve diğer yakınlarıyla birlikte onları saygıyla andık...
HAZIRLAYAN: VEYSİ SARISÖZEN - OÐUZ ENDER BİRİNCİ