
Kürtlük, taşınması zor bir kimlik. İnkar, imha ve asimilasyona uğrayan birçok kimliğin maruz kaldığı uygulamaları yaşadı Kürtler. Ancak nüfus yoğunluğu, binlerce yıldır yaşadığı coğrafyada köklü bir tarihsel kültüre sahip olması nedeniyle Kürt soykırımını tarihteki diğer kırımlardan farklılaştıran özellikleri de ortaya çıkardı. Reber Apo’nun bir toplumun içine düşebileceği en kötü durum olarak tanımladığı “varlığını kanıtlamak” zorunda kalmak, bir dönemlerin silahla değil, kalemle mücadele ederek sonuç alacağına inanan kesimlerin argümanı oldu.
Oryantalistlerin gözünden dağın asi halkı olarak kahramanlıklarına, savaşçılıklarına methiyeler dizilmiş olsa da Kürtlüğe biçilen paye direnip kaybetmektir. Avukatsız halk, desteği olmayan halk olarak sömürgeciliğe mahkum olunduğu ispatlanmaya çalışılırdı. Gururları okşanır, pohpohlanır ama saldırıya uğradıklarında dağlardan başka dostu olmadığı söylenerek timsah gözyaşları dökülürdü. Kendilerini yönetecek yeterlilikte görülmez, bölgedeki dengelerde kanları üzerinden siyasi ve ekonomik pazarlıklar yapılan bir konumda bırakılırdı.
Kürdistan özgürlük hareketinin kırk yıllık mücadelesi sırtını dağlarına, özgücüne dayayarak ağır bedelleri ödendikten ve ödenmeye devam ederek Kürtlüğe yaşama imkanlarını ortaya çıkardı. Kürtlük utanılan, kaçılan bir kimlik olmaktan çıkarak gururla taşınan bir kimliğe dönüştü. Kürtçe konuşmak, okumak, yazmak, şarkı söylemek, Kürtlük sembollerini taşımak yükselen değerler haline geldi. Kürt siyasetçisi, gazetecisi, sanatçısı olarak kendini tanıtmak bir mücadeleyi temsil etme anlamı kazandı. Bir yanda hala bedelleri ödenerek yaşatılmaya çalışılan bir kimlik varken bir yanda da varlığını Kürtlüğün yokluğu üzerine kurmuş bir sistemde, kendini varetmeye çalışan Kürtlüğü değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Bir televizyon kanalında 20.sn Kürtçe bir ninni söylemek için yalvaran gencin dramı bunun ifadesidir. Annesinin eleştirisi ve hatrına faşizm koşullarında bir tv kanalında Kürtçe söylemiş olmayı başarı sayıp bunu övenler, romantize edenler olsa da bu durumu utanç olarak tanımlayanlar da oldu. Bu bir yanıyla sömürgeci devletin gerçekliğini gözler önüne sererken olayın diğer yanı o konuma düşebileceğin bir zeminde varlık bulabileceğini düşünme yanılgısıdır. Üstelik de o zeminde sanatçı olabileceğine inanmaktır. Ahmet Kaya’yı Kürtçe ıslık çaldığı, halay çektiği için Kürtlere saldıranların kimler olduğunu unutmaktır.
Reber Apo’nun “Sizin çelişkiniz hem Kürtlüğü hem de sistemi birlikte yaşayabileceğinizi sanma yanılgınızdan kaynaklanıyor” tespiti bu durumu çok iyi ifade ediyor. Bunun bir nedeni Kürt sosyolojisi ve tarihinden habersizlik iken diğer yanı Kürtlüğü bir aksesuar gibi takıştırarak, kendisine yaşam alanı açan bir asalaklar topluluğu ile de Kürt katliamı tamamlanmaktadır. Özgür Kürt değerlerini temsil edenlere reva görülenler düşünüldüğünde Kürtlüğün öyle kolay yaşanılacak bir kimlik olmadığını bilmeliyiz.
Reber Apo’nun önderlik ettiği kırk yıllık mücadele ile Kürtlük artık sadece bir ulusal kimlik değil, kadın özgürlüğünün, demokratik siyasetin, ekolojik bilinçle özdeşleşleşen evrensel değerlerin taşıyıcısı haline geldi. 21.yy sistem karşıtı hareketlerine ilham kaynağı olan bu demokratik uluslaşma modelinin liberalizmin saldırıları ile karşı karşıya kalmaması düşünülemez. Uluslar arası komplonun 21. yılını geride bırakırken Reber Apo üzerindeki tecridin ve paralel gelişen askeri, siyasi saldırılar kadar özel savaş araçlarını görmek önemlidir.
Bu saldırıların bir yönü de mücadelenin yarattığı özgür Kürt kimliğinin karşısında bir başka Kürt kimliğinin inşa edilmesidir. İşbirlikçi, modernist, milliyetçi Kürtlüğe imkan ve olanaklar açılarak KDP Kürtlüğü diyebileceğimiz bir proje devrede tutulmaktadır. En son İran KDP’si askeri olan kadın ve erkeklerin yılan ve tilkileri kemirirken gösteren fotoğraflar da bu projenin yansıması. Tam da oryantalistlerin vahşi Kürt imajını doğrulayan pozlarla algılar yönlendirilmektedir. Bu fotoğrafları servis edenler oryantalist projenin Kürt’ünü görünür kılmak istiyorlar.
YJA Star ve YPJ gerillalarının savaşırken de güzel kalmayı, etik-estetik ilkeleri savaş gibi bir çirkinliğin içinde yaşatan ideolojik mücadelerini ‘Kadın Rambolar’ yaratarak yozlaştırma hedeflenmektedir. YPJ’nin dünya kamuoyunda yarattığı Ortadoğu’nun özgür kadın kimliğine karşı peşmerge kadınların fotoları çoğu kez algıları yönlendirmek için kullanıldı. Kadın gerilla elbiselerinin moda sektöründe kullanılmasından, Güneşin Kızları ve Silah Kızkardeşliği filmlerinde olduğu gibi DAİŞ’e karşı mücadeleyi yürütenlerin peşmergeler olduğu algısının yaratılması bu algı operasyonlarının parçaları. Özgür Kürt kimliğinin temsil ettiği değerler birçok uluslar arası, bölgesel hatta kişisel projeyi boşa çıkaran karakterde olduğu için üzerinde çok yönlü operasyonlar yürütülmektedir ve yürütülmeye devam edilecektir. Kürtlük soykırım kıskacında bir kimlik olduğundan herbirimizin Kürtlüğü nasıl yaşadığımızı ve temsil ettiğimizi sorgulamaya ihtiyacımız var.