7 Haziran seçimlerinde halk AKP’nin tek parti iktidarını ret ederek, tercihini koalisyondan yana koydu. Demokratik seçimler, toplumun iradesini belirlemek toplumun tercihini öğrenmek için yapılır. Anadolu’da yaşayan halklar gemişte olduğu gibi AKP iktidarı sürecinde de beklentilerle yaşadı. Hep umut verildi. Birçok hususta söz verildi. Kendilerine defaatla verilmiş sözler sadece “söz” olarak kaldı. Hiçbir vaat yerine getirilmedi, hiçbir söylemin içi doldurulmadı. Oysa bu memleketin artık eretelenemez olan acil sorunları var. Artık sokaktaki her vatandaş bu memleketin en acil sorununun, demokrasi olduğunun farkında. Bu memleket -öncesini saymazsak- yaklaşık yüz yıldır yasaklarla yönetilmektedir. Topluma ait olan temel haklar gasp edildi, halkların dil, din ve inanç özgürlükleri zapturapt altına alındı. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana her beş veya on yılda bir yapılan askeri darbelerle sürekli demokratik hak ve özgürlükler budandı; “anayasa” olarak adlandırılan toplumsal kurallar, adeta kutsal tabular haline getirildi. Günümüze kadar kim ki bu tabulara işaret etse, bunu hayatı ile ödedi. İşte bütün bu gerçekler ortadayken, hala birilerinin “Koalisyona varım ama benim şu kırmızı çizgilerim var...” deme lüksü olmamalı. Koalisyon kararını veren, halkın kendisidir. Halk seçim öncesi verilen, seçim sonunda unutulup yerine getirilmeyen vaatlerden bıktı.
AKP iktidarı boyunca sorunları çözmedi, çözüyor gibi yaptı. Hakkını teslim etmek gerekir ki AKP birçok konuyu tartışılır kıldı, toplantılar düzenledi, çalıştaylar yaptı. Ama sonuç olarak tüm bunlar boş vaatler olarak halkın belleğinde yer edindi. Bu durum halklara kaybettirdi ve kaybettirmeye devam ediyor. Ülkeye en çok kaybettiren sorun, kuşkusuz Kürt sorunudur. Bunu da artık bilmeyen yok. Bu sorunun çözümü için Kürt tarafı üzerine düşeni ziyadesiyle yaptı. Hala aynı duruşunu koruyor.
Kürt hareketi peş peşe yaptığı ateşkes ilanlarıyla sürekli barış elini uzattı. Kürdistan’da süreklileştirilen barış talepleri her defasında bir “zaaf” olarak algılandı. Ne yazık ki “çözüm süreci” adı altında adeta zamana yayılmış bir bitirme operasyonu yürütüldü. Her yeni seçimde oylarını arttırarak büyüyen AKP, halkın neden kendilerine oy verdiğini de görmezden geldi. Toplumun birikmiş sorunlarını çözmek yerine, sorunları dile getirerek; halkın beklentilerini yüksek tuttu ve halktan aldığı destekle giderek sultasını güçlendirmek istedi. Fakat sonuç ortada. Artık aldatıldığını anlayan halk yığınları, AKP sözcülerinin sıklıkla vurguladığı gibi sandıkta kendilerine gereken şamarı indirdi!
AKP iktidarının öncelikle yapması gereken, aldatma siyasetine son vererek, seçim sonuçlarını doğru okuması. Bunu AKP ile birlikte diğer partilerin de yapması gerekiyor. Bu seçimin en büyük kazanımı, AKP’nin yönlendirmesiyle yapılan saldırı ve provakasyonlara rağmen halkların birbirine yakınlaşmasıdır. Bu birlikle halklar AKP’nin tek parti iktidarına son vererek, “koalisyon!” demiştir. Koalisyon formülleri üzerine yönelik senaryolar var. AKP-MHP koalisyonu da AKP-CHP koalisyonu da tartışılıyor. CHP- MHP-HDP koalisyonunun kurulması yönünde de talepler dile getiriliyor. MHP-HDP tabanlarının aynı koalisyonda yakınlaşmaları sorunların çözümünde elbette ki kolaylıklar sunacaktır. Ancak “politik realite” denilen bir kavram var. Bu realite her ülkenin kültürel genlerine göre değişir. Bu realite Anadolu toprakları için ele alındığında, böylesi bir konseptin gerçekleşmesi pek olası görünmüyor.
Türkiye ciddi bir siyasi kriz yaşıyor. Bu sorunların çözümü erken seçim değil. Hatta bu ortamda gerçekleştirilecek erken seçim sorunları daha da derinleştirir. Bu nedenle yapılması gereken, sorunları doğru bir mecraada ele alacak ciddi bir koalisyonun oluşmasıdır. Kurulacak hükümet bir an evvel sorunlara el atmalı. Halk seçimlerde iradesini koydu ve talebini dile getirdi. Şimdi sorumluluk siyasetçilerde. Buna iradeye saygı duyularak derhal adım atılmalı.