İki gün önce bir köyü ziyaret ettim. Konuk olduğum evin sahibi durmadan rejim dönemde olup bitenleri, Kürt ve Sünni Araplara yönelik izlenen, horlayan, aşağılayan politikaları anlatıyordu. Anlattıkları aslında devrimleri ile Baas rejimi arasındaki fark da gösteriyordu. Yine Baas rejimi dışındaki bazı sözüm ona demokratiklik örtüsüyle hareket edenlerin zihniyetini gösteriyordu.
Konuk olduğum evin sahibinin bir restoranı vardı. Aslında restorandan ocak başı gibi bir yerdir. Ama büyükçe bir yerdir. Bu yeri 1974 yılından beri işletiyormuş. Bu yeri işlettiği için defalarca Baas rejiminin kapatma tehditleri, keyfi vergilendirmeleri ile karşılaşmış. Ama her seferinde farklı bir yol ve yöntemle yerinin kapanmasının önüne geçmiş. Anlattığı olay devrimci gelişmelerin başlamasından bir yıl önce yaşanmış. Olay anlatıcısı ise ev sahibinin Mehemmed adındaki oğluydu. Mehemmed olayı şöyle anlattı, Bir gün yine salonumuz ağzına kadar doluydu. Orta yerde bir masada üç kişi oturmuştu. Üç istihbarat elemanı da geçip karşılarına oturdu. Onları izlemeye, takip etmeye başladılar. Ben de olup bitenleri, ne olacak diye merak ederek izliyorum. İstihbaratçılardan biri dışarıya çıktı, telefonla konuştuktan sonra geri döndü. Çok geçmeden on ile on beş kişi kadar daha istihbaratçı geldi. Geldikleri gibi hepsi birden silahlarını çekerek o masayı kuşattılar. Masada oturanları yaka paça müdüriyet odasına götürdüler. Tabii ki döverek, tekmeleyerek götürdüler. Odada çok kalmadan adamların kafasına çuvallar geçirip, oturan yüzlerce kişinin arasından çıkarıp götürdüler.
İki gün önce Asayişten bir ekip geldi. Aradıkları bir kişinin restorantta oturduğunu onu gözaltına almak istediklerini söylediler. Bunun için iznimizin olup olmadığını sordular. Tabii içeride tutuklayamayacaklarını, dışarıya çağırıp öyle tutuklayabileceklerini Asayiş yetkililerine söylendi. Ardından, dışarıya çıkıp aradıkları şahsı bir garsonun aracılığıyla çağırdılar. Çağırdıkları şahsı oradan alıp götürmediler. Şahsın kimliğini almışlar ve git yemeğini bitir ondan sonra gel gidelim demişler. Adam içeri girdi yemeğine kaldığı yerden devam etti. Bitirdikten sonra kalkıp hesabını ödedi. Ardından onu dışarıda bekleyen Asayiş ekibinin yanına gitti. Oradan alıp Asayiş merkezine götürdüler. Sonradan olayı takip ettiğim kadarıyla, aranan şahısın ifadesini alıp bırakmışlar.
Mehemmed çok yalın haliyle kendi gözleriyle gördüğü iki sistem arasındaki farkları böyle anlattı. İki sistem ve bu sistemlerin insana, insanlara onların kişisel insani haklarına yönelik bu iki yaklaşımı anlatırken kıyaslıyor. Ve biz bu gerçeklikle ile yaşıyoruz. İnsana hiç değer vermeyen, onu bir şey saymayan, onu insan yerine dahi koymadan bir sistemden, rejiminden böyle bir sistem ve düzene geçmiş olmamız bizi mutlu ediyor diyor, Mehemmed.
Mehemmed’in anlattığı onlarca, yüzlerce binlerce örnek her gün Rojava’nın herhangi bir kentinde, kasabasında, köyünde yaşanıyor. Ve insanları kendileri de bunlara tanık olarak birbirlerine anlatıyor.
Halk kendi gözleriyle gördüklerine ve yaşadıklarına inanıyor. Çünkü sonuçta devrim ve inşa edilen yaşam onlarındır. O yüzden onlar için iyi olanı da kötü ve çirkin olanı da en iyi onlar görür ve dile getiriyorlar. Mehemmed’in verdiği sadece bir örnektir.
Mehemmed’in anlattıkları aslında kapı kapı dolaşıp Rojava Asayiş’i şöyle ya da böyle insanlara şunu yapıyor, bunu yapıyor söylemlerine cevaptır. Mehemmed bunları söylerken yanlışların da yapılabildiğini özenle dile getiriyor. Ancak o da tıpkı siyasetçileri gibi biz hem yönetmede, hem kendi kendimizi yönetmede yeniyiz o yüzden yanlışlarımız da olabilir. Ancak yanlışlarımızı da düzeltecek gücümüz var diyor. Çünkü bu devrim halk olarak bizim irademizle gerçekleşti. Yine bizim kardeşlerimizin direnişi ile korunuyor, diyor Mehemmed.
Halkın gözünden devrim
Rojava Devriminin tarihsel ve toplumsal temelleri çok eskiye dayansa da fiili olarak devrimin gerçekleşmiş olması ikinci yılını doldurmak üzere. Devrim için çok şey söylendi. Çok şey konuşuldu. Hatta bazıları devrim yok dedi. O yüzden uluslararası alanda birçok kanaldan devrimi karalama, etkisizleştirme çalışmaları oldu. Ancak birde halkın kendi gözüyle gördükleri ve yaşadıkları var. Gerçek olan da budur.