70 örgütün çağrısıyla binlerce kişinin katılımıyla yapılan, Hamburg Demokratik Kürt Toplum Merkezi, Sakine Cansız Kadın Meclisi gibi Kürdistani kurum üyelerinin de yer aldığı yürüyüş "İltica temel bir haktır. Sürgün bir suçtur" sloganıyla yapıldı. 

Yürüyüşte görüşlerine başvurduğumuz sivil toplum örgütleri temsilcileri, her gün çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği, kadına tecavüzün yüksek bir oranda seyrettiği ve basın özgürlüğünün ayaklar altına alındığı Türkiye'ye mültecilerin gönderilemeyeceğini belirtti. Mültecileri pazarlık konusu yapan Türkiye ve Almanya arasındaki derin işbirliğine tepki gösterdi. 


Gundi Amara (Sakine Cansız Meclisi Eşbaşkanı): Almanya başta olmak üzere Avrupa devletleri, mülteci meselesini insani noktadan ele almıyor. Mültecilerin bir kısmının para karşılığı sınır dışı etmeye çalışan Almanya, bu amaçla en fazla Türkiye ile ittifak içerisini giriyor. Bunu yaparken de Kürt sorununu görmezden geliyor. Merkel'in Türkiye ile yaptığı mülteci pazarlığı sonucu Almanya'da daha önce tutuklanan Türk istihbaratçılar serbest bırakıldı. Alman yetkili makamlarına, Almanya içerisinde Türkiye istihbaratı için çalışan ve faşist örgütlenmelerin de öncülüğünü yapan UETD temsilcisi Timur Yüksel'i araştırması için bilgilendirmiştik. Ama devlet yetkilileri bu meseleyle ilgilenemeyeceklerini söylüyorlar. Bütün bunlar bir kez daha Türkiye ve Almanya arasındaki derin ittifakı gösteriyor.


Moritz Winter (Tatort Kurdistan): Almanya Türkiye ile anlaşıp, insanları bir meta gibi pazarlıyor. Tüm kirli savaşlara ve ittifaklara karşı halklar için heyecan uyandıran Kürt Özgürlük Hareketi'ni ve Önderi Abdullah Öcalan'ı saygıyla selamlıyoruz. Sayın Öcalan'ın konfederalizm temelinde demokratik modernite tezi barış, özgürlük ve eşitlik adına yürütülen mücadeleler adına ışık olduğu gibi Avrupa Solu için de önemli bir referans olacağı unutulmamalı.

Ruber Castro (United People): Bu eyleme öncelikle Kübalı kimliğimle katılarak yürüyüşteki çeşitliliğe dahil oluyorum. İnsan kadar özgür bir karaktere ve ruha sahip bir canlının kamplara sokulmasını kabul edemiyorum. Bugün ikinci sınıf insan muamelesi gören mülteciler diğer insanlarla aynı sınıfsal haklara sahip değil. Bunun temelinde devlet politikası olduğu kadar ırkçı, milliyetçi yaklaşımlar da etkili olabiliyor.


Anke Kleine Meier (ISL temsilcisi ve kadın doktoru): Mültecilikte en çok mağdur olan kadınlardır. Hele de hamile kadınlar ama bu sorun fazla tartışılmıyor. Kadın geldiği ülkede sınıfsal, ulusal ezildiği gibi cinsel saldırıların da merkezi olabilmektedir. Evli olan kadınların çoğu zaman eşleriyle beraber göç edemediği realitesi de fazla ele alınmayan meselelerden birisi. Mesela Almanya’da son çıkan mülteci yasaları evli kadın ve erkeğin eşlerini yanına getirmesini zorlaştırıyor. Bu arada mülteci meselesinde Merkel ile Erdoğan'ın işbirliğini kabullenemiyorum. Her gün yüzlerce insanın katledildiği, kadına tecavüzcü olaylarının yaşandığı,  düşünce hürriyetinin hiçbir anlam ifade etmediği bir devlete mültecilerin geleceği teslim edilemez.



SERKAN YILDIZ/HAMBURG