Sanatçılar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 21 Mart’da başlattığı yeni sürece yönelik umutlu. Sanatçılardan Çetin Oraner, Xelîl Xemgîn, Cihan Çelik ve Pınar Aydınlar sürece yönelik gazetemize konuştu. iktidarın kötü itibar açısından kaygılı olduklarını belirten sanatçılar, sürecin başarıya ulaşması için halklara güvendiklerini dile getirdi. Ayrıca sanatçıların da demokratik kuruluş sürecinde daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söylediler.


Çetin Oraner:

Türk devletinin tarihinde müzakereymiş, diyalogmuş, barışmış böyle bir gelenek yok. Osmanlı’da da yoktu, şimdi oradan devralınan bir devlet mirası var. Bu nedenle bu aşamaya gelmiş olması tabii ki çok sevindirici. Şu açıdan çok sevindirici: Türk devletinin başka seçeneği kalmadı çünkü Kürt halkının özgürlük mücadelesi Türk devletini öyle bir zora soktu ki. Şimdi kısmi bir ateşkes sürecini yaşıyoruz. Henüz barış filan değil bu. Yani sanki barış olmuş da, her şey olup bitiyor. Böyle bir durum söz konusu değil. Gerçek bir barış ancak ve ancak Kürt halkının ve diğer ezilenlerin kendi özerk demokratik yapılanmalarını kurduktan sonra olacaktır. Bu süreçte herkesin dikkatli olması gerekiyor. Sayın Abdullah Öcalan’ın açıklamalarını, mesajlarını gerek Newroz’da gerek Kızıldere’de, gerek Amara’da hepimiz can kulağıyla dinledik, özümsedik ve hepimizin aklında, unutmadık. Orada açıkça mücadelenin farklı boyutta gelişeceğini ve halkın doğrudan bu mücadeleye katılacağını ve sürdüreceğini ifade ediyor. Yani demokratik halk hareketinden bahsediyor. Şimdi o zaman halkın bütün kesimlerini yeniden güçlü bir şekilde örgütlemek gerekiyor. Yani rehavete kapılmak yok. Rehavet öldürür. Direniş kazandırır. Biz Sayın Öcalan’ın topluma verdiği mesajlarla umutlandık. Bu devletten hiçbir beklentimiz yok, hiçbir şey istemiyoruz söke söke koparacağız. Umut her zaman özgürlük mücadelesini kim başlattıysa, bunun ağır bedellerini kim verdiyse, en başta Kürt halkıdır, en başta özgürlük hareketidir, kurumlarıdır, Sayın Öcalan’dır. Sanatçıların da burada çok çok önemli bir role sahip olduğuna inanıyorum.
Örnek olmak zorunda ve bizlere düşen görev tabii ki bu süreçte halk hareketinin örgütlenmesinde, demokratik kurtuluşa doğru giden yolda sanatımızla, yani müzik, yazı, şiir, edebiyat, film, fotoğraf vb. tüm sanat dallarında bunu yoğunlaştırmamız lazım.

Xelîl Xemgîn:

Süreci yakından izliyorum ve halkın taşıdığı kaygılar hepimizde var. Hele biz sanatçılar üzerinde daha fazla hassasiyeti var. Ama Önderliğin verdiği mesajları dinlediğimizde, içimiz umutla doluyor. Önderliğin açıklamaları, yıllardır bu süreçleri takip edenler olarak, doğru istikamet olarak görüyoruz. Daha önceden hepimizin inandığı bir istikamettir. Kürt ve Türk halkının anlaşmaları gerekir. Zaten 1993 yılından bu yana Önderliğin çabası bunun üzerinedir. Bu da umut vericidir. Ama dediğim gibi kaygılar da var. Çünkü bir yandan karakolların inşasına başlanıldı. Bunlar umutları kırıyor tabii ki. Kürtlerin büyük bir kısmının üzerinde de bu bahsettiğim umutlardan çok bir korku var. Önce silahları bıraktıracak, sonra gerillayı geri çektirecekler ve şimdiye kadar olduğu gibi AKP de Kürtlere oyunlar oynayıp kandıracak düşüncesi var. Çünkü AKP’nin çok kötü bir tecrübesi oldu iktidara geldiği günden şimdiye kadar. Ama süreci ileriye götürebilmek için de yüzde elliden fazlası Kürtlerin elindedir. Birlikte hareket etme açısından, gerçek politikayı yaratma açısından bu aşamada vereceğimiz mücadele öncekine göre daha zahmetlidir. Ama bunlara rağmen umutluyuz, Önderliğin son açıklamaları beyinleri daha da çok netleştiriyor, ufkumuzu genişletiyor. Üzerine hiçbir teori yapmadan, yeni süreç için daha fazla örgütlenip, yeni tarza göre hareket etmeliyiz. Umut biziz, kendimiziz.

Cihan Çelik:

Başlatılan bu süreç eğer gençlerimizin ölmesine engel olacak bir durum söz konusu ise bunu desteklememek yanlış olur. Ama tabii ki, onurlu bir şekilde bir barışın sağlanmasından taraftarım. Her zaman şüpheli davranıyoruz AKP’ye karşı. Çünkü daha önce de bu adımlar atıldı. Biliyorsunuz Oslo sürecinde olumsuz bir tablo ortaya çıktı. AKP’ye güvenmiyorum ama kendi halkıma güveniyorum. İzliyoruz şu anda, hani şu an bir yargıda bulunmak çok zor. Sadece televizyon üzerinden veya farklı gazetelerden vs. yerlerden aldığımız bilgiler doğrultusunda yorum yapabiliyoruz. Akil İnsanlar Heyetini çok olumsuz bulmuyorum ama dediğim gibi şu anki durum tatmin edici değil. Hani pratikte bir adım henüz AKP cephesinden olmuş değil. Mesela silah bırakılacak ama niye bıraksın silahını? Nereye bıraksın, niye bıraksın? Bunlar son aşamada olması gereken şeyler. Bir de ek olarak, Diyarbakır’daki bildiride hiç Alevi kelimesi geçmemesini birileri kullanıyor. Özellikle CHP ve ulusalcı kanat. Bizim Aleviler içerisinde de bayağı örgütlü olmalarından dolayı bunu kullanıyorlar ve bunun doğru birşey olmadığı kanaatindeyim. Çünkü Alevilerin büyük bir kısmı Kürt’tür zaten. Kürt halkının birer ferdidir. Bugüne kadar ki asimilasyon politikaları sonucu belki kendi etnik kimliklerini çok da barışık yaşamıyorlar ama ciddi bir uyanış söz konusu kendi örgütlenmelerine yönelik. Onun için de onların oyunları tutmayacaktır, işe yarayacak bir söylem değil. Ben bu konuda umutluyum.

Pınar Aydınlar:

Ülkemizde kırk yıldır çok ciddi bir savaş var, ama Kürt halkına Kürdistan’a dönük bölme, parçalama politikaları iki yüz yıllık bir tarihe dayalı. Bunu sırf kırk yılla değerlendirmek biraz tarih bilincinin eksikliğiyle değerlendiriyorum. AKP’nin ne kadar faşizan bir anlayışta olduğunu, bugün ülkede her gün yeni bir operasyona uyanırken, bugün ülkede işkenceler devam edip, halen insanlar katledilirken, hala parasız eğitim istediği için insanlar dövülürken, halen Kürt kimliğinden, Alevi kimliğinden ötürü insanlar sokak ortasından polisin ‘kaza’ kurşunlarıyla öldürülürken, bu barış sürecini adapte olamıyorum. Tabii ki barışın olmasını isterim, tabii ki kanın dökülmesinde bir an önce son bulmasını isterim ama sadece bu mesele kan dökmek ve kan dökmemek değil bunun ülkede ve tüm dünya ülkelerinin Kürt halkına ve Kürdistan’a karşı bu kadar katliamcı yaklaşımını önce ciddi anlamda masaya yatırmak gerekiyor. Ki en son Roboskî katliamına tanık olduk. Ben de Roboskî’deydim. Bir Alevi bireyi olarak, 34 Kürt gencinin katledildiği bu olaydan sonra yas tutan kardeşlerimin yanında olmak istedim. Çünkü ben her zaman halkların kardeşliğine, yoldaşlığına inandım. Ben yine doğru kararı, doğru yaklaşımı Kürt halkının vereceğine inanıyorum. Yani benim umudum öbür taraf değil, Kürt halkıdır.


EVÎN AKSOY