İttihatçılar Ermeni Soykırımı’ndan sonra hedef tahtasına Kürtleri koymuşlardır. 1921 Koçgiri isyanı sırasında ordu komutanı Sakallı Nureddin Paşa’nın “Türkiye’de zo (Ermenileri) diyenleri temizledik, lo (Kürtleri) diyenlerin köklerini kazıyacağım” sözleri Kürtlere ve Kürt Alevilere yönelik resmi politikanın esin kaynağı olmuştur. Koçgiri’de Kürt Alevilere yönelik uygulanan soykırım ve katliamda Kürt Alevi çocuklarını ateşlerde yakarak, köyleri ve evleri talan ederek, insanları infaz ederek, zorunlu göçe zorlayarak ayaklanma bastırılmıştır. 1925 Şeyh Said isyanı bahane edilerek Aleviler açısından önemli inanç ve kültür merkezleri olan Tekke ve Zaviyeler Takrir-i Sükûn Kanunu ile kapatılarak Alevi inancının inkar ve imhası devletin resmi politikası haline gelmiştir. Bu dönemde Kürt kimliği ve Alevi kimliği resmen yasaklanmıştır. Koçgiri ile başlayan Anadolu’yu Türkleştirme politikasında dikensiz bir gül bahçesi istiyorlardı. Bunun için 1937 yılında Dersim’e yönelik katliam ve soykırım uygulamaya konulmuştur. Bu katliamda Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilirken, on binin üzerinde insan öldürülmüş, kız çocukları ise ailelerinden ve topraklarından kopartılarak, Türk-Sünni ailelere evlatlık olarak verilmiştir.

CHP bu dönem ülkenin tek partisidir. Bundan dolayıdır ki bazı Aleviler bu katliamın CHP’nin üzerine atılamayacağını, bir “devlet politikası” olduğunu söylemektedirler. Hatta “Atatürk’ün hasta olduğunu; Atatürk’ün katliamdan haberdar olmadığını” insan aklıyla alay edercesine dile getirmektedirler. CHP’nin Alevilere uyguladığı imha ve inkar politikalarının sonucunda 1946-1950 ve 1954 yıllarında Aleviler Adalet Partisine oy vermişlerdir. Alevilerin yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde Adalet Partisi birinci parti olarak çıkmıştır. 

Adalet Partisi’nin İslamı ve dini öğeleri ön plana çıkarmaya başlaması ve CHP’nin “şeriat gelecek” propagandası Alevi kitlesinin büyük çoğunluğunun tekrardan CHP’ye oy vermelerine yol açmıştır. 1970’lerin başında ise Aleviler sol sosyalist örgütlerin içerisinde yer almışlardır. Sol sosyalist örgütler ise hem Kürt Alevileri hem de Türkmen Alevileri potansiyel bir örgütlenme alanı olarak görmüşlerdir. Neredeyse var olan örgütlemelerinin tamamını Kürt Alevi gençliği üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yine 1970’lerde Ecevit’in “ortanın solu” söylemiyle Türkiye’de ben demokratım diyen tüm kesimlerin CHP’ye oy verdiği bir dönemde CHP ve Alevi ilişkisi esas olarak başladı. Bu dönemde ilk olarak 1971 yılında Kırıkhan’da daha sonra da 1978 yılında Maraş katliamı gerçekleştirilmiştir. 


CHP katliamları meşrulaştırma arayışında 

Aleviler CHP’nin ve onun devamı olan partilerin iktidar olduğu dönemlerin neredeyse tamamında katliama uğramıştır. Sivas’ta Alevilerin diri diri yakıldığı dönemde ise DYP-SHP koalisyonu vardı. 1980’lerde Kürt Özgürlük Mücadelesi’yle beraber özelde Kürt Aleviler ve Türkmen Alevileri özgürlük hareketi saflarında yer almışlardır. Deyim yerindeyse Kürt Özgürlük Hareketi’yle öze dönüşü gerçekleştirmişlerdir. Ulus devlet anlayışı Kürt Alevileri özgürlük hareketinden koparmak için Adıyaman, Malatya ve Maraş gibi Kurmanci lehçesinin konuşulduğu yerlerde Alevilerin esas olarak Türkmen olduğunu, Alevilerin Kürt olmadığını dile getirmişlerdir. Dersim Alevlerine yönelik olarak da “Zazaların ayrı bir halk olduğu, Kürtlükle bir ilgilerinin olmadığı” CHP’li bazı vekil ve sözde alevi önderleri olduğu söylenen bazı kurum kuruluşlar ve şahsiyetler tarafından sürekli olarak dillendirilmektedir. Bütün bu söylemleri Dersim katliamı ve diğer Alevi katliamlarını meşrulaştırma çabası olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü Dersim bütün Alevilerin göz bebeğidir. Dersim’in Alevilik ve Kürtlükten uzaklaştırılması, diğer Alevi bölgelerinin de kopartılması demektir. CHP Genel Başkanı kendisi de Dersimli bir Kürt Alevi’si, Dersim katliamcısı, Sabri Çağlayangil ile bizzat gerçekleştirdiği röportajda Sabri Çağlayangil, “Fareler gibi zehirledik” diyor. Fakat kendisi CHP adına özür dilemek yerine bu işi tarihçilere bırakalım diyor. Burada Kemal Kılıçdaroğlu için bir parantez açmak gerekiyor. CHP’nin başına geldiğinde özelde Aleviler, Kürtler ve toplumun tüm kesimlerinde olumlu bir intiba uyandırmıştı. Bunun tek nedeni ise Kılıçdaroğlu’nun Kürt ve Alevi olmasıydı. Miting alanlarında Alevi kimliğinden dolayı bütün Aleviler onun şahsında, Recep Tayyip Erdoğan tarafından yuhalanmasına rağmen Alevilerin büyük bir kısmı genel ve yerel seçimlerde CHP’ye oy vermiştir. Fakat Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP’nin adayını CHP adayı olarak tanıtması, MHP ile ortak olarak seçime girmesi Alevilerin CHP ve Kılıçdaroğlu’ndan kopuşunun ilk sinyalleri oldu. 


CHP’nin bakış açısı 

AKP’den farklı değil

CHP’li bazı belediyelerin sınırları içerisinde yapılan cemevlerinin ibadethane sayılmadığını, ruhsat verilmeyip yıkım kararı alındığını basından duyuyor ve ibretle izliyoruz. Camii-Cemevi projesinde cemaatle beraber hareket ederek Alevilerin asimilasyon projesine desteklerini sunmuştur. Seçim bildirgesinde ise Kürt sorununun çözümü için geçmişte olduğu gibi sadece meclisi adres gösterilerek, bu konuda da somut program ve projenin ortaya koymadığını görüyoruz. Alevi sorununda ise milli şefi İsmet Paşa’nın diyanette “Alevi Kürsüsü” kurması gibi Alevilerin asimilasyonuna yönelik politikanın bir benzerini ortaya koyarak “Ben de Alevilere diyanette pay vereceğim” diyor. Diyaneti kaldırmak yerine “Diyanet ve imam hatipler bizim dönemimizde açıldı” diyerek AKP ile benzer bir pozisyona düşmesi, yine Suriye’deki Alevi katliamına karşı “Mezhepsel siyaset yapmıyoruz” diyerek, tepkisiz kalması sorunların çözümü konusunda CHP’nin de AKP’den farklı bir bakış açısı olmadığını göstermektedir. 

Tarihsel olarak baktığımızda İttihat Terakki Fırkası’nın kuruluşundan bu yana Türkiye’de ikili bir iktidar kliği mevcuttur. İttihat Terakki ile Abdülhamid arasındaki iktidar savaşının bugünkü yansıması CHP-AKP iktidar savaşıdır. Bu savaşta halkların ve ezilenlerin kazanacağı bir şey yoktur.  Bunun içindir ki artık Alevilerin CHP’den tam bir kopuşu sağlamalarının zamanı gelmiştir. Ayrıca HDP projesiyle birlikte Aleviler CHP’ye “kötünün iyisi” kabilinden destek vermek durumunda değildir, olmamalıdır. Aleviler de diğer bütün ezilen halklarla birlikte HDP içinde yer almalıdır. 


* Eğitimci