Sosyalist iktisatçılardan Güney Işıkara, Alp Altınörs ve Olcay Çelik, Türkiye ekonomisinin içine girdiği krize ilişkin ortak yazı kaleme aldı. İktisatçıların Abstrakt Dergisi’nde yayımlanan makalesinde, “krizden çıkış için halkçı program” öneriliyor.

 “Krizden Halkçı Çıkış Programı: Toplum İçin Ve Toplumun Kontrolünde Üretim” başlığıyla yayımlanan makalede "Bugün kendini TL’nin aşırı değer kaybında ifade eden mali kriz, önümüzdeki süreçte kredi ve ödeme zincirinin de kopmasıyla reel ekonomide daralmaya yol açabilecektir. Bu kriz, küresel kapitalist bunalımın ve ülkemizdeki siyasi rejim krizinin bileşkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşanan ekonomik krizin birinci sorumlusu AKP/Saray iktidarıdır. Hükümet, bu ekonomik yıkımın sorumluluğunu üstlenerek istifa etmelidir" denildi.

 Toplum için üretime başlamayı esas alan programın, ekonomik krizin aşılmasını sağlayacak, sanayi ve tarım üretkenliğini arttıracak ve bunu işsizlik ve hayat pahalılığı ile değil, artan istihdam ve toplumsal refah ile birlikte yürütebilecek, uygulanabilir tek program olduğu savunulan makalede, Krizden Halkçı Çıkış Programı anlatıldı:

Üretim ve Üretim İlişkileri 

- Özelleştirmeler durdurulmalı, özelleştirilen ve hala üretime devam eden tüm Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) yeniden kamulaştırılmalı, işçi temsilcilerinin de içinde yer aldığı demokratik bir yönetim altında planlı bir şekilde toplum için üretime geçmelidir.

- Ekonomik kriz sonucu iflas eden ya da üretimi durduran büyük ölçekli işletmeler kamulaştırılmalı, orta ve küçük ölçekli işletmeler emek kooperatiflerine dönüştürülerek burada çalışan işçilere devredilmelidir. İşsizlerin bir araya gelerek kuracağı emek kooperatifleri desteklenmelidir.

- Tarımda üretici köylü kooperatifleri desteklenmelidir. Tarımsal desteklerin bütçedeki payı yüzde 5’e çıkarılmalı, tarım üretimi planlı hale getirilmelidir. Bu kapsamda, üretime devam eden emekçi köylülüğün topraklarını birleştirmeleri teşvik edilmeli, siyasi veya iktisadi sebeplerle toprağından edilmiş ya da göçe zorlanmış yurttaşlara ve topraksız köylülere üretim kooperatifleri kurmaları için hazine arazileri tahsis edilmelidir. Bu kooperatifler plana uygun olarak emekçi köylülüğün öz yönetiminde olmalı, teknik, hammadde ve eğitim desteği devlet otoritesi tarafından etkin bir biçimde sağlanmalıdır.

- İnşaat ve gayrimenkul, krizin ilk vuracağı sektörler olacaktır. Borcundan dolayı bankaların el koymaya yelteneceği, inşaatı bitmiş ancak satılamayan veya yatırım aracı olarak kullanılan evler makul bir kira ile evsizlerin kullanımına devredilmelidir.

- Yabancı doğrudan yatırıma ancak ve ancak demokratikleştirilmiş kamu yönetimi ortaklığında ve işçi denetiminde izin verilmelidir.

- Kamu ve kooperatif üretimlerinin birbiri için üretim yapacağı bir toplumsal sektör oluşturulmalıdır. Emek kooperatiflerinden oluşacak bu toplumsal sektör, toplum için üretim esasına göre işlemeli ve kamu tarafından girdi ve satış kanallarıyla desteklenmelidir.

Borçlar 

- Dış-iç ayrımı gözetmeksizin özel sektör borcunun kredi, teminat, kefalet, teşvik ve hibelerle kamulaştırılması engellenmeli, borç yükü öz kaynaklara yüklenmelidir.

- Dış dünyaya olan kamu borçları durdurulmalı, faiz ödemeleri iptal edilmeli, anapara ödemeleri de yeniden yapılandırılmalıdır.

- İşsizlerin ve bilimsel yoksulluk sınırının altındaki hanelerin bireysel kredi ve kredi kartı borçları silinmeli, kalanının faiz ödemeleri iptal edilip, anapara ödemeleri yeniden yapılandırılmalıdır.

- Küçük esnafın kredi borçları yeniden yapılandırılmalıdır.

- Emek kooperatifine dönüştürülen ya da kamulaştırılan tüm işletmelerin iç ve dış borçları silinmelidir.

Para Piyasaları 

- Dış bağımlılık yaratan sıcak para girişine dayalı temel finansman modeline son verilmeli, yatırım finansmanı sermaye kesiminin ve servetin vergilendirilmesi yoluyla sağlanmalıdır. Bunun için sermaye kontrolleri hayata geçirilmeli, sıcak para hareketleri denetim altına alınmalı ve yüksek oranda vergilendirilmelidir.

- Dövizle borçlanmaya kısıtlama getirilmeli, Türkiye içinde döviz ile kiralama ve satış yasaklanmalıdır. Üretime dayalı bir ekonomiyle TL güçlendirilmelidir.

- Merkez Bankası uluslararası sermayeye bağımlılıktan kurtarılarak, para politikası maliye politikasıyla koordineli bir biçimde toplum için üretimi ve istihdam artışını desteklemelidir.

İstihdam, Sendikal Haklar ve Ücretler 

- Toplu işten çıkarmalar yasaklanmalıdır.

- Demokratik ve planlı kamu üretimi ve emek kooperatifleri işsizliğin geriletilmesinin ana unsurları olmalıdır.

- Her mahalleye kreş ve kamusal yemekhaneler açılarak kadının sırtındaki ev işi yükü azaltılmalı, kadının üretim ve toplumsal yaşamda yer almasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

- KİT’lerin ve kooperatiflerin üretimlerinden elde edilen gelir, toplumsal hizmetlerin ücretsiz geliştirilmesine ayrılmalıdır. İlk elden toplu taşımanın ücretsiz hale getirilmesi hedeflenmelidir.

- Kamu ve özel sektördeki işçi ve emekçiler için sendikal haklar önündeki 12 Eylül artığı tüm yasak ve kısıtlar kaldırılmalı, ücret, hak, dayanışma vb. tüm grev türleri tanınmalı, lokavt yasaklanmalı, sendikalara konulan işyeri ve iş kolu barajları kaldırılmalıdır.

- Her işçiye sendikalı olma imkanı sağlanmalı, sendikalar işçi meclislerince yönetilmelidir.

l Asgari ücret işçi ve sermaye sendikalarının toplu pazarlığı ile belirlenmeli, asgari ücret tespit komisyonu lağvedilmeli, pazarlık sürecinde işçilere grev hakkı tanınmalıdır.

- Ev içi emek de dahil olmak üzere, bütün iş kollarında sigorta ve sosyal güvenlik bir hak olarak tanınmalıdır.

- Hem vahşi sömürünün hem de işçileri sendikasızlaştırmanın temel bir aracı olan taşeron sistemi tümüyle kaldırılmalıdır.

- İş güvenliği, işyeri güvenliği ve sosyal güvenlik sadaka ya da lütuf olarak değil, tüm işçilerin hakkı olarak tanınmalıdır.

- Arabuluculuk sistemi kaldırılarak, işçilerin haklarını mahkemede aramasının önü açılmalıdır.

Bölüşüm 

- Vergilendirmede adalet sağlanarak, kazanç oranında vergi alınmalıdır. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır.

- Temel ihtiyaç mallarında bütün dolaylı vergiler (ÖTV, KDV, ÖİV vb.) kaldırılmalıdır.

- Kurumlar vergisinin en düşük dilimi yüzde 30, en yüksek dilimi yüzde 50 olmalıdır. Emek kooperatifleri özel işletmelere kıyasla daha düşük vergilendirmeye tabi tutularak teşvik edilmelidir.

- Sadece gelir değil, servet de vergilendirilmeli, ilk etapta hayatını kâr, faiz ve rant ile kazanan kesimlerin servetlerinin yüzde 30’u vergi olarak alınmalıdır.

- Şirketler için kurumlar vergisi ve KDV tahakkuku toplum denetiminde hesaplanmalı, tahsilat oranı yüzde 90’ın altına düşürülmesi kanunen yasaklanmalıdır.

- Sermaye kesiminin affedilen vergi borçları yeniden hesaplanarak yasal faiziyle birlikte tahsil edilmelidir.

- Elektrik, su ve ısınma vazgeçilmez birer insan hakkı olarak kabul edilmelidir. Yoksul hanelere ihtiyaç oranında elektrik, doğalgaz, su ücretsiz sağlanmalı, sadece bu miktarın üstü ücretli olmalıdır."