Faşist darbe yönetimlerine methiyeler düzen, iktidarın olanak ve nimetlerinden faydalananların sivil toplu örgütü olup olmadığı tartışılır. 12 Eylül faşist darbesi döneminde darbecilere yaranmak için kırk takla atan bu STK’ların 28 Şubat post modern darbe döneminde, halkı sokaklara dökmeye çalıştıkları biliniyor. Bu beşli çete yanına, AKP’ye yakın sendika ve bazı kuruluşları da alarak kardeşlik yürüyüşü çağrısında bulundu. Diyarbakır’da varlıkları dahi bilinmeyen 600 STK çeşitli çağrılarda bulundu

Bu çağrının ardından Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı'nın katılacağı İstanbul mitingi açıklandı. Bir de plazalardan organize edilen Osmanlı Ocakları’nın İstanbul’da medyaya yönelik saldırıları ve ortaya çıkışları çok da masumane değil. Açıkça "bana itiraz edersen seni ezerim" anlayışıdır.

Bu çağrıların tek bir merkezden yönlendirildiği açıkça görülüyor. 28 Şubat’ta Milli Görüş geleneğinin hükümete girmemesi için Çiller’i satan TOBB ve diğerleri düne kadar karşı çıktığı AKP’nin yanında yer aldı. Bu örgütler yarın kim iktidar olursa onun yanında yer alır. TOBB ve diğerlerinin adının sivil toplum örgütü olması onların darbeci kimliklerini gizleyemez. TOBB ve diğerlerinin rüzgarın yönü değiştiğinde AKP’yi satmayacaklarının da garantisi yok. Çünkü pratikleri ortada.

8 gün boyunca sokağa çıkma yasağının uygulandığı Cizre’de, en temel insan hakkı olan sağlık hizmeti alamadığı için ölen Kürt yurttaşların acısını hissetmeyenlerin, hükümetin "Cizre’de sivil ölümler yaşanmamıştır" açıklamalarına itiraz etmeyenlerin barış ve kardeşlik söylemleri pek de inandırıcı gelmiyor. İrdelendiğinde ulusalcılar tarafından organize edilen ve AKP iktidarının gitmesi için yapılan mitinglerin açık ve gizli destekçilerinin kimler olduğu da görülecektir. Askeri vesayetin zayıflaması ve sivil vesayetin devreye girmesiyle, kendilerini sivil vesayetin korumasına alanların, yarın rüzgarın yön değiştirmesiyle, nereye savrulacaklarını da kestirmek mümkün. Daha çok değil, Mayıs ayında yapılan TOBB Kongresi’ne HDP’yi parti olarak çağırmayan, (Yüzde 10 seçim barajını aşmadığı bahanesine sığınan) etkinlik ve davetlerinde HDP’lileri davet etmekten kaçınan, TOBB ve TOBB anlayışındaki kurum ve kuruluşların kardeşlik çağrılarının samimiyetine HDP’ye oy verenler nasıl inanacak?

Bu çağrılar 12 Eylül’de de, 28 Şubat’ta da, bugün de iktidara yaranma çağrılarıdır. Demokrasinin kırıntısının dahi bulunmadığı, seçme ve seçilme konusunda koyduğu barajlarla sürekli aynı kişilerin iktidarda kaldığı üyelerinin yasalarla zorunlu olarak ödedikleri ödentilerle, başkanların ömür boyu saltanatlarını sürdürdüğü kurumların demokrasi ve özgürlük söylemlerine varın siz inanın

Evet,

Barışa evet.

Kardeşliğe evet.

Akan kanın durması için Türk-Kürt elele sokaklara çıkmalı. Silahlar susmalı. Bunların hepsine evet. İnsanım diyen hiç kimse buna karşı çıkamaz. 

Selahattin Demirtaş, kent kent gezip bu çağrıları yapıyor. Onun sesine de kulağını tıkamayacaksın.

Askeri ve sivil vesayete rağmen hepimiz kardeşiz diyebiliyorsan, Cizre’de ölen 7 yaşındaki Baran'ın, 75 yaşındaki Mehmet amcanın acısını hissediyorsan binlerce üyenin bulunduğu Cizre’ye iki yöneticini gönderip, araştırma yaptıracaksın. Yöneticini gönderemiyorsan orada Cizre, Silopi, Şırnak Ticaret ve Sanayi Odaları var. Onlardan bir rapor isteyerek, o raporun gereğini yapacaksın.

O zaman Kürdistan'da yaşayan Kürtler senin samimiyetine inanacak ve çağrına istediğin tarzda yanıt verecektir.

Demokrasi, özgürlük ve kardeşliği sadece kendisi için isteyenlerin ne kadar demokrat olduğunu herkes öğrendi, zaten.