Yayın hayatına 16 Ocak 2006'dan beri devam eden gazetemiz Yeni Özgür Politika'nın yıldönümü gecesi, önceki akşam Almanya'nın Frankfurt kentinde yapıldı. Geceye binlerce Kürdistanlının katılmak istemesi ve salon kapasitesinin dolması zaman zaman zor anlar yaşanmasına neden oldu. Gecemize halkın ilgisi, salona giden yol güzergahında 2 kilometrelik araç kuyruğuna neden olunca, çok sayıda Kürdistanlı polis tarafından evlerine gönderildi. Etkinliğin yapıldığı 'Saalbau Griesheim' salonu, hınca hınç dolması nedeniyle çok sayıda Kürdistanlı da salonunu dışında birikmeye başladı. Kürdistanlıların bu kadar ilgi göstermesi ve sahiplenmesinde, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın gecemize katılması, Roj TV yayınlarının kesilmesine yönelik karar ve AKP'nin son dönemlerde Kürtlere karşı yürüttüğü topyekün savaş etkili oldu.
Aziz Oğur'un sunuculuk yaptığı gece, basın şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından panele geçildi. Gazeteci Meral Çiçek'in moderatörlüğünü yaptığı panelde, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve gazeteci-yazar Günay Aslan konuştu. Demirtaş, "Başbakan Demirtaş" sloganları ile karşılandı.
Panel ardından Avrupa Barış Meclisi, Roj TV, Yeni Özgür Politika ve BDP'ye barış çalışmalarına verdiği katkıdan dolayı 'Xelata Rumete-Onur Ödülü' sundu. Ödülleri, BDP adına Selahattin Demirtaş, Roj TV adına Yüksel Çelik ve gazetemiz adına İzzet Akçin aldı.
Yaşları 4 ila 11 arasında değişen 'Darmstadt Ceylan Önkol Çocuk Korosu'nun küçük sanatçıları da sahnede performansları dikkat çekti. Koro, müzik dinleti ve geleneksel Kürt kıyafetleri ile beğeni topladı. Gazetemizin Kürtçe sayfalarının editörü Aziz Oğur, etkinliğin Kürtçe sunumu yaptı, arada Kürtçe şiirler okudu. Gecede Atılım Gazetesi ve Avrupa Barış Meclisi birer mesaj iletti.

Değişik standlar

Bu arada salonun hınca hınç dolması ve yaşanan zorluklar nedeniyle Demirtaş, tekrar sahneye gelerek duyarlılık çağrısı yaptı. Güvenlik gerekçesiyle, salon kısmen boşaltıldıktan sonra program yeniden başladı.
Ardından sanatçı Zelal Gökçe, birbirinden hareketli şarkılarıyla dinleyicilerin karşısına çıktı. Gökçe'den sonra Emre Saltık ve Diyar sahne alarak Kurmancî, Kirmanckî ve Türkçe şarkılar söyledi. Etkinlik alanında Yeni Özgür Politika Gazetesi'nin tanıtım ve abonelik standının yanında Mezopotamya Yayınları, Mir Müzik, Hevya a Sor Kurdistanê, Avrupa Barış Meclisi, Mozaik Tour Reisen, Kirmanckî kitapları, Kürt Kadın Hareketi standları da yer aldı.

 RIZA AYDOÐDU/NİHAL BAYRAM - ŞERVAN UCAL 




'Kürtleri dikkate almayan, hiçbir proje yapamaz'

Gazetemizin kuruluş yıldönümü gecesinde okurlarımız, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve gazeteci Günay Aslan'ın katıldığı panele büyük ilgi gösterdi. Demirtaş'ın "Özgür basın ile dayanışma gecesinde bu kadar coşkulu bir kitle karşısında olmaktan onur duyuyorum" sözleri, dakikalarca ayakta alkışlandı.
Gazetemizin, büyük bedeller ödeyen özgür basın geleneğinin devamcılarından biri olduğunu vurgulayan Selahattin Demirtaş, konuşmasına şöyle sürdürdü: "Aralarında Yeni Özgür Politika'nın da bulunduğu basın kurumlarının özgür basın geleneği büyük bedeller ödedi. Bu geleneği sürdüren basın mensubu arkadaşlarla dayanışmada bulunmak hepimizin boynunun borcudur. Onlar hiçbir zaman -en zor koşullarda bile- halkımızı ve bizleri yalnız bırakmadı. Elbette halkımız da Yeni Özgür Politika ve tabii ki Roj TV'yi yalnız bırakmayacaktır."
Ardından sözü Türkiye'deki 'KCK' adı altından gerçekleşen siyasi soykırım operasyonlarına getiren BDP Eşbaşkanı, hiçbir tutuklamanın hukuki olmadığını, bunun AKP'nin gücünü değil zayıflığını gösterdiğini belirtti. Demirtaş, "Bütün bu tutuklamalar on yıllık iktidardan sonra AKP'nin içine düştüğü sıkışmışlığın bir sonucudur. Bu tutuklamalar, AKP'nin güçlü olduğunu değil, zayıf olduğunu gösteriyor" dedi.
Kürtlerin, taleplerinin TRT 6 gibi düzenlemelerle geçiştirilemeyeceğine vurgu yapan Demirtaş, devamla şunları vurguladı: "TRT 6 ile yetinin demek AKP açısından geçerli bir politika olmayacak. AKP bunu görebiliyor, bunu engellemeye çalışıyor, yani hem Suriye'de hem Irak'ta hem de İran'da Kürtlerin haklarının, özgürlüklerinin önüne geçmeye çalışıyor. Bunu tümden yapamazsa dahi kendine bağlı rejimlerin oluşması için çaba harcıyor. Suriye'ye bu nedenle müdahele etmeye çalışıyor. Güney Kürdistan ile ilişki geliştirerek müdahele etmeye çalışıyor. Türkiye'deki tutuklamaların, askeri ve siyasi operasyonların bu kadar yoğun, orantısız ve abartılı bir şekilde yapılmasının en büyük nedeni de budur. Özellikle Ortadoğu'da yeni bir dizayn sürecinde Kürtlerin sesini kısmak, Kürtlerin meydanları, sokakları kullanmasını engellemek için bu tutuklamaları yapıyor. Ancak Türkiye de ve Ortadoğu'da Kürt halkının siyasi iradesi vardır ve bir güçtür. Bu gücü dikkate almadan Ortadoğu'da hiçkimse siyaset yapamaz, herkes bunun farkında. Amerika gibi dünyanın süper gücü bile Ortadoğu'da Kürt halkının siyasi iradesini hesaba katmadan asla plan, proje yapamaz."
Demirtaş, „6 bin arkadaşımızı tutukladılar ama geride 15 milyon insanımız var“ diyerek AKP’nin yürütmüş olduğu tutuklama furyasının sonuç vermeyeceğini de vurguladı.

Tecrit tasfiye politikasının bir parçası
AKP'nin güncel politika iki seçeneğinin olduğunu söyleyen Demirtaş, bunları, ya Kürt Halk Önderi Öcalan'ın protokollerini kabul etmek ya da Kürt Özgürlük Mücadelesi'ni tasfiye etmek şeklinde ifade etti. Demirtaş, "AKP, ikinci tercihi, ikinci yolu seçmiştir" diyen Demirtaş, İmralı'da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağır tecridin de tercih edilen tasfiye planının bir parçası olduğunu dile getirdi. Demirtaş, "İmralı'da Sayın Öcalan'a dayatılan aynı konseptin bir parçasıdır. Diğer yönü ise Kürt halkının tasfiyesidir. Ama benim halkım bu tasfiye planına boyun eğmeyecektir" şeklinde konuştu.
Demirtaş devamla şunları dile getirdi: "Medyada, Kürt hareketi üzerinden tartışmalar yürütülüyor. Yanlış konuşuyor ve çarpıtıyorlar. Şu anda dünyada özerkliği uygulayan çok sayıda ülke vardır. Almanya bunlardan biri. Eyalet sistemi var. Eyalet sistemlerinin kendi bölge meclisleri var. Mecliste kendi bölgesinde karar çıkarma yetkisine sahiptir."
Demirtaş, devamla Türkiye'de mahalle, kadın ve köy meclisleri hakkında bilgi verdi. Yanı sıra kooparatifçiliğin, yoksulluk ve işsizliğin önlenmesinde önemli önemli olduğunu vurgulayan Demirtaş, Demokratik Özerklik projesinin inşa sürecinin çok sayıda tutuklama ve diğer baskı yöntemlerine rağmen devam ettiğini vurguladı.
İmralı tecridine karşı serhildan
BDP Eşbaşkanı konuşmasının devamında, "Birçok arkadaşımız tutuklandı. Ancak Demokratik Özerklik'in inşaa süreci devam ediyor. Çünkü Kürt halkı kendi geleceğini, kendi kaderini tayin ediyor. AKP, bir yandan bu meclislere müdahale ediyor, bir yandan da TRT 6 ile asimilasyon politikasını yürütüyor.  Demokratik Özerklik'in hayata geçmesi için bunu anayasa ile güvence altına almak zorundayız" dedi.
Kürt halkına acı çektirenlerin asker ve sivil devlet yetkilileri olduğunu ifade eden Demirtaş, yaşanan olumsuzluklar ve çözümsüzlüklerden Kürt siyasetçilerini sorumlu tutmanın vicdansızlık olduğunu belirtti. Demirtaş son olarak şunları söyledi: "Bir halkın iradesi olarak tanımladığı bir Önderi baskı altında tutmak asla kabul edilemez. Bu tecrit, sizin ortaya koyacağınız duruşla çözülür. Bu ne AKP'nin ne de herhangi bir oluşumun lütfudur. Herkes İmralı'daki tecride karşı iradesini serhildanlarla ortaya koymalıdır."
Gazetemizin yazarlarından Günay Aslan ise şunları ifade etti: "Ekonomik çıkarların ön planda olduğu bir süreçteyiz. Filistin halkı gibi Kürt halkı da imha edilmek isteniyor. Bu tabloyu şimdi de Erdoğan gerçekleştirmek istiyor. Ayrıca diasporada da kirli oyunlar var. Roj TV gerçeği bunu ispatlıyor. Roj TV belki karartılabilir ama Kürt halkı hiç merak etmesin kısa sürede yenide aydınlatılacaktır. Biz bir güç olarak artık kendi kendimizi tekrar ve tekrar inşaa etmek durumundayız. Hiçbir güç artık Kürtlerin siyasal gidişatını engeleyemez. Ne faşizan baskılar, ne operasyonlar, ne kirli hesaplar, ne tutuklamalar ne de kapatmalar..."
Aslan tecrit hakkında da şunları söyledi: "Sayın Öcalan'ın ailesi tarafında ziyaret edilmesi, O'nun tecrit altında olmadığını göstermez. Bu Türkiye'nin politik bir girişimidir. Kürtler bunu iyi görüyor. Tecrit ile halk kışkırtılmak isteniyor. Ancak halk serhildanlarla iradesine sahip çıkıyor."