Yapısal olarak baktığınızda taşeron işçi; 'Halkın Belediyeri'nde, özellikle 'Demokratik Özerk' bir yönetimde olması mümkün değildir. Demokratik Özerklik, bütünsel olarak kapitalist modernitenin kurumsal yapısını hedef alıyor. Halk meclisleri, komünler sadece 'toplumsal' alanları kapsayıp, başka isimlerle yeniden bir araya gelme değil, bütün olarak ilişkilerin demokratize edilmesidir. Bu nedenle radikal demokrasidir zaten yoksa yeni isimlendirmelerle sınırlı bir değişimi aşamaz. O zaman halkın belediyeleri önce kendisini değiştirmekle başlamak zorunda değil midir? Bu yüzden taşeron işçilerden yani iş güvenliği olmayan, asgari ücretli ve mesela çöp kamyonunda çalışan bir şoförün araba kaza yaptığında kendisi ödediği, bazen çabuk kırılan kazma sapının işçiye yüklendiği bir sistem halkın belediyelerinde çöp kamyonlarına yüklenmesi gerekmiyor mu? Ve tabi ki müteahhitleri ile birlikte.
Burada hemen 'söylediklerin çok doğru ama şimdi zamanı değil henüz' lobicileri devreye girer. Aynı zamanda devletten medet umulur ve yasaların buna müsaade etmediği sevinçle ileri sürülür. Sanki her zaman yasaları dinliyormuşçasına telaş içinde müteahhitlere ihale edilir. Burada seçimden önce söylediklerimizi tekrar edelim. Neden taşeron işçi kooperatifleri kurmuyoruz ve bütün müteahhitlere verdiğimiz işleri işçi kooperatiflerine vermiyoruz? Patronun aldığı kar neden işçilere ya da belediyeye kalmıyor? Zaten patronlarda kar etmiyor zor durumdalar diyorsanız eh onları da bu durumdan kurtarmış oluruz! Eğer illa ki ihale kanunu önümüze sürülecekse hodri meydan. Sırtında patronları taşıyan taşeron şirketler mi daha iyi fiyat verecektir yoksa patronları, müteahhit çöpüne atan, işçilerin denetiminde işçi kooperatifleri mi?
Bugün Demokratik Modernite'yi inşa edecek yapısal durumun kurucu unsuru olma iddiasında olan yerel yönetimler, üretenlerin söz ve karar hakkının dahil olduğu, üretimin demokratikleşmesini, halkın ihtiyaçlarının yeniden kamulaştırılmasını ve sadece kamulaştırılma değil bütün unsurlarıyla birlikte toplumsallaştırılmasını hayata geçiren organlara dönüşmek zorundadır. Yani bu özelleştirilmiş kamunun tekrar kamulaştırılması ve toplumsallaştırılmasıdır. Toplumsal bir örgütlenme modeli ileri süren bir politik hareketin yerel yönetimleri, bugün bunu mutlaka gerçekleştirmek zorundadır.
Toplumsallaştırılmış bir yerel yönetim, demokratik özerkliğin ayrılmaz bir parçası durumunda. Egemenlerin belediyeleri mazbataları, koltukları, makam arabaları, sökülmüş ya da sökülmemiş makam kapılarından ibaret bizimkisi ise henüz kapı eşiğinde bekleyen radikal bir demokrasiden...
Halkın Belediyeleri
Aslında başlık 'Halkın belediyelerinde neden hiç taşeron işçi olmamalıdır?' olmalıydı ama uzun başlıkları editör arkadaşlar kabul etmediği için kısa tutmak zorunda kalıyorum. Bu yüzden belki sayfayı geçerken yakalayabileceğimiz okuru kaçırıyoruz ve yine bizim kadim okurumuza kalıyoruz. Umarım aralarında belediye başkanı arkadaşlar da vardır.