
Yerel seçimler yaklaştıkça, Dêrsim’in de en çok tartışılan konusu haline gelmeye başlıyor. Kürdistan’ın dört bir yanında da Dêrsim seçimleri, Dêrsim’in özgürlük mücadelesindeki adeta ‘kutsal’ yeri dolayısıyla ilgiyle izleniyor.
Dêrsim’deki yerel seçim çalışmalarına, bu konudaki tartışmalara dair Uluslararası Kürt Konferansı vesilesiyle Avrupa’ya gelen BDP Dêrsim İl Eşbaşkanı Ergin Doğru’yla konuştuk.
Yerel seçimlere doğru giderken, Dêrsim’deki mevcut atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genel olarak baktığımızda, aslında Dêrsim’de seçimlerle ilgili geçmişten bu yana ciddi değişimler olduğunu söylemek gerekiyor. Dêrsim’de oynanan oyunlarla paralel olarak gelişen bir siyasal süreci gözlemlemekteyiz. Özellikle 2000 sonrasında hem sistem tarafından bir müdahale hem de yerel dinamiklerin buna karşı mücadelesiyle gelişen bir süreç var.
‘Halk uyarıda bulundu’
2011 seçimlerinde, özellikle Kemalizm’in Dêrsim’de kendini yeniden var edebilmesi anlamında, bir yenilgiden bahsedebiliriz belki. Ama bugün şunu gözlemleyebiliyoruz ki, halk aslında bunu ciddi bir şekilde sorgulamış durumda. Aslında biz de parti olarak halkın verdiği bu mesajı doğru anladığımıza inanıyoruz. Halk bize ciddi bir uyarıda bulundu. Kendimizi daha ciddi örgütleme, kurumsallaştırma, süreci daha iyi okuma noktasında, genel seçimler önemli dersler verdi. Bu noktada, halkın taleplerine cevap olma noktasında bir arayış içine girdik. Bugün, Dêrsim halkının verdiği bu mesajı doğru okuyarak halk ile beraber siyaset üretme arayışındayız.
Özellikle son iki dönemdir yerel yönetimlerle yaptığımız hizmetleri, bu hizmetlerin kurumsallaşmasını önemsiyoruz. Bu noktada da Dêrsim genelinde politik sürecin doğru tarzda devam ettirilmesi için kararlılık içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.
Şimdiden görünüyor ki, 2014 yerel seçimleri aslında bir yerel seçimden ziyade siyasal seçim olacak. Gerek sistem güçleri açısından gerekse bizim açımızdan yerel seçimlerle beraber siyasal sonuçların ön plana çıkacağı bir süreç yaşayacağız. Elbette biz yerel seçimlerde yerel politikaların tartışılmasını, bu düzlemde platformlar oluşmasını arzu ederdik. Çünkü bizim geçmiş iki dönemde yaptıklarımız, elimizdeki ciddi ve güçlü argümanlarımızdır. Gelecekte yapacaklarımıza dair de ipuçları veriyor. Ama görüntü odur ki, süreç siyasal olacak. Biz de hazırlıklarımızı bu yönlü de sürdürüyoruz.
Dêrsim halkının geçmişteki aday belirleme süreçlerine eleştirileri olduğu söyleniyor. Buna dair ne diyorsunuz? Şimdiki aday belirleme süreci nasıl işletildi?
Dêrsim’in hem demografi yapısı hem de coğrafi yapısı asi bir halk ortaya çıkarıyor. Bu olumsuz bir durum değildir. Dêrsim halkının demokratik reflekslerinin gelişkinliğini gösteriyor ki bunun da güzel bir özellik olduğunu düşünüyoruz. Biz de bunu gözeterek süreci örmeye çalışıyoruz. En demokratik yöntemlere halka gidip bu sürece halkı dahil ederek adaylarını kendi tercihleriyle belirlemelerinin yol ve yöntemlerini aradık. En doğru yöntem olarak da ön seçimi geliştirdik. Halkın ön seçime gerçekten ciddi bir ilgisi, teveccühü oldu. Bu teveccüh sonucu, belirlenen 470 delegenin 424’ü bizzat oy kullandı. Dolayısıyla, ön seçimden Dêrsim Belediye Başkan Adayı olarak çıkan arkadaşımız, Dêrsim halkının tercihidir. Dêrsim halkı kendi tercihini yapmıştır.
Halkın aslında geçmiş süreçlerde ortaya koyduğu tepkiler, “Bana rağmen siyaset yapmayın” tepkileri idi. Bizler bunu doğru okuduğumuz için ön seçimle halkı kattık. Halkımız bu süreçten oldukça memnun. Gayet demokratik bir yarış sürdürüldü. Şimdi de halkımız adayımızın etrafında şimdiden kenetlenmiş durumda. Başarının, zaferin de kaçınılmaz olduğunu, bu birliktelikle mutlaka yakalayabileceğimizi düşünüyoruz.
Dêrsim’deki diğer demokratik güçlerle ittifaklar konusunda da girişimleriniz oldu mu?
Biz ittifaklara sadece bir seçim gündemi olarak bakmıyoruz. Aslında yeni bir paradigma, toplumsal anayasa oluşturmaya çalışıyoruz. Bu yeni toplumsal anayasa paradigması içinde de genel perspektifimize uygun olarak farklılıkların birlikte yaşayabilmesinin yolunu, yöntemini arıyoruz. Bu noktada Demokratik Özerklik projemizin özünde var olan, herkesin kendini kendi rengi ile var edebilmesi, koruyabilmesi, yaşatabilmesidir. Toplumsal yapıdaki farklılıklara da siyasal farklılıklara da böyle yaklaşıyoruz. Dolayısıyla, Dêrsim’deki bütün sistem karşıtı güçlerin ortak demokratik paydalarda bir araya gelerek yeni yaşamı birlikte örmesinden yanayız. Seçimin de buna vesile olması gibi bir düşüncemiz vardı. O yüzden de çok erken başlattığımız ittifak sürecini biz sadece seçimlerle ilgili düşünmüyoruz. Yeniden bir birlik süreci olarak değerlendiriyoruz. Dêrsim’deki tüm siyasal yapıların sisteme karşı ne yapabileceğini tartışıyoruz. Beklentilere cevap olabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü Dêrsim’de bu kadar oyun oynanırken, ilerici-demokratik güçlerin bu kayıtsız kalması, dağınık ve parçalı bir görüntü vermesi doğru olmaz. Dost güçlerimizle bu noktada kimi zorlanmalar yaşamış olsak da bu zorlukları aşıp birlik noktasında bir mesafe kat edeceğimize inanıyoruz.
Sistemin son dönem Dêrsim politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Elbette Dêrsim’de ciddi oyunlar oynanıyor derken tek bir oyundan bahsetmiyoruz. Dêrsim’de yaşamı maniple edecek, toplum yapısını da siyasal görüşleri de değiştirecek oyunlar oynamaya çalışıyorlar. İnançtan tutalım dile, toplumsal yapıdan tutalım çevreye kadar ciddi sorunlar var. Bunlar içinde beyaz eşya dağıtma belki de en basitidir! Daha derinlikli, arka planında farkı niyetlerin gizli olduğu oyunlar var. Bir yandan Cemaat eğitim kurumları üzerinden örgütlenerek topluma ‘şirin’ görünmeye çalışırken diğer yandan doğayla birlikte ziyaretler de katledilerek toplum inançsal köklerinden koparılmaya çalışıyor. Yine sistemin sağ kanadı AKP de, sistemin sol kanadı CHP de geçmişte sürdürdüğü politikaların tutmadığını görünce daha farklı politikaları ön plana çıkarıyor. Bir yandan açlıkla terbiye etme politikası geliştirirken, diğer yandan insanı yoksullukları üzerinden kendine bağlama arayışını sürdürüyor.
‘Alternatif ortaya koymalıyız’
Aşiretçiliği gericilik temelinde hortlatıp toplumu ayrıştırmaya çalışıyor. Bizim demokratik, ilerici güçler olarak görevimiz, bu oyunu deşifre etmektir, halkımızı daha duyarlı hale getirmektir. Demokratik güçler kendi alternatif programlarını ortaya koymalılar. Hem inançsal asimilasyonu hem para ile satın alma politikalarına karşı alternatif... Dêrsim’in tarihsel kişiliğine hakaret olarak kabul edilebilecek bu onursuz dayatmalara meydan bırakmamaya çalışıyoruz. Bütün bunların deşifrasyonunun da halkın doğru tutum almasını sağlayacağını biliyoruz. Geçmişte de AKP’nin satın alma politikalarına halk ciddi bir ders vermiştir. Ama ilerici güçler rollerini oynayamadıkları için bunun siyasal yansıması istediğimiz gibi olmamıştır. Bu dönem bu eksikliği de gidererek, siyasal öncülük rolünü de oynayacağız. Böylelikle de aslında, halkın ciddi bir ders vermesini tüm argümanları ile tamamlamış olacağız, diye düşünüyoruz.
Dêrsim’deki yerel yönetimlerle ilgili bazı eleştiriler yansıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Elbette eksikliklerimiz vardır. Bunlar da bizzat genel başkanımız tarafından ifade edildi. Çeşitli konferanslarda da dile getirildi. Ama yerel yönetimler konusunda belediyelerimize karşı bir karalama politikası yürütüldüğünü de göz ardı etmemek gerekiyor. Belediyemiz eksiklikleri olmasına rağmen hiçbir zaman halka sırtını dönmedi. Belki belediyede çalışan kimi kadroların kişisel eksikleri vardı; ama parti politikası olarak düşünmek haksızlık olur. Ama neticede halkın bu noktada eleştirileri var. Biz bu eleştirileri dikkate aldık; giderme noktasında da özeleştirel mekanizmalar oluşturduk. Gerek yerel yönetim içinde gerekse de partimizin Halkla İlişkiler Komisyonu üzerinden halkın şikayetlerini alıp bunlar üzerinden sorunları giderme noktasında bir çalışma yapmaktayız. Bu sorunu kısmen giderdiğimizi de sevinerek söyleyebiliriz. Ama tümden giderebildiniz mi, derseniz; elbette eksiklikler her zaman olacaktır. Yaşamın gereğidir bu. Ama sorunları tespit edip, en aza indirdik; böyle bir çaba içerisinde olduk.
Karalama politikası dediniz. Tam olarak nedir, nasıl yürütülüyor bu?
Dêrsim halkı, belediyenin çalışmalarını görüyor; ama bu çalışmalar belirli güçler tarafından ciddi bir şekilde maniple ediliyor. Örneğin Dêrsim’in belki tarihinin en büyük projesi olan bir arıtma projesi belediyemiz tarafından yapılıyor; ama karalama kampanyası “Zaten belediye yapmadı ki devlet yaptı“ gibi basit ve kaba uydurmalarla ortaya çıkıyor. Yani neticede belediyeler devlete bağlıdır; halkın verdiği vergileri devlet üzerinden alır. Ama şimdi bu kesimlere sormak lazım: Madem devlet yapıyor; bizden önceki yerel yönetimler döneminde de devlet buradaydı ve ciddi kaynaklar akıtıyordu. O kaynaklar nereye gitti?
‘Örgütleniyoruz, tutukluyorlar’
Belediyemiz yaptığı parklarla, altyapı hizmetleriyle, arıtma tesisleriyle, sosyal faaliyetleriyle ciddi bir çalışma yaptı. Geçmiş on yıllık sürede iki kadın belediye başkanı arkadaşımızın elinin değmesi ile tabiri caizse, kentin çehresi değişti. Ama bunu yeterince anlatabildik mi? Bu konuda ciddi eksikliklerimiz vardır. Bunu çok yönlü değerlendirmek lazım. Eksiğin büyüğü bizdedir; ama şunu da gözardı etmek yanlış olur: Ne zaman bir örgütlenme ve toparlanma çabasına girsek sistemin tutuklama terörü sonrası kadro sıkıntısı yaşıyoruz. Ama hizmetlerimizi hem görsel medya, hem sosyal medya üzerinden hem de halkla birebir yapacağımız çalışmalar üzerinden giderme, daha iyi anlatabilme hedefimiz var. İnanıyoruz ki çalışmalarımızı halka anlattığımız zaman halkın gösterdiği teveccüh de artacaktır; şimdiye kadarkinden de daha güçlü bir iradeyle arkamızda duracaktır.
İlçelerdeki seçim çalışmaları fazla gündem olamıyor. İlçelerde de seçim çalışması yürütüyorsunuz…
İlçelerimiz de bizim için çok önemli. Dêrsim, tarihsel misyonuna, tarihsel duruşuna uygun olarak topyekün ayağa kalkmalıdır. Bu ayağa kalkışı sadece merkezle sınırlı görmüyoruz. Dêrsim’in tüm ilçelerinde de bir seferberlik hali içinde, iddialı bir şekilde yürümeli. Merkeze sıkıştırılmış bir seçim anlayışı doğru değildir. Bu nedenle de Dêrsim’in tüm ilçelerinde aday çıkarma, seçim çalışması yürütme ve örgütlülük düzeyimizi en üst seviyeye çıkararak tüm ilçeleri kazanma hedefini önümüze koyduk. Çünkü biliyoruz ki, başarısız olduğumuz ilçelerdeki başarısızlığımız, halkın tercih etmemesiyle ilgili bir durum değil. Bu başarısızlığın temelinde bizim kendimizi merkeze endekslememiz, hareketi merkeze hapsetmemiz, ilçelere hak ettikleri değeri vermememiz vardır.
Bu dönemde Dêrsim’in tüm ilçelerinde çok ciddi bir hazırlık yürütüyoruz. Hedefimiz Dêrsim’in her yerinde dostlarımızla birlikte seçimi kazanıp, Dêrsim’den sistemi söküp atmak. Bugüne kadar hiç kazanamadığımız Pülümür, Nazımiye ilçeleri ve Peri beldesinde de çok iddialı bir şekilde seçim çalışması yürütüyoruz.
İlçelerde de halkla gereken istişare toplantıları yürütüldü ve en demokratik biçimde aday seçmeye çalıştık. Neticede ilçelerimizde de halkın tercih ettiği adayları açığa çıkardık. Bu adaylarla iddialı bir seçim çalışması yürüteceğiz. Zaten yarattığımız örgütlülük düzeyi de bunun göstergesi. Şu anda Dêrsim’in tüm ilçelerinde örgütlülük yaratmış durumdayız. Bugüne kadar ilçe örgütü açamadığımız Çemişgezek’te de çok kısa süre sonra ilçe örgütümüzü açacağız. Orada da seçime gireceğiz.
Manevi katkı daha önemli
Avrupa’da yaşayan Dêrsimlilerin seçimlerdeki rolü nedir? Buna dair çalışmalarınızı anlatır mısınız?
Dêrsim’de yaşayandan kat be kat fazla Dêrsimli’nin diasporada olduğu hesaba katıldığında, bilimsel bir gerçeklik olarak, diasporadaki Dêrsimlilerin aslında ülkedeki gerçekliği ciddi şekilde etkilediğini biliyoruz. Geçmişten beri de diasporada önemli çalışmalar yürütüldü. Halkımız fedakarca bu süreçlere dahil olmaya çalıştı. Ama aslında bu fedakarlığa denk düşecek bir verimi alamadığımızı da söylemek gerekiyor. Diasporadaki halkımız sorumluluğunu yerine getirmiştir. Ama onu daha verimli kılıp ülke içindeki çalışmalarda performansını artıracak örgütlenmeleri yapmadığımız için yeterli verimi alamadık.
Avrupa kurulan komiteleri bir adım önde
Bu dönem için şimdiden hazırlanıyoruz. Diasporadaki halkımızın hem birebir seçim süreçlerine dahil olması hem de gelemeyen insanlarımızın nasıl bir katkı sunabilecekleri noktalarında arayışlar, çalışmalar var. Buradaki dostlarımız ve kurumlarımız üzerinde bu planlama üzerine tartışma yürütüyoruz. Sevinerek söyleyebilir ki, diasporadaki halkımız zaten kendi yarattıkları örgütlenmelerle, komitelerle bizim de bir adım önümüze geçip kendileri bu öncülüğü yerine getirmiştir.
Şunu söylemek gerekiyor: Bizim diasporadaki halkımızdan beklentimiz sadece maddi boyutta değildir. Manevi anlamda yürütecekleri ajitasyon ve propaganda çalışmalarını daha da fazla önemsiyoruz. Çünkü buradaki halkımızın ülkeyle direkt bir bağı vardır. Ya bir akrabası vardır; ya arkadaşları, dostları vardır. Dolayısıyla, gelişen teknolojiyi de kullanarak, artık aradaki sınırlar ortadan kaldırılabilir. Doğru temelde, seferberlik halinde bu insanlarımız çalışmalara kanalize edilebilir. Önemli olan, varlıklarının önemini anlatabilmektir; oynayacakları rolün ne kadar büyük olduğunu anlatabilmektir. Bu kavranıldığı zaman diasporanın ülke üzerinde ciddi bir etkisi olacağına ve seçim sürecinde bize ciddi bir katkı sunacağına inanıyoruz. Bu noktadaki çalışmalarımız devam edecek.
Geçmişte iki ay önceden ancak planlanan ve koşuşturma içinde yapılan çalışmaları şimdi dört-beş ay öncesinden başlatmış durumdayız. Bu planlamayı daha verimli biçimde, dostlarımızla birlikte yürüteceğiz.
NİHAL BAYRAM-RIZA AYDOÐDU