HDK Ekoloji Meclisi tarafından düzenlenen 2. Orman Çalıştayı’nda konuşan HDK Eşsözcüsü Onur Hamzaoğlu, Türkiye’de 1980’lerden önce devletin ormanları halktan koruduğunu ancak şimdi halkın ormanları devletten koruduğunu ifade etti. 

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Meclisi 2. Orman Çalıştayı İzmir Tepekule Kongre ve Sergi Salonu’nda başladı. Çalıştay’a HDK Eşsözcüsü Onur Hamzaoğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekolojiden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Prof. Dr. Beyza Üstün’ün yanı sıra çok sayıda ekolojist katıldı.

Hamzaoğlu, „Türkiye siyasi ortamı istikrar konusunda kendi şahsına münhasır bir şekilde devam ediyor. İradelerimiz temizlendi ve hep beraber başlangıçtaki irademizle devam ediyoruz. Böyle bir Türkiye’de neler yapılabilinir?” diye sorulması gerektiğini söyledi. 7-8 Temmuz’da Almanya’nın Hamburg kentinde yapılan G-20 Zirvesi’ne de değinen Hamzaoğlu, G-20’ye karşı bir direnişin gerçekleştiğini ve yaratıcı eylemler yapıldığını belirterek, „G-20, başlangıcından bu yana ilk defa bu kadar başarısız geçti. İlk defa bir lideri yok. Başsız bir şekilde yapıldı. Kendilerinin önderliğinin ne yönde gelişeceği konusunda hiçbir şey yapamadılar. Çevre sorunları ile ilgili hiçbir şey yapamadılar. Çevre politikalarına dair bir karar alamadılar. Mülteciler ile ilgili karar alamadılar. 2017 G-20 kendi adına ne kadar başarısız olduğunu gösterdi” dedi. 

Türkiye’de ormanların durumuna da değinen Hamzaoğlu, 1980’lere kadar devletin ormanı halktan koruduğunu; ancak şimdi ise halkın ormanı devletten koruduğunu ifade etti. 


‘Yeni yaşamı kurmaya kararlıyız’

Orman ekosistemine müdahalenin başında savaşların geldiğini söyleyen HDP Ekolojiden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Prof. Dr. Beyza Üstün, „Orman ekosistemlerine müdahale ve ekolojik sonuçları“ üzerine sunum yaptı.

Prof. Dr. Beyza Üstün, „Ege ve Kürdistan bölgesinde binlerce hektarın cayır cayır yanışına, içindeki bütün canlı cansızların beraber yok oluşuna engel olamadık. HDP ve HDK olarak yaşamı özgürleştirmeye ve yeni yaşamı kurmaya kararlıyız. Ekoloji ve ekosistemi kurmaya kararlıyız. Ekolojiden bahsederken canlı cansızdan bahsediyoruz. Ormanın yeri kıymetli bir bütün olarak. Ekosistem, ağacıyla toprağıyla bir sistemdir. Orman ekosistemi ve bitki örtüsüyle karşılaştığımızda toprağın altındaki bir yığın canlının, o suların içerisinde olduğu bir sistemdir“ diye konuştu. 


Rantçılar OHAL’i fırsatta çevirdi

2. Orman Çalıştayı’nda konuşan Mezopotamya Ekoloji Hareketi aktivistlerinden Güner Yanlıç, „Nasıl orman yangınları ormanlık alanların ranta açılması için bilinçli olarak çıkarılıyorsa, Sur’da çatışmanın olmadığı iki mahalledeki yıkım da aynı mantıkla yapılıyor” dedi. OHAL süreci ile birlikte çalışma alanlarının daraltıldığını ve Sur’da halen sokağa çıkma yasağının devam ettiğini belirten Yanlıç, „Nasıl orman yangınları ormanlık alanların ranta açılması için bilinçli olarak çıkarılıyorsa, Sur’da çatışmanın olmadığı iki mahalledeki yıkım da aynı mantıkla yapılıyor. Yine Hevsel Bahçeleri’nde de aynı durum söz konusu. Hevsel Bahçeleri’nin ranta açılması gibi çalışmalar, OHAL sürecini kendilerine fırsat olarak kullanan sermaye çevrelerince sürdürülüyor” dedi. 

Ardından Evrensel gazetesi Ekoloji muhabirlerinden Özer Akdemir de, „Üç beş ağaç için” konulu sunumunu yaptı. Ekoloji mücadelesinin hukuk ile kazanılamayacağının Artvin Cerattepe’de ortaya çıktığını belirten Akdemir, „Ekoloji mücadelesini hukukla kazanacağını düşünenler yanılıyorlar” dedi. Çalıştay yapılan tartışmalarla sona ererken, sonuç bildirgesinin daha sonra açıklanacağı belirtildi. 


 DİHABER/İZMİR