Cansu ÖZDEMİR*

 

Almanya’nın Hamburg kentinde Eyalet Parlamento seçimleri 23 Şubat’ta gerçekleştirildi. Seçmenler, yüzde 63,2 oranıyla son 20 yılın en yüksek katılımını gösterdi. Bu oran bir önceki seçime (2015) göre, yüzde 6’nın üzerinde bir artış gösterdi. Seçmenlerin yaklaşık yüzde 34,3’ü oylarını posta yoluyla kullandı. Sosyal Demokratlar (SPD) yüzde 6’nın üzerindeki oy kaybına rağmen yaklaşık yüzde 40 oy ile parlamentonun en güçlü partisi olarak kaldı. Kaybedilen oyların çoğu Yeşiller’e (Grünen) gitti. Sonuçlara göre yine SPD hükümette kaldı ki bu durum, Hamburg’un geleneği haline geldi.

En güçlü parti olamasa da Yeşiller, oylarını yüzde 24,2’ye ulaştırarak oylarını ikiye katladı. Diğer metropollerde olduğu gibi, Hıristiyan Demokratlar (CDU) modern burjuva alternatifi olarak ikinci sırada yerini aldı. Sonuç olarak, Hamburg’taki büyük koalisyon şimdilik kırmızı-yeşil (SPD ve Yeşiller).

Yeşiller daha genç, daha memnun ve merkezde yaşayanları temsil ederken, SPD daha yaşlı, daha az memnun ve daha yerleşik kısmı temsil ediyor.

CDU neredeyse yüzde 5 oy kaybetti ve şimdi sadece yüzde 11,2’ye ulaştı. Bu durum, tüm eyalet parlamentosu seçimlerinde ikinci kötü sonucu. 1951’de Bremen eyaletinde yüzde 9 oranıyla en kötü oy oranına varmıştı.

Almanya İçin Alternatif Partisi’nin (AfD) kadın, genç ve şehir merkezinde yaşayanlardan oy alamasa da orta yaşlı erkekler ve şehir dışında yaşayanlardan aldığı oylarla yüzde 5,3’e ulaşarak parlamentoya girmeyi başardı.

Demokrat Hür Partisi (FDP), yüzde 5 barajını aşamadı. Ancak Blankensee semtinden aldığı yüksek oy oranıyla tek başına parlamentoya girmeyi başaran birinci sıra adayı Anna von Treuenfels-Frowein, önümüzdeki beş yıl FDP milletvekilliği yapacak.

Göçmenlerin sesi

Sol Parti (Die Linke), Hamburg’taki en iyi sonucunu elde etti. Özellikle yeni seçmenlerden gelen ve SPD’den kaydırılan oylarla yaklaşık 70.000 oy alan Sol Parti, yüzde 0,6’lık bir artışla yüzde 9,1’e ulaştı. Sol Parti oylarını daha çok göçmen, işçi ve merkezde yaşayanlardan aldı.

Eşitlikçilikte biz

Sol Parti, eyalet parlamentosunda 12 yıldır çalışmalarını sürdüren bir güçtür. Fikirlerinin ve finansal fizibilitesi hakkında hala çekinceler yaşasa bile, Sol Parti, kendini Hamburg’da sosyal politik aktör olarak tanımlıyor; Hamburg halkının yarısı Sol Parti’nin sosyal eşitlik için mücadele eden en güçlü parti olduğu düşüncesinde olmakla birlikte, kentteki sosyal farklılıkların karşısında Sol Parti’nin eşitlikçi fikirlerinin öneminin de farkında.

 Sosyal adelette biz

Sol Parti, ödenebilir kiralar için artan kiraların karşısında yasal olarak üst sınır getirilmesini talep ediyor. Sol Parti’nin mücadelesi toplumda da bunu görünür kıldı: Yapılan ankete göre; toplumun 5’te biri Sol Parti’nin kira sorununa çözüm olabileceğine inanıyor. Hamburg seçmenlerinin yüzde 19’u “sosyal adalet” söz konusu olduğunda Sol Parti’nin gücüne güveniyor.

Seçimde öne çıkan başlıklar

* Seçmenlerin yüzde 62’si trafik/ulaşım

* Yüzde 39’u kira/konaklama piyasası

* Yüzde 19’u iklim konusuna öncelik vererek oy kullandı.

 Thüringen belirleyici oldu

Thüringen eyaleti seçimlerinde AfD’nin oylarıyla seçilen FDP’nin aldığı kamuoyu tepkisi Hamburg seçimlerine de yansıdı ve barajı aşamayarak parlamentoya giremedi. Bunun karşısında AfD ise yüzde 5,3 oy alarak parlamentoya girdi. Ancak oyların düşmesi de yine Hamburg’un güçlü antifaşist yapısının gerçekleştirdiği protesto eylemlerinin başarısıdır. AfD her ne kadar parlamentoya girmeyi başarsa da ülke çapında en zayıf olduğu eyalet Hamburg oldu. Thüringen’de yaşananların ardından diğer partilerin AfD’ye karşı tavrı değişti.

Sol Parti’nin tutumu net

Bizim bu konudaki duruşumuz baştan beri nettir; AfD ile gerek parlamento içi gerek parlamento dışı, ortak çalışma söz konusu olamaz. Başından beri mesafemizi koyduk. AfD’nin demokratik bir seçimle seçilmiş olması onların demokratik değerleri taşıdığı anlamına gelmez. Ayrıca diğer partilerden de faşist ve sağcı partiye karşı mesafesini daha net sergilemesini istedik. Ancak bizimle hemfikir olmamalılar ki, Thüringen’de FDP ve CDU, faşistlerle faaliyet yürütebileceklerini düşündüler. Bu da onları büyük kayıba uğrattı.

Hamburg’ta Yeşiller ve Sol Parti dışında tüm partilerin açıkça kaybettiği söylenebilir. Yeşiller, Fridays for Future hareketi nedeniyle oylarını ikiye katladı. Sol Parti olarak bizler, hem yüzdelik olarak hem de oy oranı olarak oylarımızı çoğalttık ve şu an mecliste 13 sandalyemiz var. Bu,  Sol Parti’nin güçlenme eğilimi olduğunu gösterir.

Hükümet koalisyonu

Büyük bir ihtimalle bir önceki dönemde olduğu gibi Senato, SPD ve Yeşiller’den; koalisyon ise SPD ve CDU’dan oluşacak. Diğer yandan SPD ve Yeşiller’den oluşan bir koalisyon da mümkün. Bu yeni koalisyonun, vekillerin 3’te 2’sinden oluşacağı ön görülüyor. SPD’li Peter Tschentscher partisinin seçim zaferinden sonra farklı koalisyon seçeneklerinin de mümkün olduğunu belirtti. SPD ayrıca CDU ile görüşeceklerini de kaydetti.

Tschentscher, bu açıklamayla başarı elde eden Yeşiller’in hevesini kursağında bıraktı. Tschentscher, Yeşiller ile bir koalisyonun daha yakın bir seçenek olduğunu ve halen geçerli olduğunu ve ilk koalisyon görüşmelerini Yeşillerle yapacaklarını belirtmişti. Yeşiller ve SPD ile koalisyon görüşmeleri başladı.

Seçim sonucu Hamburg’taki “sol”un güçlenmesi anlamına geliyor; Yeşiller’in başarısı ve CDU’nun kaybı bu değişimin göstergesidir. SPD ve CDU’nun toplam oyları düşmeye devam etti, birlikte yüzde 50’nin biraz üzerine çıkabildiler.

Hanau’dan ders çıkarmak

Hanau katliamı bizi derinden sarstı. Almanya’daki aşırı sağcı yapıların yıllarca hafife alındığını ve dikkate alınmadığı bir kez daha kanıtlandı. Hayatını kaybedenlerden Ferhat Unvar’ın annesi “Oğlum boş yere ölmüş olmamalı” dedi. Haklı. Ferhat ve diğer kurbanların yakınları, Almanya’daki faşistlere karşı daha tutarlı bir tavır ve katliama ilişkin gerekli tüm açıklılığı hak ediyor.

Sağ terörizm yapılarının yok edilmesinin zamanı geldi. Almanya’da meydana gelen sağcı cinayetlerinin yıllarca dikkate alınmaması, neo nazi yapılarının güçlenmesi ve sağcı terörizmin cinayetlerinin sürdürülmesine yol açtı. Güvenlik makaları, güvenliğin içerisinde nazi hücrelerinin bulunmasının karşısında duyarsız kalmamalı.

NSU dosyalarına 120 yıl boyunca gizlilik kararı getirildi. Neden? Devlet neyi saklıyor? Bu yeni döneminde, NSU soruşturmasını yakından takip etmesi için bir komitenin kurulması için mücadele etmeye devam edeceğiz. NSU cinayetinin meydana geldiği ancak bir soruşturma komitesinin olmadığı tek eyalet Hamburg’tur. Sağ terörizm görmezden gelinirken solun tehlikesi her zaman odak noktası oldu. Bu dehşet ve tehlikeli durum derhal sonlandırımalı.

* Hamburg Sol Parti Fraksiyon Eşbaşkanı

Çeviren: Dilan Karacadağ