İsviçre Gündemi

İsviçre’de geçtiğimiz yıllarda referanduma sunulan ve halkın büyük çoğunluğu tarafından kabul edilen “Suç işleyen yabancıların sınırdışı edilmesi” bir türlü hayata geçirilemiyor. Bunun için öncelikle yasalarda değişiklik yapmak zorunda olan İsviçre, konunun uluslararası hukuk normlarına ve Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olması nedeniyle tıkanmış durumda.
SVP gibi sağcı partiler, referandumda halkın iradisine saygı gösterilmesi için bastırırken, diğer partiler yasal düzenlemelerin uluslararası hukuk normlarıyla çelişmemesi gerektiğini savunuyorlar. Öte yandan İsviçre halk oylamasında çoğunluğun her zaman “meşru” kararlar alıp alamayacağını tartışıyor. Hukuk çevreleri politik, ekonomik gücü olan bir kesimin, aynı imkanlara sahip olmayan karşıtları karşısında her zaman sonucu etkileyebileceğini ve bunun da demokrasi içinde yeni sorunlara yol açabileceğini savunuyorlar.
İsviçre’nin söz konusu referandumdan çıkan kararı uluslararası yasalarla uyumlu hale getirmek için kurmuş olduğu Özel Komisyon, bir karar alamadan dağılıp, topu hükümete attı. Adalet Bakanı Simonetta Sommaruga konuya ilişkin yaptığı açıklamada hükümetin tüm ihtimalleri değerlendirip görüştüğünü, aydınlatılması gereken daha çok soru işaretinin bulunduğunu ve 2012 yılının ilk döneminde hükümete konuya ilişkin önerilerini sunacağını belirtti. Hükümet, suç işleyen göçmenin sınırdışı edilmesi yöndeki yasanın yabancılar yasası kapsamında değil ceza yasası kapsamında yürürlüğe girmesinden yana.
***
Dersim “özürü” Kürt diye mi servis edildi?
İsviçre basınında Türk Başbakanı Erdoğan’ın “Dersim özürü”, “Kürt özürü” diye haber yapıldı. Kürtler gazetelere telefon açıp, düzeltme istemesine rağmen, haberler tekzip edilmedi. Erdoğan’ın salt CHP’ye cevap olsun diye “eğer gerekirse devlet adına da özür dilerim” sözü, adeta bugüne kadar Kürtlere yapılanlardan dolayı “özür”e dönüştü. Şimdi merak edilen konu, Erdoğan’ın demokrasi havarisi havasındaki konuşmasının dış basına “Bütün Kürtlerden özür dilerim” diye servis edilip, edilmemesi.
***
FEKAR imza kampanyası
İsviçre Kürt Dernekleri Federasyonu, kimyasal silahlar, tecrit ve KCK operasyonlarının İsviçre Parlamentosu’nun gündemine alınması ve girişimlerde bulunulması için başlattığı mektup kampanyası önemli bir girişim. Mülteci nüfusunun önemli bir kısmını oluşturan Kürtlerin, binleri bulan mektuplarla taleplerini parlamentoya taşıması mutlak anlamda karşılık bulacaktır. Ne kadar çok mektup giderse, İsviçre Dışişleri Bakanlığından FEKAR’ın talep edeceği görüşme o denli etkili olacaktır.
Kürtlerin bu anlamdaki girişimlere büyük ihtiyacı var. İsviçre parlamentosunun, sivil kurumlarının, basının Türkiye’nin resmi açıklamalarına terk edilmemesi gerekir. Eylemler dışında inatla ve kararlılıkla partiler, basın, parlamento temsilcileri, sivil örgütlerle görüşmeler yapılmalı. Bütün bu görüşmeleri salt eylemler düzeyinde ele almak, dikkatleri taleplerin içeriğine değil, tepkiselliğine, güvenliğine çekmektedir. Örneğin Kürt Kadın Hareketi’nin 7-8-9 Aralık’ta bir yürüyüşle başlatıp, BM Cenevre binası önünde 3 gün sürdüreceği ve BM yetkilileriyle görüşme talep edeceği eylem çok anlamlı olacaktır.
***
İsviçre göçmen yasasını alt üst ediyor
İsviçre Adalet Bakanı Simonetta Sommaruga’nın geçtiğimiz haftalarda söylediği “göçmenler sorununu entegrasyonla çözeceğiz. Bugüne kadar yanlış izlenen politikalar nedeniyle sorunlar çözülmedi” demesinin ardındaki niyet resmi politikalara dönüşmeye başladı. Yeni düzenlemelerde şu değişikliklere gidiliyor. “Daimi ve geçici oturma izinlerinde dil bilme zorunluluğunun aynı sıra, İsviçre değerlerine uygunluk da aranacak. Bütün göçmenler için İsviçre dillerinden birinin bilinmesinin zorunlu olacak. Dil kursları teşvik edilecek. Trafikte hız yapan, kadın erkek eşitliğine inanmayan ve bu şekilde hareket eden bireylerin oturma izinleri yenilenmeyecek. Sosyal yardımla geçinen ve bunu yaşam şekli haline getiren, sürekli veya çok sık işsiz kalan işsizlik yardımı alanların oturma izinleri yenilenmeyecek. Aile birleşmelerinde, Avrupa Birliği (EU), Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) dışından (Türkiye gibi) gelen ülke vatandaşlarına dil ön şartlı birleşme uygulanacak. İsviçre dillerinden birini bildiğini kanıtlayamayan veya bir dil kursuna devamla belli düzeyde dil bildiğini belgeleyemeyen eşe oturma izi verilmeyecek. Bu şart 18 yaşını geçmiş çocuklar için de uygulanacak. Göçmenlerin uyumlarından kantonlar sorumlu olacak. İlk gelişten itibaren kanton idaresi göçmeni yönlendirecek. Parasal destek artıyor. Karşılığında uyum bekleniyor Göçmenler için getirilen bu şartların yanı sıra göçmenlerin uyumu için parasal destekler artırılıyor.”